Bozkırın yorgun yamaçlarında
Çalılar uzanır göğe doğru.
Dikenleriyle paylaşırlar kendi yalnızlıklarını,
Dallarında sarı ya da kızıl bir meyve taşırlar.
Sonbahar gelip de sararınca yapraklar,
Birer küçük güneş doğar dallarında.
Alıçlar olgunlaşır usul usul,
Sanki gün batımı konmuştur avuçlarına.
Ne bahçelerin şımarık meyvesidir o
Ne de sofraların gösterişli konuğu.
Yabanın bağrında büyür sessizce,
Rüzgâr bilir yalnızca onun öyküsünü.
Bir çocuk geçer dikenli dalların arasından,
Avuçlarında birkaç sarı ve kırmızı hatıra.
Dudağında buruk bir tat,
Gözlerinde çocukluğun tükenmeyen baharı…
Ey bozkırın mütevazı mücevheri!
Dikenlerin ardına saklanmış bir sır,
Her meyvende toprağın sabrı,
Her dalında Anadolu'nun direnci var.
Kim bilir kaç bahar gördün,
Kaç güzün hüznünü taşıdın dallarında?
Kaç yolcu gölgenin altında dinlendi,
Kaç çocuk seni koparırken büyüdü?
Şimdi yine sonbahar…
Rüzgâr yapraklarını savuruyor uzaklara.
Sen, bütün dikenlerine rağmen
Minicik meyvelerinle gülümsüyorsun hayata.
Çünkü güzellik bazen dikendedir,
Sevinç bazen buruk bir tattadır.
Ve birçok insan,
Bir ipe dizilmiş alıçta
Kendi geçmişini bulur…
Seğmenoğlu (Dr.Osman Akçay)
Osman AkçayKayıt Tarihi : 4.11.2026 23:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)