Belgin Sönmez Şiirleri

5

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Belgin Sönmez


Küçük kız neşeyle bakkala girdi.. Her zamanki haylazlık naz eda toptan anasına ve bir çoğuna olur olmaz küsmeler yine bu sabahta..Minicik baş yastığı omuzunda annesine küsünce doğru babaannesinin evine kaçan o algın nazlı kız..Sevgi aşığı. sevgi çocuğu ta o yaşta bu kara saçlı kız...Sivas merkezde. Tren istasyonuna yakın ece mahallesinde. Yeni ve daha iç açıcı bir bakkal dükkanı Aydemir bakkalınki..
Köşede taşlı sokağın yukarı biricik ana caddesinin başında yeni açılmış bakkalın önünden faytonlar geçiyor şıkır şıkır.
Atların ritmik ayak sesleri.. Allahım en güzel ve kıvrak melodilerden de bana cazip gelirdi..
Faytoncu atlara kırbaç attımı, benimde içimde derin bir acı..
Bazen taşlı sokaktan yokuş aşağı faytonun arkasına gizlice binerdim. Ne zevkli olurdu ama..

Devamını Oku
Belgin Sönmez

Her ılık bir sıcaklık yanağıma değdiğinde kuzine köşesinde oturan cefalı babaannem gelir aklıma.. Kuzinenin yoksul ama huzurlu manevi havası dimağımı yoklar hemen.. Yaşadığı hayırsız koca zulmü, evlat acısı, bebek yaşta öksüzlük, hepsine tek bir kere dahi isyan etmeyen canım babaannem..Nur yüzünde ne bir bedbinlik, nede tek kırışık..
''Babaanne annen niye öldü ki''? Veremden ela gözlü ceylanım derdi bana, veremden..
''Tedavi etselerdi ya'?'..
Öykünür sinesi sallanır.''Yok yoğudu kuzum o zaman veremin tedavisi''..
Sesi titreyerek anlatmaya devam ederdi..
''Daha yirmibeş yaşındaydı anacığım. Bembeyaz bir kadın ,çakır gözlü..''

Devamını Oku
Belgin Sönmez

Bilge dedemle buluştuk yine o kutsal ağacın altında... Tanrıya zormu var... Beraber oturalım dedemle diye. Bizim gibi bir kaç garibede dilerse halk eder Halik... Dediki yine niye üzüldün ya garip? Gözlerim hüzünlü dede dedim bilmemki niye...

Ahh kızım ah sen istiyorsunki testilerden hep bal sızsın evlat amma velakin testide ne varsa o sızar.
Dur sana yaşanmış bir hikaye anlatayım...Zamanın velilerinden birinin eskicilik yapan sarhoş bir komşusu varmış... Gider gelir bu alimi rahatsız edermiş...
Her gün bahçesinde bir çilingir sofrası kurulur, çalgının gürültünün bini bin para...
Alim susarmış ne yapsın. Onlar veli bizse garip birer kul... Bir gün sarhoş komşusunun sesi kesilmiş, nerede bizim komşu diye sormuş soruşturmuş bu mübarek kişi...

Devamını Oku
Belgin Sönmez

Büyük, gizemli okyanuslarda mutsuz bir prens yaşarmış. Kral oğlunun bu haline çok üzülürmüş ama elden ne gelir? Denizin diplerinde, koskoca kırmızı mercandan saraylarda, inciden göz göz odalarında tüm saray halkı, mutluluk içinde yaşarken tek dalgın, yüzü gülmeyen ortalarda mutsuz mutsuz dolaşan Prensmiş.

Denizin üzerinde, karada ve denizler altında yaşama gücü vermiş Yaratıcı onlara.. Tüm okyanuslar onların olduğu gibi, üzerlerindeki adalarında sahibiymişler. Kral ve Kraliçe, her türlü zenginlik içinde yaşarlarken, onları üzen bir tanecik oğullarının hiç bir kızı sevmemesi ve beğenmemesiymiş. Su altı kızları, prense ne kadar naz poz yaptılarsa da delikanlı hiç birine bakmamış. Hatta çeşitli balık sesleri çıkartıp, boyunlarındaki deniz kabuklarını şıkırdatarak oynamışlar ama bu sadece prensi kızdırmaya yaramış. Sonunda adalarda ve denizlerde halk prensin rüyalarında gördüğü bir kıza aşık olduğuna hükmetmişler. Zavallı çocuğu çıldırdı sanmışlar. Prensse sabahtan uyanıyor, biraz ızgara balık yiyor adalarda avlanmaya gidiyormuş. Sık sık balık ve deniz ürünleri yediği için hem akıllı hemde sağlıklıymış.

Bir gün okyanusta çok büyük bir fırtına kopmuş. Kral ve Kraliçe tüm halkını toplayıp hemen süzülerek okyanusun en derinliklerine inmişler. Amaçları fırtına geçene kadar gizlenmekmiş. Saraylarında yemiş içmiş, mısırlar patlatmış eğlenmiş gülmüşler. Nasıl olsa onlar için bir zorluk yokmuş. Çünkü deniz altında ve üstünde yaşayacak güçleri varmış.

Devamını Oku
Belgin Sönmez

Dile kolay yirmi iki sene beyaz perdeye hizmet etmişti.
İşte yine akşam olmuş, herkes evine çekilmişti.Onunsa ne gidecek bir akrabası, ne de bir evladı vardı.
.Bu gece daha bir başkaydı.Sanki artık yaşıyordu ama ölmüş gibiydi.
Eskiden Kasım paşanın balık kokan koyu gri sahillerinde yürür,veya arkadaşlarıyla buluşur,ara sıra gezerdi.
Fakat gün geçtikçe, alkol denen meret, kara bir delik gibi onu içine çekip, yutmuştu.
Onu böyle parasız, çaresiz,sarhoş gören dostları dost olmaz olmuştu artık..

Devamını Oku