Daha ufka doğmadan bir parıltı saçıldı, o huzurlu selamet güneşinden,
Dağıldı gönüllerden karanlıklar, sır olup gitti gam bulutları dertlerinden,
Kalp pınarlarındaki kor ateşleri, uyandırdı bakışıyla sırrı sözlerinden,
Dökülen nurlar düşen ışıklar, ufuklardan şevkle fışkırıyor izlerinden.
Ömrün ve çağların, zamandan süzülen vaktin her demini, kutsa selametle bugün,
Gülecek melekler arştaki parıltılar, üstümüzden selam verecekler bütün,
Elmas kristalleri ışıltısından kamaştı gözlerim, nurlu damlaların bakışından dün.
*
Daha dile gelmeden yankıları duyuldu o vefanın, selamet nefesinin,
Çözüldü düğümler dillerden, gül olup açtı tomurcukları lal seslerinin,
Akışıyla dalgalandırdı nehir saf duyguları, kıyılarındaki ruh neşesinin,
Süzülen sırlar coşan ırmaklar, sinelerden feyzini taşırıyor nefesinin.
Yolun ve menzilin, diyardan diyara göçün her izini, selametle sakla her an,
Parlayacak dağdaki tüm şafaklar, müjde verip ufkumuzda parıldayacak her yan,
Mercan damlaları ışıltısından kamaştı gözlerim, gülüşünün yansımaları eşsiz inan.
*
Esintisi yayıldı daha bağa girmeden, gül ve sümbül selamet bahçesinin,
Arındı yapraklar tozlardan, nur olup düştü tanecikleri çiy gölgesinin,
Olgunlaştı dallarındaki tüm ham meyveleri can dokunuşuyla neşesinin,
Güller, uçan kuşlar yuvalardan sesleniyor, vaktinde açılan seherinin.
Halin ve hatırın candan cana geçen sırrın, her bağını korur selametle bu çağ,
Yeşerecek tohumlar yerdeki parıltılar, hayat bulacak yurdumuzdaki her bağ,
Yakut hareleri ışıltısından kamaştı bak gözlerim, cemalinin şuleleri kutlu dağ.
*
Işıkları süzüldü daha göğe çıkmadan, ay ve yıldız selamet kubbesinin,
Silindi gölgeler yollardan, yön işaretleri solup yitti her beldesinin,
Boz perdeleri aralandı nur ışımasıyla, ufuklarındaki göz çeşmesinin,
Tepelerden çağlıyor akan sular, şavkıyla serpilen o yıldız gecesinin.
Dünün ve yarının, ruhlardan eksilmeyen aşkın, her tadını anla, selametle uyan,
Kavuşacak gönüller candaki parıltılar, yanınızda huzuru bulup da duyan,
Kehribar taşları ışıltısından kamaştı gözlerim, simanın çizgileri ne berrak her an.
*
Nağmeleri yükseldi daha saza değmeden, ney ve tambur selamet bestesinin,
Duruldu denizlerde dalgalar, sır olup yitti tanecikleri kum sahilinin,
Aşkın tınısıyla konuşturdu lal heceleri, o dillerin telli neşidesinin,
Çağlayan nağmeler esen yeller, ovalardan yükseliyor zikriyle cümlesinin.
Aşkın ve sevdanın gönülden gönüle akan, her demini dinle selametle sevin,
Buluşacak dualar dillerdeki parıltılar, üstümüzde kabul görecekler yemin,
Zümrüt aynaları ışıltısından kamaştı gözlerim, kirpiğinin nemli buğuları derin.
*
Kıvılcımı tutuştu daha küle dönmeden, köz ve alev selamet meşalesinin,
Isındı yürekler, su olup aktı buzullardan zerrecikleri, kar zirvesinin,
Harlandırdı bilge köz ocaklarındaki küllü korları, soluğuyla nefesinin,
Yükselen alevler, çakan şimşekler, gürlüyor rahmetle bulutlardan gölgesinin.
Varlığın ve yokluğun, alemden aleme sızan her sırrını kavra, selametle yürü,
Aydınlanacak yollar izdeki parıltılar, rehber olacaklar önümüzde tümü,
Sedef işlemeleri ışıltısından kamaştı gözlerim, varlığının eşsiz nakışları tüllü.
*
Muştuları erişti daha yola çıkmadan, dost kervanın selamet kafilesinin,
Toz olup uçtu gurbetlerin gam düğümleri, sevinen garibin sinesinin,
Yurt kapılarındaki, paslı kilitleri açtı gelişiyle, erenler meclisinin,
Kucaklaşan dostlar gülen yüzler, eşiklerden sesleniyor duasıyla ülfetinin.
Sabrın ve şükürün, ömürden ömüre kalan her payını paylaş, selametle ebedi,
Yücelecek makamlar tahttaki parıltılar, şeref katacaklar üstümüzde şimdi,
Altın hüzmelerin ışıltısından kamaştı gözlerim, ufukların sonsuz parıltıları indi.
Kayıt Tarihi : 3.11.2026 01:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!