Bir sessizlik var,
yıldızlara sinmiş adın gibi.
Söylesem dağılır gece,
susarsam çoğalıyor yüzün içimde.
Düşünüyorum da, geçmiş geçmemiş hâlâ,
hatıralar vuruyor kalbime bir ok gibi.
Alaca bir at koşuyor ufukta,
Sana doğru umutla.
Ben ise kalmışım zamanın eşiğinde,
Gökyüzüne bakıyorum,
belki senin yüzün geçer diye.
Bulutlar şekil değiştiriyor,
biri bana, biri sana benziyor.
Hayata dair şiirler yazıyorum
mürekkebi yaradan akan bir kalemle.
İnandığım ne varsa yenik düşmüştür;
umutlarım, hayallerim, özlemlerim…
Kelimelerim hesap soruyor umutlarıma.
Pişmanlıklar beni değil
İçimde bir çocuk var hâlâ,
elleriyle ışığı tutmaya çalışır
her defasında biraz daha kırılır,
ama yine de gülümser gölgelerin içinde.
Bazen sessizliğime saklanır,
Günler geçiyor, aylar, seneler,
ama içimde sen hâlâ ilk günkü gibi,
Ne zaman; soldurdu seni,
ne de kalbim unuttu yerini.
İnsan, sevmekten korkar
çünkü sevmek savunmasız bırakır tüm cephelerde,
Düşünmekten korkar
çünkü her düşünce bir aynadır kendine,
Dünya dediğim bir tiyatro sahnesi,
rolün ezber, yüzünde bin perde.
Perdeler iner, ışıklar sönünce
alkışlar değil, sessizlik bekler geride.
Kalp Aynası
Ey gönül, sus, dinle Hakk’ı,
her nefeste gizli aşkı.
Nurun sen, taş kalplere değ,
aç gülümsemen, dikenlere ey.
Öyle bir kıştı ki,
bahar dediğimiz ne varsa sürgün yedi soğuğunda.
Bir yokuş vardı, sarptı;
çıkılmamıştı, çünkü arşın ölçüsü bozulmuştu insanın.
Artık bu âlemden bana düşen
ne bir derman ne de bir teselli kırıntısı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!