İnsanlar, zamanın içinde ölmüş fakat gömülmemiş vaziyetlerde yaşarken; ben beni her gömdüklerinde daha çok kök saldım sevdanın toprağına.
Ne yangınlarımı söndürebildi buz dağları,
Ne dağladıkları göğsümden bir damla sır akıttım avuçlarına!
Senden gayrı herkese kör; arz ile arş üzerindeki sırlara vakıf, kimi yerde âkil, kimi yerde yarı divane gezdim hep.
Sormadım sana dilimin ucuna gelen her ne ise.
Daralmasın diye göğsünün göğü.
Ne çok şeyi biriktiriyoruz içimizde
Ne çok şeye sabrediyor ne çok şeyi ıskalıyoruz
Iskalanıyoruz da tabii
Anlatmak isteyip de anlatamadıklarımız ve anlamak isteyip de anlamlandıramadığımız o kadar çok şey var ki...
Eskiden dökerdim içimi korkmadan
Ya ben cesurdum ya da bunca duvarlı değildi insanlar
Dünya sürgünüm başladığından bu yana
Kim geldiyse ve kimi gördüysem anamdan da başlayarak bu güne değin
Hiç birinde böyle bir aidiyet hissetmedim.
Yanmadı kalbim bu denli ve ruhum bilmedi neden cesetten ayrı Hâlk edildiğini.
Her yerde eğreti duran bu ruh, seni rüyasında görse dâhi tutuşurdu.
Bu, bir kadının bir erkeğe yanışı değildi sadece
Zamanın en kanserli kelimesi budur belki de "Torpilli"
Hiç bir meziyeti olmayan, gercek manada insan dahi olmayan kişiliklerin, Sırf birilerinin selamıyla gelmesi, yani torpilli olması; onun herkes tarafından seçilmesine, her istediğinin yapılmasına sebep oluyor.
Ne tiksinç!
Arkasından konuştukları insanı görür görmez ilgiler, övgüler...
Gercek manada emek veren insanları ezmeler, yok saymalar, üzmeler...
Eskiden, herkes aynı değildir diye düşünüyordum.
Sevdiğim...
Geçen on bir yılın, o yılların omzuma yüklediklerinin, sineme ve sırtıma saplanan yüzlerce hançerin acısını ve şaşkınlığını bir köşeye bıraktım bu gün.
Savaşmak zorunda kaldığım her şeyi, artık savaşmadan, sadece akışına bırakıp ilerlemek, üzerime kilitlenen kapıların anahtarları verilmezse kapıları kırıp, bulunduğum diyarları terk etme kararı aldım.
Onca yıl kendi kul hakkımdan başka kimsenin hakkına girmedim, girmeye de meyletmedim şükrolsun!
Kendi kul hakkım içinde kendimden özür diledim bu gün.
Sana gelince sevdiğim, kapından ayrılamama sebebim; ne olursa olsun benim olmanı istemek değildi.
Bu gün aşure günü kalbim!
Asırların geçtiği lâkin zulmün hala aynı dirençle, belki de daha da vahşetle, bizi dehşete düşürürcesine arttığı, azgın bir çağın başka bir yâd günü...
Çok yoruldum ey kalbimin Hızır'ı!
Ey kalbimin evi!
Keşke sana anlatabilseydim yaşattıkları tüm zalimlikleri.
Ama gelemiyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!