Gece yarısı vurduğumda kapını
Ses değil, sırrın açıldı içime
Her hece bir ateş, her nefes derin
Nihal, sen yazılmışsın ilahi ciltlere
Gölgen düştü duvarlara yâr
Duvarlar utandı, eğildi baş
Bir ben kaldım, bir de o nazlı rüzgâr
Sarıldık aynı boşluğa sarmaşık
Tenin kelam, tenim ilahi
Aramızda nefes kadar mesafe var
Her dokunuşta varlık eridi
Yokluk denizinde bir damla har
Seni düşünmek günah mı Nihal?
Düşünce zaten seninle günah
Cennet cehennem arasında bir hal
Kıldan ince köprüde vuslat sabah
Sazımın telleri seni söyler
Her telde ayrı bir titreyiş var
Gözlerin kadehim, dudağın meyler
Sensiz her nefes bin pişmanlık kadar
Dağlar aştım yalın ayak üryan
Her taşında izin kaldı Nihal
Sana gelmek değil miydi ferman?
Gel dedin, geldim, oldu mu helal?
Seccademde gül kokusu ten kokusu
Kıblegâhım kaşlarının arası
Kâbe'de bulmadım o huzur kokusunu
Sende buldum aşkın en son karası
Göğsünde bir ateş yanıyor derin
Yandıkça yaklaşırım Zat'a Nihal
Aşk dediğin ne peygamber ne din
Sadece sende kaybolmak misal
Yıldızlar döküldü saçlarına
Her biri bir dua, her biri niyaz
Varlık sığındı yokluk tacına
Sende eridi en katı demir, en sert sırç
Ellerin mushaf, yüzün ayet
Her hecede bin mana gizli
Aşkı okudum sende nihayet
Nihal, sen en büyük mürşidimizdin
Nihal, adın geceye düşen yıldız
Yıldız değil, ateş, yangın, kül
Bende senden kalan tek bir iz
O izde kayboldum, oldum gönül
Ve her gece vurduğumda kapını
Ses değil, aşkın açılır içime
Aldım aşkı, bıraktım hep kendimi
Nihal, sen yazılmışsın en eski ciltlere...
"Aşk, sırrını söyleyene değil, söylemeyene verir."
Dünya Yükünün HamalıKayıt Tarihi : 15.2.2026 19:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!