Bir sabah geç kalmışlığın telaşıyla,
Çarpıştık o köhne tren istasyonunda.
Toplarken dökülüp saçılanları yerden
Gülümseyerek “günaydın” deyişin aklımda.
Ayrılırken zihnimizde tek bir soru;
Acaba yarın yine istasyonda olur mu?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




KALEMİNİZE SAĞLIK
Ahmet Ayaz
Hastanedeydim kim bilir sen nerde nasıldın?
Kapı açıldı elinde kırmızı motor kaskın.
Yıllardır o hayalin kaldı hep saklımda
Bir de deli mavi gözlerin aklımda……
Tebrikler Ayşe Hanım. Sevgiye dair hiç birşeyin unutulmayacağını belgeleyen şiiriniz duygulu ve güzeldi. Saygı ve selamlar.
ya senin hoşça kal deyişin
hem de olmadık zamanda olmadık edayla
hayır desem değişecek miş gibi bakışın
gitme diyeceğimi beklediğin bakışın aklımda
Kıymetli Kardeşim Ayşe, şiirinizi büyük bir zevkle okudum. Şiiriniz beni tam kırk yıl öncesine taşıdı. Evet tam kırk yıl önce bir tren istasyonunda yolcu gönderiyorduk. Giden el sallıyordu.Bilmem ki, o da benim gibi ağlıyor muydu? Ama ben ağlıyordum o kesin. O gün nefret etttim tüm trenlerden. Tren, bir ejder gibi görünürdü peşine taktığı katarlarla. Bir de o hareket ederken çıkardığı çığlık gibi sesi vardı ya, çıldırmak içten değildi. Kimselere anlatamadım niye ağladığımı. On dört yaşımın verdiği ilk gençlik duygularım, eziliyordu trenin demir tekerlekleri ile raylar arasında. Bir küçük yürek eziliyordu iyileşmeyecek yaralarıyla...Evet bir şiir beni yine o istasyona taşıdı yeniden. Aradan kırk yıl geçti ya. Yara aynı yara. Hala kanayan, hala ağlayan bir yürek kalmıştı geride. En içten sevgi ve saygılarımla efendim. Tebrik ediyorum...
Değerli Kaleminizden çok güzel bir şiir okudum
Yüreğinize sağlık
saygılar
Harika bvir şiir okuttunuz Tebrikler Üstade bacım.
Tebrikler, selam ve saygılar.
Seyfeddin KARAHOCAGİL
Güzel bir ask siiri okudum. Ellerinize saglik.
Merhaba Ayşe hanım sizi içtenlikle kutluyorum... Bu güzel şiiri severek okudum.Her şiirinizi büyük keyifle okuduğum gibi.. Bu güzel paylaşım için teşekkür ediyorum
Saygılar sunuyorum
Mehmet Çobanoğlu
tek kelimeyle harikaaaaa Ayşe Hanım ******10 saygılaırmla
Başarılı ve duygulanarak okunan güzel bir aşk masalı. Sevmek... benim özel dilimde 'başı göklere ermek' anlamı taşır. Olmaz ki sevginin sağı solu...bir tek sevgi çizer önümüze yaşam danan gerçekçi yolu...Tam Puan + Ant... sevgi ve başarı dileklerimle.
Bu şiir ile ilgili 106 tane yorum bulunmakta