Ali’m Şiiri - Nasıf Acar

Nasıf Acar
417

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Ali’m

ALİM

Günlerden bir gündü
Sen haberci ağteğmendin
Ben Uçaksavarcı
Trabzon’da tanışmıştık seninle
Kibar, nazik,dili tatlı, esprili
Konuşurken gülümseyen
Kara gözlerin vardı
Vicdan sahibi
Açıma hisleri yoğun
Hızlı konuşan
Çokta düzgün konuşan
İncecik bir delikanlı
Ben de topçu bataryasının
Destekçisi
Uçaksavar bataryadında
Ufacık tefecik
Zayıf kuru mu kuru
Bir asteğmendim
Senin gibi değildim
Düzgün bir fiziğim yoktu
Zayıf, cılız,içine kapalı
Çağırmayınca gitmeyen
Tiplerinden
Arkadaş olmuştuk
Sık gelirdin havaalanına
Haber, evrak getirirdin
Yine gelmiştin bir gün
Beni
Bezgin, üzgün görünce,
Dayamamıştın
Vicdansız bir
Üsteğmenim vardı
Sordun. Ne oldu ? diye.
Anlattım.
Üzülmüştün
Kara gözlerini
Gölgeler bürümüştü.
Daha sonraları
Daha sıkı,
Daha koruyucu
Bir dostlukla
Sarıp sarmaladın beni
Taki
bin dokuz yüz doksan beşlere kadar
Berlin’deydin
En son telefon görüşmemizde
Arayacağım demiştin bana
Ses tonun
Çok üzgün gelmişti
Değişikti
Telefonu
Bir bayan açmıştı
Aramadın
Aradan yıllar geçti
Çok aradım seni çokkkk
Çoktan da öte aradım seni
Vazgeçmedim
Tekrar tekrar aradım
Yıllarca
Bulamamıştım seni
Sonra yine
Tanıştığımız gün ki gibi
Günlerden bir gündü
Sosyal medya Facebook’a
Tekrar uzandı elim
Telefonda
Kader
Bir kez daha karşılaştırdı
Seni bana
Aldım oradan
Telefon numaranı
Bir de istek gönderdim sana
Tekrar arkadaşlığımıza
Kaldığımız yerden
Başlamak İçin
Telefonlarla görüştük
Sen aradın
Ben aradım
Görüntülü de konuştuk
Watsaptan
Güzeldi her şey
Her sabah günaydınlaşmak
Dertleşmek
Şirini gezdirmek için
Zaman isterdin
“Teneffüs “ derdin.
Ara verirdik sohbete.
Şirin,
Senin köpeğin idi.
Ama sen ona,
Çok yakın bir arkadaş gibi,
Yakın davranırdın.
İtina gösterirdin.
Sonra,
Hediye’yi tanıdım.
Kalbinin yarısı olan eşini…
İki bin on dokuz
Ekim yada kasımdı…
Sonbahar idi,
Baharın sonuydu.
Nerden bilirdim,
Dostluğumuzun da
Baharın
Sonunda olduğunu…
Görüşebilmek için,
Covit-19 virüsünün
Bitmesini bekliyorduk.
Özlemle bekliyordum.
Sabırsızlıkla bekliyordum
O güzel günleri…
Benim doğduğum
İlçeye gelmiştin
Bin dokuz yüz doksan beş yılıydı
Bir gün önce gelip
Beni bulamamıştın.
İlçede ki tek pansiyonda kalmış
Hiç beğenmemiştin
Orada herşeyin
Kirli olduğunu söylemiştin
Üstelik
Gazinolarda çalışan
Konsomatris kadınları
O pansiyonda görünce
Sitem etmiştin bana
Ertesi gün buluştuk
Bir tanıdığa rastlamış
Beni sormuşsun
Oda aldı getirdi seni bana
Şarap fabrikalarını
Gezdirmiştim sana
Hayran kalmıştın
Pamukkale’nin travertenlerine
Bodrum’un sıcaklığından
Bunaldığını söylerdin.
Watsaptan görüntülü
Honaz Dağı’nı gösterdim.
Sana oradan,
Ev, tarla, küçük bir arsa alacaktık.
Bu yaz,
Mutlaka bul diyordun.
Ve bana gelecektin ziyarete.
Honaz’dan,
Bir köyden ev alıp,
Birlikte bahçe yapacaktık.
Bağ yetiştirip,
Şarap yapacaktık.
Senin bahçe işlerini,
Ben yapacaktım.
Ispanak, marul, maydanoz
Cennet elması dikecektik.
Hayallerimiz,
Sığmadı bu aleme.
Sevincimiz yarım kaldı.
Taş gibi tıkıldı kursağımıza.
Baharın sonuydu
Nerden bilirdim?
Şimdi facebooktaki
Fotoğraflarına bakıyorum
Denizin dibinde
Oturmuşsun sandalyene
Şirin kucağında
Gülümsüyorsun
Donmuş gülümsemelerin
Hediye ile kırlarda
Papatya topluyorsunuz
Yarım kalmış gülümsemeler
Papatyanın taç yapraklarında
Nasıl da kayıtsızca
Eğilmiş papatyalara
Gülümseyerek
Öldüğünden haberi yok
Fotoğraflarının
Taki iki bin yirmi bir martının
Üçüne kadar
O sabahta gönderdim sana
Çiçekli
Günaydın mesajlarını
Saat on civarı mıydı?
Hediye’nin
Facebooktaki hikayesi
Yüreğimi çayır çayır yaktı
Emin olamadım
Önce şirine birşey oldu sandım
“Kalbimin yarısını kaybettim “
Mesaj buydu.
Yazdım Hediye’ye
-Ne oldu Hediye? diye
“Ali’mi kaybettim” dedi.
O an
Beynimi aldılar ellerine
Çarpa çarpa sağ taşlara
Darmadağın ettiler.
Düşten uyanır gibi
Sersemledim
Döndüm kaldım
Böğüre böğüre ağladım
Evde
Kimsecikler yoktu
Dün konuştuk
Daha dündü
Gülüyordun oysa
Beni de güldürüyordun
Ağzından çıkan sözcükler
Tertemiz yüreğinin
Fotoğrafıydı
Oysa hiç düşünmemiştik
Ölümün
Burnumuzun dibinde
Konuştuklarımızı dinlediğini
Hafıza kaybına uğramış
Gibicesine
Sersemlemiştim
Ne yapacağımı
Bilemez durumdaydım
Günlerce gelmedi
“Örtmen günaydın” mesajın
Yüreğime bir şey saplandı
O gün
Kıymık gibi
Can yakıyor
Canım çıkıyor
Hep orada
Bir türlü çıkmıyor o kıymık
Ali’m
Boğazımda
Biriken o sözcükler
Küçük küçük
İnleme sesleriyle
Yine boğazımdan çıkmadan
Orada boğuluyor
Duyarlıydın
Ülkenin
Kötü gidişatına
Ekonomik çöküntüye
Yoksulluğa
Ezilen halkın
Sömürülüşüne
İsyankardın
Dedin ki:
“Bizden geçti artık,
Yarın öbürgün
Beş on yıl sonra
Geberip gideceğiz
Gençlere yazık
İnsanlar
Koyun sürüsü gibi
Haksızlıklara karşı gelmiyor
İçine mi doğmuştu
Ölümün soğuk yüzü
Erkendi Ali’m
Çok erken

Nasıf Acar
Kayıt Tarihi : 29.5.2022 08:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Nasıf Acar