Dili dilde közledi yel,
Göze birden düştü ateş.
Gönle geldi ürkek bir el,
Hare hare çöktü ateş.
Akşamlar zindan yarası,
Taş yürek, hasret kapısı.
Mazi, kalbin yüz karası,
İçin için aktı ateş.
Bir yaprak gibi kararsız,
Titreyerek düşer cansız.
Ölüm kalır hatırasız,
Odunda üşüdü ateş.
Yumuşak bahar rüzgârı,
Sonsuz yol, toprak kuşları.
Ötede ikinci yarı,
Diri diri örttü ateş.
Hüzün kokar iki deniz,
Hüküm giyen mahkûm naçiz.
Bir adım ötesi dipsiz,
Yol yolcuya küstü ateş.
Halilî, ayak izleri,
Bu dünya bekleme yeri.
Perde bitirir düşleri,
Uyku, beyaz örtü ateş.
📍Şair Notu: Ateş, yürekten kopup gelen sessiz bir çığlık gibidir; hem yakar, hem de arındırır. Bu şiirde, içimde yanan o kararsız, titrek ama bitmek bilmeyen ateşi anlatmaya çalıştım. Hayat bazen bizi zindanlarda mahkûm eder gibi hissederiz, ama unutmamalıyız ki, her zindanın bir sonu vardır. Ayak izlerimizi bırakırken, beklemek değil, yürümek gerek. Düşlerimiz, umutlarımız ne kadar karanlıkta kaybolsa da, beyaz bir örtü gibi uyku gelip sarar bizi. Yine de o ateş, içimizdeki yaşamın en gerçek işaretidir. Sen de kendi ateşini sakın söndürme, çünkü orada hayat var. Sevgiyle…
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Kül olsa da aşkın ateşi, yeniden doğar her baharda.
•Alev alev yanarken, kalpler birbirine dokunur.
•Hasret, insanın içine düşen en ağır kıvılcımdır; ne su söndürür, ne zaman.
•İnsan en çok sevdiğine üşür; çünkü sıcaklık oradadır sanır.
•Dünya, umut edenlerin sınavı; unutanların sığınağıdır.
4 Şubat 2019 / Pazartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 15:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Zihindeki fırtınalar, kalbinde sakinlik bulmazsa, hayat hep kaybolan bir yolculuk olur."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!