Sahilde büyüdü, deniz kokan çocuk,
Kısık gözlerinde, derin bir yolculuk.
Topladı düşleri, gün maviye veda,
Umutlar ufukta, kaldı yalnız Seda.
Vardı gri ormana, gördü yüzler soluk,
Nasıl oldu da bu kadar inandım sana,
Sanki tek doğru sendin şu yalan dünyada.
Uyandım o sabah boş yatakta,
Sen yoktun, asıl kayıp başkaydı aslında.
Seni aramadım odanın hiçbir yerinde,
Ben içimdeki o adamı aradım.
Sardın her yanımı, koruyan elle,
Estin şu ruhumda, sıcacık yelle.
Bildin günahımı, sustun sadece,
Örttüm o gerçeği, ben hece hece.
Gördüm gerçeğini, gömdüm derine,
Suskun sırlar odamda saklı,
Gözlerin bir başka masallı.
Gece fısıldar adını bana,
Kalbim buralarda yabancı kaldı.
Rüzgârın yönünü rüzgâr bilir ya,
Nefesim taşın soğuk tenine değer.
Sesim bu boşlukta kendine döner.
Bir tını fısıldar eski duvarlar.
Görünmez iplikle havayı bağlar.
Göğüs kafesinde yankı bulur sızım.
Ben bu geniş odada yalnızım.
Yaralıydı martı, oldu düşleri kan;
Kırık kanatları sanki solgun hazan;
Savruldu rüzgârda, aradı bir liman;
Yükseldi duası, duydu gökler o an.
Sardı seni yapraklarım, sanki yünden yelek;
Başka el tutarken, sana vuruldum...
Bir garip uykuya, dalmışım meğer,
Oysa her gözyaşım, tenine değer.
Zaman acımasız, oyun kurarmış,
Bütün yanlışlarım, sana kadarmış!
Yabancı kollarda iken bu beden,
Zamansız bir aşka, düştük bilmeden.
Mazimi bilerek, sevmek zulümdü,
Mecburdun gitmeye, kalmak ölümdü.
Ayrı düştük diye, bitti mi sandık?
Aklın derya, fikrin derin,
Ama geri kaldı yerin.
Eski defter fayda etmez,
Sade bilgi burda yetmez!
Yüksek sesler suçu gizler,
Kınayanlar bizi izler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!