İnsan gibi, şehirlerin var dili
İhtişamın, eserlerdir delili
Zarf ile mazruftur, insanla şehir
Şehir, insan, birbirinin vekili
Biz biliriz, onlar ölü
Hak buyurmuş, onlar diri
Şehâdeti tatmak için
Bin kez gelir, onlar geri
O şerbet ki, çokça leziz
SELÇUKLUNUN İZİNDE
Selçuklu mührünü, işlemiş taşa
Ahlat, Adilcevaz, Erciş, Gevaş’a
Malazgirt’te Alparslan’ın Ordusu
Beş misli düşmanla, girdi savaşa
Bir lokmayı, paylaşıp da yiyene
Bir kabanı, üç-beş kişi giyene
Vatanımız, candan aziz diyene
Ülkücü denirdi, seksen öncesi
SELAM
Yanımdan, sessizce geçen kardeşim
Esirgeme, kardeşinden selamı
Neden biz bizlerden, uzak dururuz?
Bilmezmisin selam, Hakkın kelamı
SENDE DEĞİL
Çoğu insan, tercih eder, basiti
Yemek rutin, zorunlu hal, fasiti
Islah etmez, nasihatin, müfsiti
Zaman kötü olmuş, suç sende değil
Geldik Âhir Zamana, yoktur senin gibisi
İnsanlar çok riyakâr, güvenilmez hepisi
Yemin billah etse de, inanma sözlerine
Çok azı mert kalmıştır, namert olmuş gerisi
SENLE GİDER
Zâlim bakar gözüne, baka baka kanırı(r)
Hem cinsini gören eşek, sen ne yapsan anırı(r)
Hiç bir zaman haddi aşma, sakın geçme sınırı
Rab mazlumun sahibi, dokunur gayretine
SEN VE BEN
Akıl tabi olmaz, ise îmana
Nefis kapı açar, o dem gümana
SEN YAPTIN DİYE OLMAZ
Ummadık taş baş yarar, kimseyi görme küçük
Kainatta nizam var, her şey tartık ve ölçük
Bazı aklı evveller, görse de bölük, pörçük
Hikmetlerle doludur, kainatta her fiil




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!