Öylesine düştük ki bu kor ateşin içine,
Mecnun’u susturdu bağrımızdaki bu feryat...
Gözlerimizde yaş, dilimizde sitem değil, bir dua;
Ağlaya ağlaya kapına geldik, boynumuz bükük...
Vuslatın hangi duraktadır, neredesin ay yüzlüm?
Vurdu sevdan, bir mühür gibi tam yüreğime,
Bu fani alem, senin kadrini ne bilsin?
Senin sevdan yardı geçti sinemizi,
Gayrısına yer kalmadı, dünya gözümüzde silindi...
Gönül hanesinin ışığı, neredesin ay yüzlüm?
Veysel Karani’nin o yanık yüreği gibi,
Yemen yollarında seni arar olduk...
Attığımız her adımda bir "Hû" çektik de,
Şu garip dünyada bulamadık bir izini...
Hasretinle yanan gönüllere, neredesin ay yüzlüm?
Sevdan ki dillerde en mukaddes destan,
Adına yazılmış bin bir kelam, bin bir şiir...
Ey gönül mülkünün sultanı, ey büyük komutan!
Sancağının altında topla bizleri, mahzun bırakma...
Ey nurlar saçan kandil, neredesin ay yüzlüm?
Kayıt Tarihi : 29.1.2026 15:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!