Aşk Sonsuz 1 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7507

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşk Sonsuz 1

Köy Yolunda Seni Beklerken
Akşam, tepenin ardına inerken
güneş sarı bir ışık bırakıyordu tarlalara.
Uzakta birkaç kuş dönüyordu yuvasına,
ben ise seni düşünüyordum
eski bir taş duvarın yanında.
Sen gelince
dünya biraz daha güzel oluyordu aslında;
ben, dünyaya bakmayı
senin gözlerinden öğreniyordum.
Bir kır çiçeği kopardım yoldan,
çok güzel değildi.
Ama seni hatırlattı bana.
Aşk da böyle değil mi zaten?
Bazen küçücük bir şey
bütün bir hayatı aydınlatır.
Sonra rüzgâr çıktı.
Saçlarına dokunur gibi
yavaşça geçti yanımdan.
Seni beklerken anladım:
İnsanın mutluluğu
büyük saraylarda değil,
sevdiği insanın
“buradayım” demesindedir.
Sen geldin.
Hiçbir şey söylemedik.
Güneş battı,
köyün ışıkları birer birer yandı.
Ve ben,
o sade akşamın içinde
hayatımın en büyük zenginliğini buldum:
Seninle aynı gökyüzünün altında
yan yana durabilmek.
Aşk

Bilirim:
Uzakta da olsan
kalbin bana dönükse,
en uzun yol bile
bir gün kısalır.
Aşk

Zamanın Ötesinde Sen
Bir gün
zamanın kapısını açıp
geleceğe gidebilseydim,
ilk bakacağım şey
dünyanın nasıl değiştiği olmazdı.
Seni arardım.
Belki şehirler artık
gökyüzünde kurulmuş olurdu,
insanlar yıldızlara
sıradan bir yolculuk gibi giderdi.
Belki denizlerin üzerinde
yeni kıtalar doğardı.
Ama ben
hangi çağda olursam olayım
aynı soruyu sorardım:
Sen neredesin?
Çünkü zaman
şehirleri değiştirir,
insanları yaşlandırır,
hatıraların üzerini örter.
Ama bazı duygular
takvimlere boyun eğmez.
Eğer bin yıl sonrasına
tek bir şey götürebilseydim,
ne altın isterdim
ne de bilimin bütün sırlarını.
Elini tutuşunu götürürdüm.
Çünkü geleceğin bütün makinelerinden
daha büyük bir mucize var:
Bir insanın
başka bir insanın yanında
kendisi olabilmesi.
Ve eğer zaman
bizi iki ayrı çağa savurursa,
inan bana;
hangi yüzyılda yaşarsam yaşayayım,
seni bulmak için
yine aynı yöne yürürüm.
Belki aşk budur:
Zamanın bizi ayırabileceğini bilmek
ama yine de
sonsuzluğu birlikte düşlemek.
Aşk

Seni Seven Bir Özgürlük
Şehir, gece boyunca bizi izledi;
duvarlarda suskun kameralar,
sokaklarda ezberlenmiş adımlar vardı.
Herkes ne düşüneceğini biliyordu,
kimse ne hissettiğini söylemiyordu.
Ben seni sevdim.
Bu, kayıtlara geçmemiş bir suçtu belki,
çünkü gerçek sevgi
hiçbir yasaya sığmazdı.
Bir emirle susturulamaz,
bir korkuyla yok edilemezdi.
Sen yanımdayken
duvarların dili değişiyordu.
Gözetleyen gözler körleşiyor,
soğuk caddeler ısınıyor,
insan kendi kalbine geri dönüyordu.
Bize
“mutlu olun” dediler,
ama mutluluğun nasıl olması gerektiğini
de tarif ettiler.
Biz yine de
kendi mutluluğumuzu seçtik.
Sen bana baktığında
bütün sloganlar anlamsızlaştı.
Çünkü iki insanın birbirine
gerçekten inanması,
en büyük itaatsizlikti.
Bir gün bütün şehir
unutabilir bizi.
Ama ben biliyorum:
Bir insanın kalbinde
başka bir insan için sakladığı sevgi,
hiçbir iktidarın yönetemeyeceği
son özgür ülkedir.
Ve ben
o ülkede
seninle yaşamak istiyorum.
Aşk

Kadife Bir Akşam
Akşam, perdelerin arasından
odaya usulca süzüldüğünde,
yüzünde günün yorgunluğunu gördüm.
Bir ressamın tamamlamaya kıyamadığı
bir portre gibiydin.
Saçlarının arasına
günün son ışığı düşüyordu;
öyle sessiz, öyle narin…
Sanki güneş bile
sana dokunurken çekiniyordu.
Elini tuttum.
Parmaklarının sıcaklığı
eski bir mektubun içinde unutulmuş
kurumuş bir çiçek gibiydi;
geçmişten gelen
ama hâlâ kokusunu taşıyan.
Sen konuşurken
odadaki bütün eşyalar sustu.
Saatin sesi bile
kalbimizin ritmine karıştı.
Aşk bazen büyük sözler istemez;
bir bakışın kenarında titreyen ışık,
bir fincanın soğuyan kenarında kalan iz,
omzuna düşen tek bir saç teli
yeter anlatmaya.
O gece seni sevdim,
kimsenin bilmediği bir incelikle.
Ve anladım:
Bazı insanlar hayatımıza
bir mevsim gibi girer;
ama bazıları
bir ömür boyunca
kalbin en sessiz odasında
çiçek açar.
Sen,
benim o odamdın.
Aşk

Sana Dönen Deniz
Nice kıyılar gördüm, sevgilim,
nice yabancı gökyüzünün altında
geceler geçirdim.
Deniz bazen öfkeliydi,
bazen sessizce taşıdı beni.
Rüzgâr adımı unuttu,
yıldızlar yolumu şaşırdı.
Ama sen
uzakta bir liman değildin yalnızca;
döndüğümde bulacağım
evdin.
Şarkılar söylediler bana
başka kadınların güzelliğinden,
başka ülkelerin zenginliğinden,
başka hayatların kolaylığından.
Hiçbirine inanmadım.
Çünkü insan
kalbinde bir tek kişiye ait
bir kıyı taşıyorsa,
bütün denizler
onu eve götürür.
Yıllar geçti.
Saçlarıma yolculukların havası sindi,
gözlerime özleminin izi...
Nedense seni her düşündüğümde
içimde hâlâ
ilk ayrıldığımız akşam vardı.
Şimdi önümde
tanıdık bir yer beliriyor.
Belki evler değişti,
belki yollar,
belki ben.
Ama biliyorum:
Sen hâlâ oradaysan,
bütün yolculuklarımın
tek bir anlamı vardır.
Sana dönmek.
Ve eğer bir gün
sessizce kıyına yanaşırsam,
beni zaferlerle karşılama.
Sadece bak bana.
Çünkü ben
dünyayı dolaşmış bir adam olarak değil,
seni sevmiş
ve sonunda
kalbinin limanına ulaşmış
bir adam olarak
geliyorum.
Aşk

Şimdi önümde
tanıdık bir yer beliriyor.
Belki evler değişti,
belki yollar,
belki ben.
Ama biliyorum:
Sen hâlâ oradaysan,
bütün yolculuklarımın
tek bir anlamı vardır.
Sana dönmek.
Aşk

Bize mutluluğun
fazla tehlikeli olduğunu söylediler.
Oysa ben senin gözlerinde
küçük bir özgürlük buldum.
Ne bir ülkenin sınırlarıydı bu,
ne bir bayrak,
ne de bir slogan.
Sadece sen vardın.
Ve ben ilk kez
kimsenin bana söylemediği
bir gerçeği öğrendim:
İnsan, sevdiği kişinin yanında
kendisi olmaktan korkmuyorsa
gerçekten özgürdür.
Aşk

Bize aşkı
bir zayıflık olarak öğrettiler.
İnsan sevmemeli, dediler;
bağlanmamalı,
özlememeli,
kalbinin söylediklerine inanmamalı.
Ben inanmadım.
Çünkü seni sevdiğim gün
ilk kez kendi sesimi duydum.
Aşk

Eğer zaman
bizi iki ayrı çağa savurursa,
inan bana;
hangi yüzyılda yaşarsam yaşayayım,
seni bulmak için
yine aynı yöne yürürüm.
Aşk

Zamanın Ötesinde Sen
Bir gün
zamanın kapısını açıp
geleceğe gidebilseydim,
ilk bakacağım şey
dünyanın nasıl değiştiği olmazdı.
Seni arardım.
Belki şehirler artık
gökyüzünde kurulmuş olurdu,
insanlar yıldızlara
sıradan bir yolculuk gibi giderdi.
Belki denizlerin üzerinde
yeni kıtalar doğardı.
Ama ben
hangi çağda olursam olayım
aynı soruyu sorardım:
Sen neredesin?
Çünkü zaman
şehirleri değiştirir,
insanları yaşlandırır,
hatıraların üzerini örter.
Ama bazı duygular
takvimlere boyun eğmez.
Eğer bin yıl sonrasına
tek bir şey götürebilseydim,
ne altın isterdim
ne de bilimin bütün sırlarını.
Elini tutuşunu götürürdüm.
Çünkü geleceğin bütün makinelerinden
daha büyük bir mucize var:
Bir insanın
başka bir insanın yanında
kendisi olabilmesi.
Ve eğer zaman
bizi iki ayrı çağa savurursa,
inan bana;
hangi yüzyılda yaşarsam yaşayayım,
seni bulmak için
yine aynı yöne yürürüm.
Belki aşk budur:
Zamanın bizi ayırabileceğini bilmek
ama yine de
sonsuzluğu birlikte düşlemek.
Aşk

Aşk bazen
varılacak limanı bilmek değildir;
kalbinin gösterdiği yöne
sonuna kadar yelken açmaktır.
Aşk

Bir gün zamanın kapısını açarsam,
geçmişe değil, sana gideceğim.
Saatlerin sustuğu,
takvimlerin anlamını yitirdiği
o uzak çağda bile
ilk seni arayacağım.
Aşk

Sevdiğin birine kavuşma umudu,
insanın elindeki en sağlam pusuladır.
Aşk

Cebimde
senin söylediğin tek bir cümle vardı:
“Dönersen seni bekliyor olacağım.”
Aşk

Zamanın Ötesinde Sen
Bir gün zamanın kapısını açarsam,
geçmişe değil, sana gideceğim.
Saatlerin sustuğu,
takvimlerin anlamını yitirdiği
o uzak çağda bile
ilk seni arayacağım.
Belki gelecekte
şehirler gökyüzünde kurulacak,
insanlar yıldızlara dokunacak,
yeryüzünde eski aşklardan
yalnızca birkaç iz kalacak.
Ama ben,
hangi yüzyılda yaşarsam yaşayayım,
senin gözlerinde
aynı sabahı bulacağım.
Diyelim ki zaman makinem bozuldu,
dönüş yolu kapandı ardımdan;
yine de üzülmem.
Çünkü senin yanında geçen bir ömür,
bütün çağlara bedel.
Geçmişe dönüp
seni daha erken bulmak istemem;
geleceğe gidip
sonumuzu öğrenmek de istemem.
Ben zamanı
ilk kez seninle sevdim.
Çünkü aşk,
saatin ilerlemesi değil;
iki insanın
aynı anda birbirini seçmesidir.
Ve eğer evrenin
sonsuzluğunda bir yer varsa
zamanın ulaşamadığı,
orada bir ev kuracağım sana.
Ne dün olacak orada,
ne yarın.
Sadece sen olacaksın,
ben olacağım
ve ilk kez
zaman bizi geçemeyecek.
Aşk

Eğer bir gün
bütün dünya bana
güçlü olmanın yolunu sorarsa,
sana bakıp susarım.
Aşk

Çünkü ben
en büyük zaferimi
seni kendime bağlayarak değil,
yanımda kalmak istediğini
her gün yeniden seçmenle kazandım.
Aşk

Bir yaprak düştü avucuma,
üzerinde Eylül'ün sessizliği vardı.
Seni düşündüm.
Sonbahar dedikleri belki de
bir şeylerin bitişi değil,
kalbin içinde
yeniden başlamanın başka adıdır.
Aşk

Eylül geldi;
çınarların gölgesinden
birer birer yaprak düştü.
Mevsim değişti,
rüzgâr değişti,
ama sana duyduğum özlem
aynı yerde durmadı;
her gün biraz daha büyüdü.
Aşk

Her şey akar;
dere denize,
rüzgâr çınarlara,
yaprak toprağa,
özlem sana doğru...

Ben de akıyorum
sana ulaşamayan
uzun bir mevsim gibi.

Bazen düşünüyorum:
Aşk, aynı yerde kalmak mı,
yoksa değişirken
aynı kişiyi yeniden sevmek mi?

Eylül her akşam
biraz daha sarartırken gökyüzünü,
ben seni
her hatırlayışımda
biraz daha derinden seviyorum.
Aşk

Ve ben biliyorum:
Sonbahar geçecek,
yapraklar toprağa karışacak,
Eylül başka bir Eylül'e dönüşecek.
Ama özlem
kendi nehrini bulduğunda
geri dönmez.
Benim içimdeki nehir
hâlâ sana akıyor.
Çünkü değişen her şeyin içinde
değişmeyen tek şey değil aşk;
her değişişinde
yeniden seçtiğim sensin.
Aşk

Eylül’e Akan Aşk
Eylül geldi;
çınarların gölgesinden
birer birer yaprak düştü.
Mevsim değişti,
rüzgâr değişti,
ama sana duyduğum özlem
aynı yerde durmadı;
her gün biraz daha büyüdü.
Çınarlar bilir bunu:
Hiçbir yaprak
aynı rüzgârda iki kez savrulmaz.
Sen de değiştin,
ben de değiştim;
fakat aramızdaki aşk
her değişimin içinden
başka bir biçimde geçti.
Bir yaprak düştü avucuma,
üzerinde Eylül'ün sessizliği vardı.
Seni düşündüm.
Sonbahar dedikleri belki de
bir şeylerin bitişi değil,
kalbin içinde
yeniden başlamanın başka adıdır.
Çünkü her şey akar;
dere denize,
rüzgâr çınarlara,
yaprak toprağa,
özlem sana doğru...
Ben de akıyorum
sana ulaşamayan
uzun bir mevsim gibi.
Bazen düşünüyorum:
Aşk, aynı yerde kalmak mı,
yoksa değişirken
aynı kişiyi yeniden sevmek mi?
Eylül her akşam
biraz daha sarartırken gökyüzünü,
ben seni
her hatırlayışımda
biraz daha derinden seviyorum.
Çınarların altında
yapraklar çoğalıyor.
Her yaprak,
senden ayrı geçen
bir gün gibi.
Ve ben biliyorum:
Sonbahar geçecek,
yapraklar toprağa karışacak,
Eylül başka bir Eylül'e dönüşecek.
Ama özlem
kendi nehrini bulduğunda
geri dönmez.
Benim içimdeki nehir
hâlâ sana akıyor.
Çünkü değişen her şeyin içinde
değişmeyen tek şey değil aşk;
her değişişinde
yeniden seçtiğim sensin.
Aşk

Çınarların altında yürüdüm bugün,
ayaklarım yapraklara bastıkça
içimde eski bir yaz uyandı.
Sen vardın o yazda;
gülüşün vardı,
ellerinin sıcaklığı,
bir de gözlerimde
henüz ayrılığın bilmediği
o güzel huzur...
Şimdi sonbahar var.
Rüzgâr, dallardan yaprakları koparırken
ben senden uzaklığımı sayıyorum.
Her düşen yaprak
bir gün daha eksiltiyor takvimden,
ama nedense
sana olan özlemimi
bir gün bile azaltmıyor.
Aşk

Ben seni
tam da böyle seviyorum:
Bir çınarın gölgesinde unutulmayan yaz,
Eylül'ün içinde saklanan sıcaklık,
ve uzaklığın her yaprakta
yeniden hatırlattığı
o tarifsiz özlem gibi...
Aşk

Eylülün Çınarları
Eylül, akşamın ince serinliğiyle geldi;
çınarların dallarında
yorgun bir yazın son ışığı kaldı.
Bir yaprak düştü önüme,
sanki senden kalan
küçücük bir mektuptu.
Eğilip aldım onu.
Üzerinde adın yoktu
ama seni hatırlattı bana.
Bazı şeylerin adı yazılmaz sevgilim;
bir rüzgâr yeter,
bir yaprak yeter,
bir akşam yeter
özlemek için.
Çınarların altında yürüdüm bugün,
ayaklarım yapraklara bastıkça
içimde eski bir yaz uyandı.
Sen vardın o yazda;
gülüşün vardı,
ellerinin sıcaklığı,
bir de gözlerimde
henüz ayrılığın bilmediği
o güzel huzur...
Şimdi sonbahar var.
Rüzgâr, dallardan yaprakları koparırken
ben senden uzaklığımı sayıyorum.
Her düşen yaprak
bir gün daha eksiltiyor takvimden,
ama nedense
sana olan özlemimi
bir gün bile azaltmıyor.
Akşam çınarların arasına çekilince
gökyüzü solgun bir renge bürünüyor.
O anda seni daha çok özlüyorum.
Belki de sonbaharın sırrı bu:
Her şey yavaşça susarken
kalbin bazı sesleri
daha güçlü duyması...
Eylül geçecek, biliyorum.
Yağmurlar gelecek,
çınarlar yapraksız kalacak,
sonra başka baharlar doğacak.
Fakat ben
hangi mevsime uyanırsam uyanayım,
seni içimde
Eylül akşamlarının hüznüyle taşıyacağım.
Bir gün yeniden karşılaşırsak
sana hiçbir şey sormayacağım.
Sadece yanında durup
birlikte düşen yaprakları izleyeceğim.
Çünkü bazı aşklar
konuşarak değil,
aynı sonbaharın altında
sessizce yan yana durarak anlaşılır.
Ve ben seni
tam da böyle seviyorum:
Bir çınarın gölgesinde unutulmayan yaz,
Eylül'ün içinde saklanan sıcaklık,
ve uzaklığın her yaprakta
yeniden hatırlattığı
o tarifsiz özlem gibi...
Aşk

Seni özlemek,
uzakta birini beklemek değildi artık.
Sen,
gittiğin yerden dönmeden
içimde yürüyen bir gölgeydin.
Aşk

Bir gece
penceremi açtım.
Bir yaprak içeri girdi.
Onu avucuma aldım
ve seni düşündüm.
O küçücük yaprakta
koca bir sonbahar vardı.
Benim içimdeyse
sana duyduğum
bitmeyen özlem.
Eylül giderken
sana söyleyemediğim tek şeyi
rüzgâra bıraktım:
“Gel...
Çünkü bazı insanlar
mevsim değildir;
hangi sonbahar gelirse gelsin
kalbin içinde
hep aynı yerde kalır.”
Aşk

Eylülün Aynasında Sen
Eylül bu sabah
çınarların dallarına ince bir sır bıraktı.
Bir yaprak havada asılı kaldı;
ne düşüyordu
ne de uçuyordu.
Sanki zaman,
senin adını hatırlamak için
bir anlığına durmuştu.
Ben o yaprağa baktım,
yaprak bana sana benzeyen
bir gökyüzü gösterdi.
Sonbahar garip bir büyüydü;
çınarlar soyundukça
sen biraz daha görünür oluyordun
içimde.
Seni özlemek,
uzakta birini beklemek değildi artık.
Sen,
gittiğin yerden dönmeden
içimde yürüyen bir gölgeydin.
Akşam olunca
çınarların altında ışıklar yandı.
Her ışığın çevresinde
küçük bir dünya dönüyordu.
Ben seni düşündüm.
Bir yaprak daha düştü.
Ve o anda
yeryüzü ile gökyüzü
kısa bir anlığına yer değiştirdi.
Ben göğe bastım,
sen toprağın üzerinde
bir yıldız gibi yürüdün.
Belki aşk budur:
Gerçek sandığımız şeyin
bir rüya olduğunu bilmek
ve yine de
uyanmak istememek.
Eylül ilerledi.
Yağmur camlara dokundu.
Çınarların dalları
giderek daha çıplak kaldı.
Ama benim içimde
senin için açan bir mevsim vardı;
takvimlerin bilmediği,
rüzgârların susturamadığı...
Bir gece
penceremi açtım.
Bir yaprak içeri girdi.
Onu avucuma aldım
ve seni düşündüm.
O küçücük yaprakta
koca bir sonbahar vardı.
Benim içimdeyse
sana duyduğum
bitmeyen özlem.
Eylül giderken
sana söyleyemediğim tek şeyi
rüzgâra bıraktım:
“Gel...
Çünkü bazı insanlar
mevsim değildir;
hangi sonbahar gelirse gelsin
kalbin içinde
hep aynı yerde kalır.”
Aşk

Eylül ilerledi.
Yağmur camlara dokundu.
Çınarların dalları
giderek daha çıplak kaldı.
Ama benim içimde
senin için açan bir mevsim vardı;
takvimlerin bilmediği,
rüzgârların susturamadığı...
Aşk

Bazı insanlar uzakta olsa da
kalbimizde onlara ayrılmış
küçük bir yer vardır.
Ve o yer,
mesafelerle küçülmez.
Seni özlüyorum.
Ama özlemek yalnızca
seni görememek değil.
Sabahın ilk ışığında
aklıma düşmen,
bir çınarın gölgesinde
yanımda olmadığını fark etmem,
bir yaprağın düşüşünde
sesini hatırlamamdır.
Aşk

Bunca zaman özlediğimiz şey
bir mevsim değilmiş;
aynı gökyüzünün altında
yeniden yan yana gelebilmekmiş.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 2.09.2026 22:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!