Beni sorarlar sana ne oldu diye ona
Sakın gözlerin dolmasın yüzüne hüzün çökmesin tebessüm et gülümse
Ve de ki o gurbet oldu bana
Her şeyin başlangıcı olduğu gibi
Bir sonu da olmalı mutlaka
Tam güneşin batmasına yakın
O saatte sahilde Çay güzel içilir diye
Elimde çayım bir köşeye kuruldum
Ve yavaş yavaş batmakta olan güneşin seyrine daldım
Bütün çocukluğum bütün gençliğim ve bütün hayallerim gözümün önünden geçerken
Uykuyu bana haram edercesine ne için gözlerime bu kadar yüklenip duruyorsun kalbim
Sanki dünyada bir tek sen sevmişsin gibi
Ne diye tekleyip duruyorsun kalbim
Bırak artık çocuk gibi davranmayı
Olur olmaz yerde sızlanmayı
Alışkanlık edindim senin yüzünden ağlamayı
KALP
Ne tuaf şey dimi
Size ait olan bir şeyin
Başkası için atması
Sen ne yaparsan yap
O diye sayıklaması
Sen bende her şey iken
Ben sende hiçbir şey olduğumu fark edince
Anladım aşk denilen şeyin tek taraflı olduğunu
Koşa koşa gittiğini de gördüm
Sürünerek geri döndüğünüde
Her sabah sokağın başında sevdiği kızı görme umuduyla bekleyen liselinin yaşadığı heyecanı yaşıyorum bakınca gözlerine
Çorak topraklara dönüşmüş yüreğime düşen yağmur tanesi gibiydi gülüşlerin sen Gülünce yeşeriyor çiçek açıyor kalbim
Yazdığım satırlarla seni tarif edebilir miyim bilmiyorum nazar değmesin diye kimseye senden bahsetmiyorum bu yüzden seni sadece kaleme ve kağıda anlatıyorum
Gözlerinin kıyısında demlenirken yüreğim
Kirpiklerinden esen rüzgar ile ferahlıyor bedenim
Ey varım yoğum
Aldığım nefesim
Ekmeğim aşım
Uykumun rüyası
Bugün sensizliğin kaçıncı baharı, bilmiyorum; zamanı öyle şaşırdım ki artık hesap kitap yapamıyorum. Hatırlıyor musun beraber gidip rakı-balık yaptığımız o küçük, salaş kulübeyi? Bugün canım acayip balık çekti. "Yanında da bir iki kadeh rakı içerim," deyip üzerimi giyindim; senin aldığın Beşiktaş atkısını boynuma sardım.
Attım kendimi dışarıya, ağır adımlarla vardım Mustafa abinin yanına. "Mustafa abi; iki tane levrek, bir de küçük abi!" diye seslendim. Yanıma geldi ve dedi ki: "Alkol ruhsatımız olmadığı için belediye izin vermiyor artık." Bak gördün mü? Rakı da balığı terk etmiş... "Hayda! Ne olacak şimdi?" dedim. Mustafa abi, "Bugün de böyle olsun," dedi.
Çok sürmeden on numara pişirdiği balıkları getirdi. "Abi bu levrek değil ki, lüfer!" dedim. "Iıı... Sen levrek sevmezsin ki, hep lüfer yersin," dedi. Haklısın abi, dedim. Öyle ya; ben lüfer severdim, sen de levrek. Aslında bilerek istemiştim levreği; seni hatırlatıyor diye... Yer içer oldum senin sevdiğin her şeyi.
Bugün güzelliğini tarif edecek
Bir şeyler yazmak istedim
Kelimelerin kifayetsiz sözcüklerin yetersiz kaldığını fark ettim
Güzelliğini satıllara döküp
Cümle aleme haykırmak istedim
Herkesi mutlu etmek gayesi ile kendi hikayesini bir kenara bırakıp, dünyanın bütün yükünü sırtlanmış bir şekilde hayatın onlara biçtiği rolü oynamak için çırpınıp duruyor tükenmiş adamlar.
Bir çiçek sevdasına, bir araba belasına, bir kat, bir yat umuduna hayatını hiçe sayıp mücadele ediyor tükenmiş adamlar. Tek gayesi, tek amacı; çıkarsız ve menfaatsiz sevilebilmek... İş dönüşü kapının kendisine tebessüm ile açılmasını umut edip duruyor tükenmiş adamlar.
Baba evinde giyecek kıyafeti, yiyecek bir lokma ekmeği olmayan bir insanın lüks kıyafet sevdasını, lüks yiyecek sevdasını ve lüks yaşam sevdasını karşılayabilmek için gecesini gündüzüne katar tükenmiş adamlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!