(Nazilli / 1985 - ) Şair, yazar, eğitimci. İlk kitabı 2015'te yayımlanan "İçimdeki Kuşları Vurdular" adlı şiir kitabıdır. İkinci kitabı, 2016'da yayımlanan öykü türündeki eseri "Sensiz Giden Trenler"dir. İkinci eseri, Ağlayamayanların Öyküleri adıyla da yayımlanmiştır. İlk yazılarını ve şiirlerini 2009'da "Siyah-Kahve"de yayımladı. Kültür ve sanat içerikli çeşitli internet sitelerinde metin yazarlığı yaptı. Kısa film senaryoları yazdı. Aydın, Kahramanmaraş, Afyonkarahisar kentlerinde Türkçe öğretmenliği yapmıştır.
Şimdi seninle
bir nehir kıyısında oturup
-saatlerce susmak isterdim!
bir daha anlatmamak yitik çocukluluğumu
artık hiç peşinden koşmamak kuşların…
Dikenlere basmam için yolumu değiştirdin
ben sana hep yollarında döküldüm
köhne bütün zamanlar
ve ardımda bıraktığım çakıl taşları
seni ararken kör
Artık sustuğum şeylerden teşhis ediyorlar beni
kendimi bırakışımdan, dağılışımdan tanıyorlar yüzümü
boşvermişliğimden kalp çarpıntılarımı
söylemediklerimden ifşa ediyorlar kimliğimi
çok acıyorlar sana uykusuz kalışıma
masallardaki gibi zamansızlığıma, mekânsızlığıma...
bir adın vardı bir zamanlar temmuz gibi sıcak
çok yanlış yerden başlamış bir mektup gibi bakıyorsun artık her defasında
her defasında bir kıymık gibi boğazımda
ağla ağla çıkmıyor ulan
sol yanağım hükmen yenik, sağ yanımı ısıtsan
Vazgeçtin mi sen
yaktın mı hiç dönüş biletlerini
gitmek boynu bükük bir resim gibi kaldı mı cüzdanında
ona bak da hatırla
asker yeşili çantam hâlâ duruyorsa sende
sırtına yük biliyorum
Her gecenin bir "sen" vakti var, ne zaman düşünsem seni çok korku tünüyor serçe telaşlarıma, göğsünde bir kuş yuvası kadar yer de mi yoktu, çok anksiyete, çok sabaha karşı
bir çarmıha gerecekler beni, sabah ezanını senin sesinden okuyacaklar, ne zaman çok gelse dünya çok baksam fotoğraflarına çok üzülsem çok ağlasam çok özlesem çok "keşke" desem gecenin bir sen vakti bir yumruk saplanıyor göğsüme, gözlerin çok sigara çok küllük
balkona atıyorum kendimi, çiçeklerle konuşuyorum, çok kırık çok dökük çok ağlamaklı
ey boşluk ey karanlık ey yara çok yutkunuyorum
yıldızlara kapatıyorum gözlerimi çok kâbus, çok fena özlüyorum seni, çok kavga ediyorum aynalarla ve isyan ey isyan çok ilaç kullanıyorum çok gemiler yakıyorum da sonra çok geri dönüyorum çok kaçıyorum çok teslim oluyorum çok korkuyorum ey cesaret, için için yanıyorum
göğsünde bir serçe kanadı kadar yer de mi yoktu
Bir yelkenli gibi geçiyor elmacık kemiklerimden
gülüşün gözyaşlarıma karışıyor
artık sen herkes, ben tek
beni vururlar bu gece, seni kutsarlar
senin anıların var, albümlerin, mektupların
benden silinmiş her şey
Dünyanın bütün makamlarından istifra ediyorum Allah'ım ve bütün dünyalılar istifra ediyor beni
her savaşın hep yenilmem için mi daha fazla
kaç kurda kaç kuzu
az tuzuma kaç yara
çok har eylemişsin acılarımı
çok yalaz eylemişsin gözyaşlarımı
Sen kötü bir şiirsin
buruk bir türkü gibi karanfilsin tarçınsın
hayatımın siyah-beyaz filmi oluyorsun artık
sevmek zamanı yitik aşk hikâyeleri
kızıl, kızıl, kızıl ve alaca
ey titreyen ellerime mektup
ey korkulu sesime türküler
keşke ben de seninle gelebilseydim
bu bozkır zorlu kovboy bey
kır çiçekleri artık beni hiç ilgilendirmiyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!