Ben uzun zamandır kayıbım...
Öyle haritalarda bulunmayan yerlerde değil,
kendi içimde.
Bir yanım hâlâ çocuk,
kapısı açık bir eve koşmak istiyor.
Bir yanım çoktan yaşlandı,
hangi kapıyı çalsa
içeriden kendi sessizliği geliyor.
Benim evim nerede?
Bazen bir insanın gözlerine bakıyorum,
“Belki burası,” diyorum.
Belki bu bakışın içinde
üşümem artık.
Belki adımı söylediğinde
dünyada ilk kez
bir yere ait olurum.
Sonra gidiyorsun.
Ve anlıyorum,
bazı insanlar ev değildir;
yalnızca yağmurdan kaçarken
altına sığındığın saçaklardır.
Ben seni ev sandım.
Ayakkabılarımı kapının önünde çıkardım,
sesimi alçalttım,
kalbimin bütün odalarını sana açtım.
Kırık yerlerimi gösterdim;
“Bak,” dedim,
“burada bir zamanlar umut vardı.”
Sen hiçbir şey söylemedin.
İnsan en çok
cevap gelmeyen yerde üşüyormuş.
Benim limanım nerede?
Kaç deniz geçtim bilmiyorum.
Kaç gece,
kaç fırtına,
kaç yanlış kıyı…
Her ışığı sen sandım uzaktan.
Her sıcaklığı yuva.
Her “kal” diyen sesi
kader.
Oysa insan bazen
sırf çok yorulduğu için
yanlış bir yerde demir atıyor.
Ben yoruldum sevgilim.
Öyle uyumakla geçecek bir yorgunluk değil bu.
Başımı birinin göğsüne koyup
“Artık aramana gerek yok,”
sözünü duymak istiyorum.
Bir insanın ellerinde
dünyanın sesini kısmak istiyorum.
Ben hep güçlü göründüm.
Çünkü kimse
kaybolduğumu anlamasın istedim.
Gülümsedim.
Yürüdüm.
“İyiyim,” dedim.
Ama geceleri
içimde küçücük bir çocuk
aynı soruyu soruyor:
“Eve ne zaman döneceğiz?”
Bilmiyorum.
Çünkü ev dediğim yer yandı mı,
yoksa hiç var olmadı mı,
onu bile hatırlamıyorum artık.
Belki ev
bir adres değildir.
Belki ev,
birinin seni bütün dağınıklığınla görüp
yine de kapıyı kapatmamasıdır.
Belki liman,
fırtınadan kurtulduğun yer değil;
fırtınanı saklamak zorunda kalmadığın kişidir.
Belki yuva,
gitmekten korkmadığın değil,
döneceğini bildiğin yerdir.
Ve ben…
Ben hayatım boyunca
dönecek bir yer aradım.
Bir omuz.
Bir ses.
Bir koku.
Bir çift el.
Beni dünyadan biraz olsun saklayacak
küçücük bir “biz”.
Sana rastlayınca
aramayı bıraktım.
İşte bütün felaketim buydu.
Çünkü ben seni sevmedim sadece.
Sana yerleştim.
Kalbimin bavullarını açtım.
Çocukluğumu dolabına astım.
Korkularımı yatağının altına sakladım.
Yarınlarımı pencerenin önüne koydum.
Sonra sen gidince
bir insanı kaybetmedim ben.
Bir ülkeyi kaybettim.
Sınırlarım dağıldı.
Sokaklarımın adı silindi.
Gökyüzüm başka bir dile döndü.
Şimdi nereye gitsem
yabancıyım.
Kendi tenimde bile.
Soruyorum bazen geceye:
Benim evim nerede?
Gece susuyor.
Benim limanım nerede?
Deniz susuyor.
Benim yuvam nerede?
Kalbim…
Kalbim senin adını söylüyor hâlâ.
İşte en acısı da bu.
İnsan bazen
evinin nerede olduğunu bilir.
Sadece
artık orada yaşayamaz.
Arzu Uschi
Kayıt Tarihi : 8.09.2026 00:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!