BEKLEYENİ BEKLEYEN
Ufkun kızıllığında,
Kara çizgilerle ayrılan,
Donuk bekleyiş...
Hüzün, umut ve merakın
Vakur bir tablosu...
Kıpkırmızı levhanın,
Bakır kenarlarında başlayan,
Derin karanlığın uçlarından,
Kıvrılarak gelen yol...
Ümitsiz hasretin yolu...
Bir türlü gelemeyen,
Gelmedikçe beklenen yavuklu.
Neden?
Neden bu kadar ısrar?
Halbuki gelmeyecekti.
Evet,
Yalnız bunu bilen bendim, ben.
Saygı duyulası...
İrade, ümit ve aşk...
Cisimleşen mana bu idi.
Her akşam tekrarlanan,
Tekrarlandıkça bütünleşen azim.
Defalarca şahit olduğum,
Bu azmin sert duvarlarında
Sessiz ve soluksuz seyrettiğim;
Gözlerim yan çizgilerinde,
Gezerken yüzünün.
Ufkun aydınlığından çaldığım,
Yanakların kavislerini parlatan
Gözyaşlarının;
Gamzeleri dolduran,
Hicran damlaları.
Donuk çehrenin buruk çizgileri,
Acıları katlayan derinlikte idi.
Rikkat ve şefkatimi celbediyordu.
Ah bir paylaşabilseydim,
Ah bir söyleyebilseydim,
Söylenemezdi...
Akşamların sessizliklerini
Çınlatan hicran nameleri ve aşk,
Söylenemezdi.
Ilık ılık esen meltemin,
Yumuşak nasihatleri,
Aşkımın hoyrat küstahlığını
Susturmuştu.
Çünkü iradeyi öğrenmiştim,
Hatta sabrı...
Aslında kabahatim büyüktü.
Ben bekleyeni bekliyordum.
Aşkın düğümlerinde boğulan
Gönlüm cezalanmalıydı.
Bu küstahlığım ancak
Uçurumların ölüm karanlığında
Kaybolup gitmeliydi...
O bekleyeni bekleyen,
Kahrolası,
Bendim, ben...
BEDRİ TAHİR ADAKLI
27/12/1997
Kayıt Tarihi : 15.2.2008 19:44:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!