hayatımın anlamı sende gizliymiş,
yitirince anladım.
yaşarken farkına varamadığım,
oynadığımız bu gençlik senaryosu,
roller tükenince, kalmamış oyuncusu...
yollarını bekledim
yorgun eylül akşamlarında
son bir kere ellerini tutabilmek için,
şiir tazeliğinde, gülün renginde
uçuşan kelebeklerin gözlerinde
Sana çok şiirler yazdım. Çok şiirin içinde öldürüp, yeniden yaşattım. Bir ayrıldım bir barıştım. Bir bütünün içine sığmaz olduk. Bir şiirin içinden taşıp giderken hep eksiktik, eksiltilmiştik. Bizim tam olmamız demek, tüm kuralların altüst olmasına eşdeğer tutulur olmuştu. Şimdi iki yarım, bir tama dönüşememe sancılarıyla savrulup gitmekteyiz. Yönünü bilmez, önümüzü göremez oluşlarımızla... Şimdi anlıyorum ki; ne şiirler yaşatabilmiş seni, ne de ben öldürebilmişim seni. Sen kendi dünyanın içinde kendi çıkmazlığına, ben senin ulaşılmazlığının esaretinde yaşayıp durmuşuz. Her şeyden habersizce...
Üzerine düşen,
İçine sığmadığın bir dünya.
Kayboluş perdeleri aralanır,
Silinir varoluşun nedeni...
Asılı durur hayat;
Gözlerin yandı gecede
Öldüm
Kolaydı yitirmek
Ya, kazanmak!
Boş bir merdiven
Sessiz bir gecenin
Günah çıkartan ışığına rağmen
Dökülür ses
Bu ayaz
Özümüzden çıkan kutsal güç
Sen benim diğer yarımsın
Unutmak istemediğim
Gideceğini bildiğim halde
Kal diyemediğim yanım
Bu şehir seninle güzeldi
varlığını doldurabilmek
yokluğunda
kumdan kaleler ardına saklanan
arzular
rüzgara mahkum,
S/ayıklamalar…
Bugüne değin hiç düşünmek istemediğim, hatta zihnimin en uç noktasında bile yer almayan, yazmak eyleminin anlamını yitirmeye başladığını gözlemledikçe; kendime olan inancım ve bir sır perdesinin açıldığı izlenimini yansıtan o düş benliğime demir atmış durumda…
Sular hiç bu kadar hızlı akmazdı
buruşturulup köşeye fırlatılmış
sönmeye yüz tutan çoban ateşi kısıklığında
içi boş saat;
yabancı bir bedende durmadan atıyor,
zamanın acımasızlığına inat...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!