Belki de zaman,
başlayamadığın yere savuruyordur seni.
Kaçırdığın vapurun iskelesinde
yalnız kalışın ondandır
Bir yıl düştü takvimden
oysa ben bir çağ eskittim içimde.
Zaman,her geçen gün biraz daha yonttu umutlarımı.
Sabırdan ördüğüm surlar yükseldi,
Bir bakışla dirildi kışa dönmüş yanım,
Yelken açtım gönlüne, gözlerin limanım
Sesinde sabah var, güneş var nefesinde,
Kapılıp gidiyorum sözlerinin sesinde.
Seni görünce hafifliyorum,
ömür yükünü bırakmış bir yolcu gibi.
İçimde bir yer sessizce yeşeriyor,
bir yerimse hâlâ kış, hüzünlü.
Tüm yapraklarını dökmüş bir ağaç gibi kalbim,
Gözlerimin ufkunda sükût eden o dağlı sis çekildi,
Gelişin, asırlık bir hicranın kapıya dayanışıdır şimdi.
Işığın şavkına kapıldım, ruhumda nâr izleri var;
Adını zikrettiğim her iklimde, kalbim küle durdu efendim.
Zaman; avuçlarımızda can çekişen aceleci bir kuş,
Öyle bir kıştı ki,
bahar dediğimiz ne varsa sürgün yedi soğuğunda.
Bir yokuş vardı, sarptı;
çıkılmamıştı, çünkü arşın ölçüsü bozulmuştu insanın.
Artık bu âlemden bana düşen
ne bir derman ne de bir teselli kırıntısı.
Bir ses kalmış senden, ince bir iz,
Zamanın kalbinde kuruyan bir deniz.
Ne yana baksam sensin sessiz,
Bir ışık sızıyor gecenin hüznüne.
Düştüğüm yerden kalkmadım yine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!