Bağışla Şiiri - Aziz Nesin

Aziz Nesin
20 Aralık 1915 - 6 Temmuz 1995
68

ŞİİR


524

TAKİPÇİ

Bağışla

Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya her şey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamış

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken sevgiye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Sev'iye on kala ölüme beş

Aziz Nesin
Kayıt Tarihi : 4.6.2000 17:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    XVIII
    ahtapot ayaklı ve üstünde insanların
    ancak kuğu gölü balesi figürleri ile
    ilerleyebildikleri bir kent üstgeçidinin,
    ömür törpüsü uğultulu ses kirliliği pisliğinden,
    kuduz köpekten kaçar gibi kaçıp,
    ecdat yadigârı, geniş ve huzurlu ön avlusu
    ve bilge sütunları olan,
    kibirsiz mimarili bir kamu binasının
    önünden geçerken,
    bahçe saatine baktım,
    09:25;

    evet günümüz insanlarının,
    birbirini arayabilir olduğu güya \medenî\ vakte,
    otuzbeş kalaydı ve anladım ki,
    hikmetleri bilinmediğinde trafik ışıkları dahi,
    sadece aptallaradır…,

    oysa ki basit arkadaş;
    sabırsızlanmadan sükûnetle kırmızıda bekleyip,
    yeşilde mutluluk içinde geçeceksin karşıya,
    şu kirli sarıya gelince,
    hayat onu takmaz ve hazır da olmaz kimse zaten,
    ki bir anlıktır…,

    hayat trafiği var bir de işte,
    hayat trafiği,
    örümcek ağından yuvalardaki cinayetler;
    kan donduruyor,
    kırmızıda…,

    ve sen cellat;
    bir yaşama her son verişinde,
    son sözün söylenmesine anlayış tanıman,
    insanın gözüne sokulmuş bir
    eros oku değil midir…,
    söyle; değil midir,

    ki tutucu bir adamım ben çok doğru,
    bir yol tuttu mu;
    geriye çevrilmem öyle kolay kolay,
    ama yalnız,
    geri çevrilmenin muhabbete gitmek,
    anlamına geldiğine inanırsam,
    yön tanımaz olurum ve kararır gözlerim,

    evet;
    çizgisi orta yerde,
    bağnazıyım gerçek hayatın…,
    peki şimdi söyle güzel kardeşim,
    tam olarak sen neredesin,
    bak kaç ömürdür buradayım,
    bu denizin karşısında…,
    ve ne kadar zaman oldu,
    yine hiçliğimle bekliyorum,
    kıpırdamadan, eylemsiz seni…;
    intiharı seçmiş bir balina kadar ölü,
    kıyıya vurmuş ve cansız…,

    denizdeyim…,
    tam karşısında,
    kıpırtısızlığını delecek ilk dalgayı yakalamak için,
    gözlerimi kırpmadan bekliyorum…,
    kafamı kaldırıp bir an göğe baksam,
    yine orada kim olsa bilir,
    o şımarık,
    tembel ve inatçı bulut…,

    sahi şu içi geçmiş dünyanın tepesindeki
    bulutlar renk değişmez mi hiç,
    hep o puslu gri,
    /kaç gündür aralıksız yağan rahmetten/
    ki bir iç ses daha evet,
    sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan,
    ve hep aynı hoşnutlukta…;

    renklerden gri, gri, gri,
    kaç fitten bana bakar sorsan,
    /hey;
    hep maviyi bekleyen,
    /çekil aşağımdan;
    ki deniz suyu,
    köpük,
    bulanık burnumun ucu…;

    ve sen bir yudum suyla niyetlenmiş,
    susuzluktan içi yangın yeri maşuk;
    çekip gittin gurbetinden sılana,
    hokkabazın şapkadan tavşan çıkarması gibi,
    sunamam sana bir cam kâse dolusu su şimdi,
    ki iç okyanus gözlerimin hayalini kana kana ki,
    dualarım,
    içini daha da kanatacak,
    bir kızıl gonca gül gibi…,

    huzur esenli bir fecirde,
    çok yakın ve uyanıktım sana,
    ama bu gri sabahta çok uzaksın evet bana;
    ah;

    iki yanı körpe çınar ağaçlarıyla bezeli,
    o atasız bulvarın çamur deryasına bulandığı gecede,
    ve ayaklarımın yere basmadığı bir demde,
    onca senelik yıkıntıdan,
    ve virâneden çıkmışlığın yürek gücüyle
    inerken yokuş aşağı, bildim ki;
    vaktinden çok sonra gelen meşkin,
    transandantal ve gizemli boyutlarını,
    seyridir; aşk…,

    ki neden anlamak bu kadar zor ve hayat,
    bu kadar zor olmak zorunda mı,
    senkronize kederlerimiz ya hû;

    ah kalbimin kamburu aşk,
    içimin güvesi…,
    ve üvey düşlerimin
    silsilesi sağlamlardan el almış efendisi,
    bırak beni;
    acının eşiğindeyim,
    telaşla düşüyorum maviden,
    oysa sen inatla,
    yüzümde susan nehre atıyorsun kendini,
    yalvarıyorum sana,
    kemirip bitir senden kalan ne varsa,

    ki her sabah aynı ezan sesi geçerken uykumdan
    duasıdır kalbimin,
    ya rab, al bu sevdayı benden…,
    uyan mahmur yüreğim,
    ve sesin kısılana dek ağla şimdi...,
    ah;

    Cevap Yaz
  • Salih Yıldırım
    Salih Yıldırım

    Bugün de ölmemeye
    Fakat
    Ölene kadar yaşamaya
    Karar verdik...
    Yavaş yavaş
    Kendinden kaçarak.

    Değil midir en büyük intihar
    Sürüye aynı düşlerle bağlanmak
    Tarlanın birine ekilmiş gibi
    Sonunda gelecek korkunç bir bahar
    Hasatta yarı belinden koparılmak
    Yaşamaya karar vermek midir?
    Tek düze
    Tek tip...

    Cevap Yaz
  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    *** SİVAS GAZİSİ AZİZ NESİN ***
    Yazar, Şair, Asker, Sendikacı,Türkiye yazarlar sendikasının
    başkanlığını yapmış aydın bir realist. Yaşamsal devinimde
    her zaman Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmış, Atatürk
    ilke ve inkılaplarına gönülden bağlı kalmış bir Kemalistti...
    ***Yattığı yer hurişan olsun....

    Cevap Yaz
  • Yavuz Selim Ergül
    Yavuz Selim Ergül

    Ruhu şad olsun. Ben seni bu yaşta sevdim/ bülbüller ötmez ağaçlarda yaprak tükenirken/ çiçekler solar dereler kuruken/ biraz yaşımın toyluğuylabiraz da boynum bükük/ ben seni böyle sevdim.

    Cevap Yaz
  • Eren Akarsu
    Eren Akarsu

    Seni bu yaşta sevdim.( İntihar mektubunun son cümlesi gibi.)

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (56)

Aziz Nesin