Taze iklimlerinle doyurarak çorak bahçemi
Canmâna koydum adını canmânasısın yurdumun
Rayihânla avutarak kabuslu gecelerimi
Korkusuz gecelerde, sönmeyen yeşilisin ufkumun
Akşam oluyor düşümdesin, sabaha seninle çıkıyorum
Gönlünü sükûn edemiyorsan şayet,
Nezih duvarlar öremiyorsan kalbine,
Yitiyorsa bir kadın parmak uçlarında,
Boşuna sayıp sövme o kadere.
Anla ki burcunun hikmeti kadındadır,
Çölümde vuslat bulunmaz
Umutlarım duman olur benim
Hangi tabip gelse derman bulamaz
Kabuk bağlamaz yaralarım
Kanamamalarım hiç durmaz benim
Bir yaz akşamı, öptüğün gözlerimden
El değmemiş yepyeni bir bahar akıyor
İnceden delip geçtiğin yüreğimden
Saadet bekçisi bir derviş geçiyor
Ben bir derviş olamadım gülüm
Giderken göğsüne yaslanamadım gülüm
İnerken sırların puslu zeminine
Anladım ki bana reva görülen müstehakmış
Her nesnesi ayağıma takılan dünyada
Bana düşen, huzura uzaktan bakmakmış
Bergüzarımda ki asil pehlivanları dindirirken
Bulutlara hiçbir zaman uzanamamakmış
Bastığın her yerden bir füsun fışkırıyor
Takılıyor bütün umutsuzların peşine
O sersem umudun baharı bile deşiyor
Meydan okuyor o hazin çağların gecesine
İşte o gecenin aydınlandığı bakıştasın
Anneciğim,sen hep yirmi beş yaşındasın
Gülümsedim sana dizinin dibindeki kıyıdan,
Fark ettin mi yüzümdeki çılgın arzuyu?
Denizi seviyorsun diye ayrılamadım kıyıdan,
Fark etmedin mi ruhumdaki coşkuyu?
Merak etmesen de adım Haziran.
Çıkalım gökyüzüne, söyleyelim şarkımızı
Fütursuz, filtresiz dans edelim hilalim
Ket vuralım hazin dünya sürgününe
Selam çakalım aşk deryasında süzülmüşlere
Kırk gün kırk gece diz dize olalım hilalim
İstanbul bana, ben sana uzak
Yakıp yıksam anılar mahşerini
Ateşin bile açmaz bana kucak
Koşup geçsem gurur köprüsünü
Yaslanır sırtıma yaşlı bir bıçak
İstanbul bana, ben sana uzak
Kalbimde acılar rutinmiş.
Anlasaydım, kesilmezdi nefesim.
Köşeyi döndüğüm her sokakta
denize açılan yollar olurdu.
Kasvete imrenmezdi hevesim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!