Bedel ister şiir Şiiri - İlyas Kaplan

İlyas Kaplan
1465

ŞİİR


16

TAKİPÇİ

Bedel ister şiir

Önce sessizlik dökülür avuçlarıma,
Sonra o kadim sancı; yazmanın ilk günahı.
Bilirim, her beyaz sayfa
bir kefen örtüsüdür.
Diri diri gömülen kelimelerin üzerinde.
Sen ter dedin,
ben kan derim bu sızıya.
Velakin her harf,
Koca bir ömürden koparılmış bir parçadır.

Kalbimin vuruşuyla parmak uçlarımın titremesi,
Aynı kuyunun kenarında buluştuğunda anladım.
Söz, ancak can yaktığında hüküm sürermiş.
Biz o kuyunun içinde, kervansız ve ışıksız,
Kendi yankımızla sarhoş olan mecnunlarız.
Düştüğümüz yer derin,
çıktığımız yol dar.
Yazmasak, bu ağırlık bizi boğar.

Anlatılanlar değil, içimde uğuldayanlar gerçek.
Taşlara kazımadım belki adını,
Ama ruhumun çatlaklarına sızdırdım her heceyi.
Yeniden yazmak, aslında yeniden dirilmektir.
Başkalarının bittiği dediği yerden.
kendi hikayeni yeniden başlatmaktır.

*

Ben şimdi hayaller kuşanıyorum.
Gömleğim hüzünden,
aklım firardan yana.
Gecenin son saatleri neden mi rüzgâr kokuyor?
Çünkü orada savrulur en samimi düşünceler.
Ve yazdığım her son,
Bir intikam gibi dönüp yine beni bulur.
Yazdığım her şiirle
Biraz daha kendimden vazgeçerim

Şimdi bu sayfa, bu soğuk mürekkep.
Hem celladım oldu benim,
hem de son sığınağım.
Kederim ağır,
Velakin kalbim kalemden önce yoruldu.
Başkaları bahardan bahseder,
ben ise o amansız kıştan;
Zira gülün dikeni değil,
toprağın kahrıdır beni duygulandıran.

Hangi kervan geçer bu viran gönülden artık?
Hangi el uzanır da çeker beni bu dipsiz kuyudan?
Mümkün müdür kolayca çıkmak,
kurban vermeden?
Hayır…
Her yazı bedel ister.
Yaşanmışlık ister .
Ruhun en mahrem köşesinden.
Ve ben bu bedeli,
her gece yeniden ödeyerek,
Kendi küllerimden bir daha doğarım.

*

Sonra bakıyorum,
ne mürekkep bitiyor ne de bu sızı.
Yazılan her kelime,
ruhun çıplaklığına giydirilen bir zırh gibi.
Velakin zırh ağırlaştıkça,
nefes almak daha da zorlaşıyor.

Yalancı değilim demiştim ya hani, doğru
Sadece gerçeği öyle derin bir kuyuya gömdüm ki,
Ulaşmak için kelimelerden bir merdiven kurmak yetmiyor.
Gözyaşı ister şiir.
İşte kuruyan tuz izleri yanağımda.
Ter ister şiir.
İşte şakağımdan süzülen o soğuk korku.
Ruh ister şiir
Bak her harfin içinden sızan şu sızıya.

Ben sustukça, kağıt bağırıyor artık.
Ve biliyorum ki bu hikaye
hiçbir zaman bitmeyecek.
Ben bittiğimde,
duygularım beni yeniden diriltecek.
İşte nihayet.
Kalem yorgun, kağıt ise doymuş ,
söz bitmiş …
Velakin içimde ki sızı tazedir hâlâ.
Mürekkebimin her damlası,
kalbimin her atışıyla ilişkili.

*

Anladım ki,
yazmak, kendini bir uçuruma emanet etmektir.
Artık ne kervan beklerim,
ne de bir kurtarıcı el.
Kendimi yaktığım gecelerde
kendi ruhumu da yakarım.
Zaman silinse de harflerin gölgesi kalır geriye.
Bir is ,bir ışık peydahlanır.
Kimsenin duymadığı o çığlıkta
mürekkeple can bulur kelimeler,
tekrar ,tekrar.

Yazının bedeli ödenmiş,
Duygular teskin olmuştur artık
Kalpteki sancı diner,
Şiir yazılınca düşler parlar karanlıkta.
Velakin bu uçsuz bucaksız sessizlik,
Benim dünyaya bıraktığım en sadık şahidimdir.

*

Düştüğümde…
Parmak uçlarımın titreşimi,
kalbimin titreşimine uyduğu anda .
Ortaya çıkan sözün kuyusuydu.
Kervancılar olmadan,
kolay mı çıkmak dibinden ?

Ben sevdalar kuşanırım
Aşk alır , aşk satarım
Şiirlerim bu yüzden rüzgar
ve yağmur kokar.
Bu yüzden fırtına kopar üstlerinde
Soğuk biraz ,
o kara zemheriden müsebbip.
Sıcacık biraz
ağustos güneşinden müteşekkil.

redfer


İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 27.1.2026 01:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!