Arkadaş Şiiri - Müslüm İnan

Müslüm İnan
39

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Arkadaş

ARKADAŞ OLSUN
Dağ ne kadar yüksekse
eteğinde kar o kadar uzun kalır derler.
Ama ağustos gelir,
güneş iner taşın bağrına,
kar da çekilir yavaş yavaş.
Ne kadar yüksek olursan ol dağ,
öteki dağdan ne farkın kalır
eteğinde kar kalmayınca?
İnsan da öyle biraz...
Boyu değil,
ardında bıraktığı izdir
yüksekliği.
Bir gün Türkmen Çeşmesi'nde
bir âşık gördüm.
Başında oturmuş,
yanında iki avcı...
Biri Halit'ti,
öteki Şükrü.
İkisi de
mavzer yatağında mermi gibiydi;
sessiz, hazır,
dağın dilini bilen adamlardı.
"Haydi," dediler,
"çıkalım Ziyaret Dağı'na."
Çıktık.
Eteğinde kar tane tane,
bağrında rüzgâr,
sırtında alaca boz bir tavşan
bir görünüp bir kayboldu.
Bir tavşana baktım,
bir Halit'e,
bir Şükrü'ye...
Üçü de dağın insanıydı sanki.
Tavşan kaçıyordu,
onlar iz sürüyordu;
ben ise çocuk aklımla
dünyayı seyrediyordum.
İkisi de yaman avcıydı.
Ama insanı avlamazdı gönülleri.
Sofrayı bilirlerdi,
ekmeği bilirlerdi,
arkadaşlığı bilirlerdi.
Ben onları sevdim.
Onlar da beni.
Belki yaşlarımız farklıydı,
belki yollarımız farklıydı;
ama dağın başında
insanların yaşı sorulmazdı.
Birlikte yürüdük,
birlikte sustuk,
birlikte güldük.
Kış gelince
köy odalarında toplandık.
Dışarıda kar,
içeride soba...
Bir yanda çay,
bir yanda eski hikâyeler.
Kim bilir kaç gece
o odalarda insan ömrü konuşuldu,
kaç hayat bir avuç közün ışığında
yeniden anlatıldı.
Şimdi ben
ömrümün son deminde
o günlere dönüp bakıyorum.
Dağ hâlâ orada mı,
kar hâlâ eteğinde mi,
Türkmen Çeşmesi
hâlâ aynı türküyü söylüyor mu bilmiyorum.
Ama Halit var.
Şükrü var.
İkisi de bugün
bir dağın yamacında değil belki;
ama benim hafızamda
yan yana duruyorlar.
İnsan bazen ölmez iki kere.
Biri toprağa gider,
öteki hatıradan silinir.
Halit ile Şükrü
benim hatıramdan silinmedi.
Ben bugün yaşarken
onlar benimle birlikte yürüyor.
Bir dağ gördüğümde Halit,
bir avcı gördüğümde Şükrü,
köy odasında yanan sobayı düşündüğümde
ikisi birden geliyor aklıma.
Çünkü arkadaşlık
aynı zamanda yürümek değildir yalnızca;
Bir insanın hayatından geçip
onun hafızasında
kendine bir yer bırakmaktır.
Dağlar yükselir,
karlar erir,
tavşanlar kaçar,
avcıların tüfekleri susar.
Zaman herkesi kendi yoluna götürür.
Ama bazı insanlar vardır;
gittikleri hâlde gitmezler.
Bir çeşmenin başında kalırlar,
bir dağın eteğinde,
bir köy odasının dumanında,
bir eski sohbetin içinde...
Halit ve Şükrü de
benim hayatımın
öyle iki güzel hatırasıdır.
Ben bugün
onların yaşamadığı bir dünyada yaşıyorum.
Ama ne zaman Ziyaret Dağı'na baksam
eteğinde yine kar tane tane...
Ve sanki uzaktan bir ses gelir:
"Haydi Müslüm,
dağa çıkıyoruz."
Ben de gülümserim.
Çünkü bazı arkadaşlıklar
ölümden sonra bile
insanın yanında yürür.
Arkadaş olsun...
Dağ olsun...
Hatıra olsun...

Müslüm İnan
Kayıt Tarihi : 6.08.2026 07:17:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Arkadaşa düğünden Özlem gerçek bir hikayeden alınmıştır üç Arkadaş daha çıkar ava gider kışın köye odalarında muhabbet eder birbirini kırmadan birbirini ye falan kirlendiğini yaşarken ve birbirine sahip çıkarlar birbirine saygı duyarlar geldiğimiz nokta sen hiçbir şey hayatta değildir iki kişi hayatta değil birisi yaşıyor ve o da köyden ayrılırlar seneler oldu güzel geçen günler hatırası o şeyi ya da hikaye kaleme alındı sonsuz bir eseridir

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!