Aykar Veli Şiirleri - Şair Aykar Veli

Aykar Veli

BABAM VE ANITKABİR
*
Babam bir köy imamıydı. Okumaya çok hevesli bir çocuk olarak köyümüz ilkokulunun ilk mezunlarındandı. Arkadaşı “Doktorun Hasan” ortaokul için Denizli’ye gidince babamda okuma ateşi alevlenmiş. Dedem “Çiftimi, çubuğumu kim işleyecek?” diye izin vermemiş. Babam bir sabah alaca şafakta Denizli’ye gitmek için evden kaçmış. Dedem ve ailesi babamı bulmak için seferber olmuşlar.
*
Poyraz Halil Dede babamın halasının eşi, yedi yerinde kurşun ve süngü yaraları izi olan bir gaziydi. Babamı Karahöyük Pazarı’nda bulmuş ve geri getirmiş. Dedemden bir araba dayak yiyen babamı Poyraz Dede elinden tutup o yıllarda köyün imamı olan İbrahim Hoca’ya (Zoylan) teslim etmiş. “Üzülme oğlum, işte okuyacaksan İbrahim Hoca’dan oku,” demiş. İbrahim Hoca Yatağan Medresesi’nde okumuş, bilgisine güvenilen, sağlam karakterli ve köyde saygı duyulan bir hocaymış.
*

Devamını Oku
Aykar Veli

BALKAN ACISI
HALİM COŞKUNDERE
*
Çocukluğumda ilk kez bayram namazına gidişimdi. Camiyi tıka basa dolduran kalabalığa şaşkın şaşkın bakarken, babamın yanına diz çöküp oturdum.
*
Az sonra “Dokuz tekbir, iki rekât bayram namazına niyet edin, uyun imamaaa!” diye gür bir ses, tüm camiyi doldurdu, duvarlarda yankılandı. Hoparlörün, mikrofonun olmadığı altmışlı yılların başında böyle dolgun ve gür bir ses kimden çıkıyordu? Namaza gelenleri ilahi duygularının coşmasına neden olan bu kişiyi görmek için büyük bir merakla geri dönüp baktım.

Devamını Oku
Aykar Veli

BİR CAN BORCU
(Sarolların İsmet Seymen)
*
Bizim çocukluğumuzda oğlan çocukların sabahtan akşama kadar çayırda, ovada öküz gütmeleri (otlatmaları) alın yazıları gibiydi. Hele sizden küçük erkek kardeşiniz yoksa bu görev askerlik çağına kadar sürüp giderdi...
*
Sabah gün doğarken anamız bizi zar zor uyandırır, “Oğlum kuşluk vakti oldu, baban çifti bitirmek üzeredir,” der ve hazırladığı katık (azık) torbamızı sırtımıza sarar, yola düşerdik. Katık torbamızı bez bir kemerle önden çaprazlama bağlar; biz koştukça yağdan kaskatı olmuş alta ucu belimizi döverdi. İçinde haşhaş yağlı ekmek, katmer, haşlanmış yumurta, patates, kekik, kese yoğurdu gibi katıklar olurdu. Bu azıklar çocuğun ailesinin yoksulluk, varsıllık durumuna göre değişirdi. Yalnızca çavdar ekmeği ve bir çıkın kekikle günü geçirenler olduğu gibi türlü türlü yiyeceği olanlar da vardı. En güzel duygu çayırda geniş bir sofra kurup herkesin yiyeceğini birbiriyle paylaşmasıydı.

Devamını Oku
Aykar Veli

NOKTA İLE VİRGÜL
*
Bizim kasabamız köy görünümünde bir kasabaydı. Evleri, sokakları; sekiz köşe şapkalı adamları, gün yanığı çocukları ve işten güçten yorgun, bitkin kadınları ile tam bir köydü. Düğünü, bayramı; doğumu, cenazesi ile katık-sız köy kokardı. Acıpayam pazarında bile bizim köylüler giyimleri kuşamları; tavırları, konuşmaları ile farklıdırlar.
*
Köylünün tüm dedikoduları tütün tarlalarında, ekin orağında köyde olup bitenlerden öteye geçmezdi. Kim kimin kızını istemiş, kim kiminle dargınmış, kim kimle kavga etmiş, kimin geçimi bozulmuş…
*

Devamını Oku
Aykar Veli

Bizim Pehlivanlar
***
Çocukluğumda, bizim köyde tarlası, malı maşatı az olan; harman, değirmen işi tez biten, dar gelirli aileler ağustos sonlarında Aydın, Söke taraflarına pamuk işçiliğine giderlerdi.

Kap kacak, yatak yorganları kamyon kasasına yüklerler; eşyaların üzerine çoluk çocuk otururlardı. Köyden ayrılışları hüzünlü olurdu. “Çıktım gurbet ele geri gelinmez/ Kimler de öldü kimler kaldı bilinmez,” diye gurbet havası eşliğinde tozu toprağa katarak köyden ayrılırlardı.

Devamını Oku
Aykar Veli

BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI VE PROF. ÜMİT ÖZDAĞ
*
Yaşamı boyunca milliyetçi, ulusal bir çizgide dimdik durmuş, bilim adamı Prof. Ümit Özdağ, 27 Mayıs sonu 14’lüler içinde yurt dışına sürgün edilmiş Kurmay Yüzbaşı Muzaffer Özdağ’ın oğludur. Annesi MHP’nin ilk kadın kolları başkanı Gönül Özdağ’dır.
*
Ümit Özdağ siyasi ve fikri yaşamında Türk Milleti’nin nüfus yapısını alt üst edecek olan düzensiz sığınmacılığa şiddetle karşı çıkması ile gönüllerde taht kurmuştur. Sığınmacılığın ülkemizi siyasi, ekonomik, kültürel açıdan çökertecek bir emperyalist oyunu olduğunu ısrarla vurgulamıştır...
*

Devamını Oku
Aykar Veli

“Çanakkale önüne doldu gemiler,
Suları yara yara, saçar köpükler
Ağızları alevden birer devdiler
Başımıza yağdırdı nice gülleler…”
***
Mavi gözleri çakmak çakmak,

Devamını Oku
Aykar Veli

DEDESİL OVASI
***
Türkmenlerin Batı Anadolu’ya yerleştiği yıllarda Horasan erenlerinden Dederasûl Bey’in 13. yüzyılda yurt olarak obasını yerleştirdiği ve adını Dederasûl’den alan Dedesil Köyü Dalaman Çayı’nın bir “U” harfi çizerek Akdeniz’e yöneldiği toprakların güney tarafında, Batı Torosların son uzantısı Yonuspınarı, Yıldırımlı, Belbaşı ve Kızıöğür dağlarının eteğinde “Yaren Tepesinin” ovayla birleştiği yere kurulmuştur. Dederasûl Dede Horasan’da Ahmet Yesevi ocağında yetişmiş peygamber ve soyundan geldiğine inanılan bir “Al-i Resul’dur.
***
Dedelerin türbeleri de ardıç ağaçlarıyla süslü bu tepeciktedir. Dedesil’in beslediği insan sayısı 16. yüzyılda konar göçerlerin yerleşik hayata geçmesiyle hızla artmıştı. Geniş toprakları buğday ambarı gibiydi. Sulak otlakları ile binlerce hayvanı besliyordu. Sert buğdayının ve acı biberinin ünü “İşgen Pazarı’ndan” çıkıp ile Denizli’den Fethiye’ye kadar yayılmıştı...
***

Devamını Oku
Aykar Veli

DENEŞİN MEHMET

Bazı insanlar vardır ilk görüşte hemencecik canınız kaynar; içiniz ısınır birden. Mehmet ağabeyle tanışmamızda aynı duyguları yaşadım.

Bir Cuma namazı çıkışında bizim köylü iki üç kişi cami avlusunda konuşuyorlardı. İçlerinden biri, “Hocam gel bakalım,” diye beni yanlarına çağırdılar. “Allah kabul etsin diyerek,” tokalaştık. Yanlarında bizden yaşlıca biri vardı. “Bu amcayı tanıyor musun?” diye sordular.

Devamını Oku
Aykar Veli


Denizli’de Son Kabadayılarımız
Son Efelerimiz
***
Denizli Çamlık Öğretmenler Sitesine yeni taşınmıştım (1990). Yeşillikler içinde geniş bahçesi ve göz alıcı manzarası ile bir köy görünümü olan sitemizi çok sevmiştim. İlginç olanı da kapı bir komşum ile adaştık...
İlk günler sert ve dik bakışlı bir adam olan komşumdan çekinti duymuştum. Minyon yapılı, kıpır kıpır bir köylü kadını olan eşi Kezban Teyze ve sert bakışlı Hacı Veli Çelik ile yediğimizden, pişirdiğimizden alıp verirken zaman içinde ilişkilerimiz koyulaştı, sıcaklaştı. Komşudan da öte bir aile gibi olmuştuk.

Devamını Oku