Bir daha arama beni,
Arayıp da kahretme bu yüreği,
Anladım artık sürüp gitmeyecek böyle,
Ne sen beni aldat ne de ben seni.
Biliyorum belki kırılacaksın,
Belki de eski günleri arayacaksın,
İlk gecemde seni yazdım,
Sensiz uykuya dalarken yüreğim.
İçimden geçenleri bir bilsen,
Böyle olacağımı nerden bileyim.
Oysa mavi bir düştü bu!...
Öğle vakti sesini duymak,
Esme deli rüzgar esme!
Nasıl estin,nasıl dağıttın,
Bütün kıvılcımları yüreğime...
Esmemeliydin!...
Esmemeliydin deli rüzgar.
En deli esintilerinle yakmamalıydın yüreğimi...
Hasret, kaybedince seni özlemekmiş,
Aşk dolu sözleri ruhunda hissetmekmiş.
Hasret, serseri bir kurşun,
Vuruldun mu bir kere asla yok kurtuluşun.
Hasret sadece yokluğun değilmiş ama,
Sakın onu yalnızlık da sanma!
Gel şöyle yanıma,
Tut ellerimi,
Öyle özledim ki sesini,
Sessiz gecelerime bir ses kat,
Sensiz dalardım uykuya her sabah.
Gel de yüzümde güller açsın,
Gülmek ve mutlu olmak varken,
Ağlamak neden bu hayatta.
Neşe ve sevinç varken,
Neden paylaşılmaz bu hayatta.
Gelecek ve umut varken,
Eziyet ve işkence neden çekilir bu hayatta.
Hayat nedir ki anne?
Benim hiç hayalim olmadı anne...
Ne seni rahat ettirebildim,
Ne kendimi...
Kaybolmuş bir anahtar kadar bile,
Aranmıyorum anne...
Hüzün bazen deli dalgalar gibi gelir,
Gönlünün kıyısına kıyısına vurur,
Aşınmış kayalar gibi olur ruhun,
Suskun, yorgun çaresiz öylece durur.
Dalgaların dövdüğü kumlara yazılır,
Ummana karışır , silinir yavaş yavaş kaybolur,
Ne kadar çok suskunsan bana,
O kadar çok soğuyor bu kasvetli hava,
Üşüyorum…
Kar mı yağıyor, yoksa yağmur mu bana?
Senin hasretinle zaten sırılsıklam olmuşum,
Üşütse ne olur ,ıslatsa ne olur bir daha.
Nasıl da dökülüyor gözyaşların,
Damlacıklar halinde kirpiklerine.
Öyle acılar dökülür ki ardından,
Yüreğinin ta derinliklerine.
Çevir bana yaşlı gözlerini,
Sileyim mendilimle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!