antitez
çiçeklerim de su istemiyor sanki artık
ne yapsam kuruyor
ömrüm dallarını kırdığım
ağaçların eteklerinde çürüyor
içi geçmiş meyveler sararmış yapraklar arasında
yaşayan bir hükümlü gibi saklanmaya çalışıyorum
kendi yarattığım korkulu düş denizine
oysa boşuna bu kurtuluşum yok
biliyorum rüzgar sert
deniz öfkeli dalgalar hırçın
bu deniz bu korkular insanı alıp götürür
isterse şimdi bir fırtına
gökyüzünü tarumar edip gelsin
sabırsızım
suskunum
bekliyorum
geçmiş zamanlar bahçesinde
bir koza gibi örüyorum
ölüme adanmış yalnızlığı
yaşanmışlıkların içinde
hiçbir zaman değişmiyor insan
aynı suret aynı beden aynı öz
acılar sevinçler aynı sevdalar
yaşadığın biriktirdiğin
değiştiremediğin alın yazın
geceler gündüzler
aylar mevsimler
geçip gittiği gibi
duruyor öylece
geçmiş zaman
asıl olan hasat vakti
omuz başındaki o nefes
teni boydan boya ürperten
sessizlik
hiçlik
boşluk
saracak her yanı
kuşlar ötmeyecek
rüzgar esmeyecek
yağmurlar yağmayacak
güneş ısıtmayacak
bir hüzün
bir keder
sarıyor çepeçevre
şaşırmıyorum yine de
böyle yaşamışım bunca yıl
alışmışlığın sütünü emmişim
yalnızlığın ekmeğini yemişim
acıların suyunu içmişim
ömrüm hayatıma küsmüş
ne çok düşünmüş
ne çok sorgulamışım hayatı
konuşmayı bilmiyor dudaklarım
boşuna açılıp kapanıyor
sözcüklerim hep yarım
garip bir duygu ile doluyorum
sanki bir suçluluk duygusu
suçluluktan daha çok
geçmişten arınabilmek
kendini affetmek duygusu
ne olduğunu bilemediğim
tarif bile edemediğim
hissettiğim
gördüğüm
dokunduğum
ne varsa içime sokuyorum
neye yarayacağını bilmeden
yapamadıklarımı yapmak
öğrenemediğim her şeyi öğrenmek
anlayamadığım her şeyi anlamak
ağır bir bilge insan olmak
kendimi yorumlamak
hamdım piştim demek
yandım demek
tez
antitez
sentez
ateş
yürek
kül
ömrüm içinde
kilit kilit üstünde
açsalar öldüm
açmasalar öldüm
İsmail Akyüz
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 12:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!