Ete, kemiğe bürünmemiştim daha,
Korkuyordum yalnız yola çıkmaya.
“Bir melek bulacak seni” dediler,
Tutunduğum ilk dal sen oldun annem.
Dokuz ay boyunca beni taşıdın,
Adeta canından bir can kopardın.
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Dogum günün kultlu olsun nice nice yıllara saglıklı bir yaşam mutlu neşe dolu seneler senin olsun
salim erben
Kalleşin kurşunu adres sormuyor,
Ne zaman giderim bilemem annem.
şiirin bütüni ile bağlantı kuramadım son satırları!?
tüm türkiyenin duası sizleri biliyorsunuz
selametle kalın
slm syn müdürüm.sert görünüşlerin ve yoğunlukların puslu zamanlarında hayata tutunma,hayata tutundurma adına insanların neler yapabileceğinin örneklerini yüreğinizdeki sevgi damlacıklarını ufukta ruhlarla paylaşıp hediye ettiğiniz için size sonsuz şükranlarımı sunar.yüreğinizdeki edebi yasantınızın çisil çisil yagan mutluluk damlaları gibi hayatınızda sizi tatlı tebessümlerle yolculuk ettirmesini dilerim.annelik öyle bir duygudur ki bunu ancak ''cennet annelerin ayağı altındadır.'' sözüyle anlayabiliriz.
slm syn müdürüm.sert görünüşlerin ve yoğunlukların puslu zamanlarında hayata tutunma,hayata tutundurma adına insanların neler yapabileceğinin örneklerini yüreğinizdeki sevgi damlacıklarını ufukta ruhlarla paylaşıp hediye ettiğiniz için size sonsuz şükranlarımı sunar.yüreğinizdeki edebi yasantınızın çisil çisil yagan mutluluk damlaları gibi hayatınızda sizi tatlı tebessümlerle yolculuk ettirmesini dilerim.annelik öyle bir duygudur ki bunu ancak ''cennet annelerin ayağı altındadır.'' sözüyle anlayabiliriz.
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta