sen yahıf yandırıfsan meni
yoluna kul olmuşam ay gözel
yaşayamamki görmeden seni
mecnuna dönmüşem ay gözel
gören gözüm tutan ellimsin
bağda gülüm konuşan dilimsin
..
Nanla beden nan ay der
Nan ay o adem peder
Canandı ekmek evi
Can onla bayram eder
Ay ruhum şemsi yerde
Anahtar sözü merde
..
Fırından yeni çıkmış
Tarçın kokan, ay çöreğine bayılırım ben.
İçindeki cevizler,
Yüreklerimizi getirir aklıma.
Hilâl şeklini, kara kaşlarına
Şeker tadını da, bal dudaklarına, benzetirim.
Sonra, dayanamam,ellerimle, koparırım bir parça
..
On bir ay açan
Güzel mor çiçeklerin,
Yaprak yaprak çoğaldılar,
Boy attılar, uzadılar.
Bakalım on bir ay açacaklarmı?
Yüzümü kara çıkartmayın,
Siz başkasınız.
..
Zaman doldu;
Gecenin içine,
Dopdolu bir ay doğdu.
Sen yoktun gene,
Ve ay soğuktu.
Zaman doldu;
Ay ayrılığa doğdu.
..
Bakıp gördüm ki her gün ay ile güneş vedalaşıyor
Akşam Güneş Ay’a, sabah Ay Güneş’e veda ediyor
Gün günlere, ay aylara, yıl yıllara hep veda ediyor
Madem bu kadar veda hak, insan niye nida ediyor
Veliler ne diyor, dünya ve dünyalıklar fanidir diyor
Ömür gelip geçiyor vadesi gelenler de veda ediyor
..
..zehirli sarmaşıklar sardı bedenimi, her bir yaprağında bir çift göz benden uzakta, gökyüzünden bakıyor yüreğim, tutmuş ellerimi çekiyor kendine, 'bir'ken ayrı düşmek niye! ? Kurtarmalıyım bedenimi zehirli gözlerden, zehirli dillerden… hep uzaklardaydı ruhum, yanına çağırıyor şimdi, 'yüreğimi' göndermiş bana, bilmediğim yolda yoldaş/rehber olsun diye… kaçmanın faydası yok, karanlık kuyularda hürriyetim, AY vuruyor, yakamozlarda yüzüyor korkularım… düşler diyarından gelen gemi demir attı yalnızlığımın adasına, bir avuç umut bıraktı, ektim yüreğime, bir dünya papatyam oldu, bembeyaz kelebekler aşık oldu, nerden geldiler? Meleklerden mi öğrendiler? Yoksa güneşi mi takip ettiler? Oysa doğmazdı yüreğime benim, ahitli!
AY’dım ben, bir araya gelmesi imkansız iki sevdalı… ya o vazgeçecekti aydınlığından, ya ben karanlığımdan! Ne o vazgeçebilirdi sıcağından, ne ben yıldızlarımdan! Tan vakti şahit kalacaktı ardından çaresiz(im) (b) akışıma… her şafakta avaz avaz susuşuma…
Eylül AY
..
Aylardan bu ay aşk ayı
Unuttum bu ay aşkla yaşamayı
(14.03.2003, Emirdağ)
..
Ah bu mecburiyetler yok mu hapishaneden beter.Kendimize zindanlar bulmaktayız iş adına aş adına.Ve bir ışık uğruna bütün hayatımızı karartmaktayız.Yıldızları sevmek bu olmasa gerek. Mehtabı sevmek bu olmasa gerek. Yaşamak yıldızların kayışını seyredip dilek tutmak olmasa gerek.Hayatın zindanlarından parmaklıklar arasından verilen yiyecekleri yiyip aslan gibi kükremek ve sonra da insanım demek olmasa gerek var olmak.İnsanlığımızı bu yüzden mi kaybettik.Kendi karanlığımıza çekildiğimiz için mi? Kendimize iş adına aş adına mağaralar inşa ettimiz için mi?
Hem şafak vaktinin kızıllığı güzel değil midir bütün yıldızlardan? Ve hep ne zaman gün yüzü göreceğim diye bekleyecek miyiz ve her bekleyişte binlerce kez ölecek miyiz? Deniz göreceğim hayaliyle hep kendimizi kum gibi ezecek miyiz?
Ahh bu mecburiyetler yok mu hapishaneden beter! İnsan zincirle doğar önce. Sonra göbek bağı koparılır ama zincirler kalır yerlerinde.Hayat yolunda yürüdükçe daha bir hisseder zincirleri.Sonra mahkum olur yalnızlığa,yenilgiye.Bulur zindanını ve kendi ayaklarıyla girer içeriye.Bir ışık uğruna yaşar orada.Çiçekler besler penceresinde. Gözyaşlarıyla sular çiçeklerini.Bir bakarsın ki nereden geldiği belli olmayan ayrılık rüzgarı eser bir yerden ömrünü verdiği gül de gider penceresinden.Böylece diken izleri kalır ellerinde. İşte o elleri ile Allah''tan sabır diler yaptığı tüm kötülükler için tövbe eder yine.Gözleriyse mahkum olur gökyüzüne.Ay yine yerindedir yıldızlar da ama gözleri yerinde değildir artık bir kere.
Önce bakışları düşer yerlere.Sonra gözyaşları.Ağlamaktan gözlerinin feri söner.Sonra yüzünü sürter toprağa.Yaşamın sonunda sadece ölüm öper alnından.Penceresindeki gül biter ayak dibinde.
Ay ışığına benzetirken sevginin gözlerini hapsolur bakışlara.Bir başkasının gözleriyle bakar hayata.Hep başkası uğruna ölürken insan yakamoz için denizle boğuşur.Cennet özlemiyle yanarken kendini cehennemde bulur, acıyla tutuşur.Ay ışığına düşer yaprakları rüzgarın sesinde çığlıkları kaybolur. İnsan bir kasım sonu kendi zindanında donarak ölür.
Yağmur dolar gözlerine.Umut yeşerir yüreğinde.Nabzın heyecanla atar yaşama sevinci dolar bedenine. Kefenini yırtmak istesen de gün doğmaz pencerende.Zindanın anıt mezar olmuştur bir kere.İnsanlar sana gülle gelse de kapılar kapanmıştır.Gözlerinin rengi solmuştur iyice. Bakışlarına hüzün mevsiminin ince çizgileri siner gizlice.Kimse görmez yalnızlığını ve hayatını zindana çevirenlerin ellerinden güller dökülür hazan bahçelerine.
..
paramparça ulu orta kaldı yalnızlık
uzun türküler söylüyor karanlık
biraz ondan biraz bundan derlemece hayat
ay olmasın güneşin kızıllığında sen
güneş olmasın ay tutulmasında ben
denklemler hep 0 a eş..
biz hayatın adsız kahramanları
..
Ay ışığına gülümserken ruhun,
Ruhunda canlanırken,
Canımın canı.
Gülümse, sende gülümse,
Ay ışığına.
Ay gamzelerine vursun,
..
Ay karanlığında
.............güneşi aradım
.............Ama
.............Ay dahi yoktu...
Niye karanlık dünyalar
Niye güneş yok diye sordum..?
.............CEVAP...!
..
Evren yaratılır'ken bir gaye düşünül'dü,
Dün'ya gezegenin'de ay gündüzün dürül'dü.
Güneş'le ay kardeş'ken,Dün'ya yapayalnız'dı,
Ona Ademi veren o yüce rabbimiz'di.
Güneş'le ay gezer'ken,Adem yeryüzün'dey'di
Hak talanın kitabı Adem peygambardey'di.
Silsilenin başın'da adem peygam'ber varken,
..
Sorma lele sorma,yamandır halım,
Kesilmiş qanadım qrılmış dalım,
O nazlı canandan üzülmüş elim.
Dağ daş üzerime gelir ay lele.
Gönül ırmaxları bulanığ axır,
Bir amansız sevda canımı yaxır,
..
Ellere kalıpsan yazık ay; "Zellice"
Kimseye bir şey yok, gitmesin güce
Köyde kalanların, hiç yoktur suçu
Göçenler suçludur, yazık ay; "Zellice"
Çocukken çok gezer, harman eylerdim
Çiçeğini canıma, derman eylerdim
..
Ay ışığı ile Pervane
Bir masalın içindeydik sen ve ben, sonu hüsranla biten.
Bir varmış, bir yokmuş. Günlerden birgün bir pervane yolunu kaybetmiş, ay ışığı sandığı bir ışık etrafında baş döndürücü bir hızla dönmeye başlamış. Amacı yönünü bulmakmış. Ama bilememiş ki o bir sokak lambasıymış. Aldanmış. Aşkla dönmüş, sevgiyle dönmüş. Sonunda yere düşmüş pervane, düşmüş ama ölmemiş. Aradan çok zaman geçmiş. Yara almış kanatlarıyla yeniden uçmayı öğrenmiş pervane güç de olsa. Fakat o gün bugündür her gördüğü ışıktan korkar olmuş. Çünkü bir zamanlar ay ışığı sandığı koca bir yalanmış. Artık ne zaman bir ışık görse karanlıklara kaçarmış.
Sen..Gözlerinde ışığı gördüğüm, aldanıp bu yalancı ışığa pervane misali etrafında döndüğüm..
..
Bu kör geceler eskidi de, havalar soğudu.
Daha karanlığa dökecek dertlerim çoğudu.
Mehtap’ın geleceğinden de umudum yoğudu.
Karanlık ufuğun ardından çıktı ay ışığı...
Çok uzak ufuklardan da Hilal göründü,
İçerim dalgalandı, bir başka hisse büründü.
..
Bende B, o beyt ulu
Oğludur -en hem kulu
Ben ve manu men adem
Onla tende gök yolu
Babadır bab el o ay
Babel’i ay baba say
..
Senden ayrılalı yüzüm gülmüyor
Yanarım,yanarım çilem dolmuyor
Hangi tabip gelse çare bulmuyor
Derdime bir çare bul ay sevgilim.
Sol yanım boş kalmış,yatamıyorum.
Efkarı başımdan atamıyorum
..
Nereye gidiyorsun; Ay Balam!
İnsan önce, verir bir selam
Gel konuşalım, biraz kelam
Nereye gidiyorsun; Ay Balam!
Sende var mıdır, edep, terbiye
Budur insanlara, büyük hediye
..



