Şekle etikete aldanıp durma
Rengine zümrene payeler verme
Gönülleri yıkıp secdeye durma
Mademki insanız biraz tefekkür
Aklet Yaradan’ın emri nûrudur
Tefekkür müminin eşsiz varıdır
Ahlâk ile takvâ kalbin piridir
Mademki insanız biraz tefekkür
Mimsiz medeniyet yorar insanı
Sorgula hayatı oku her ânı
Gözyaşı ter emek öpsün vicdanı
Mademki insanız biraz tefekkür
Kayıt Tarihi : 22.10.2026 10:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Akletmeyi Akletmek İnsanlarımız ne yazık ki kişileri; ırkına, mensup olduğu bölgeye, taraftarı olduğu partiye ya da ait olduğu cemaate göre değerlendirip paye veriyor. Oysa insanın hakiki erdemi, ahlâk ve takvadır. İslam’ın insana yüklediği aslî sorumluluk ve bizden istediği net duruş; şekle, unvana, etikete veya zümreye değil; hâl diline, amel ihlasına ve taşınan güzel ahlâka bakmaktır. Bir insanı değerli kılan; aidiyet duyduğu gruplar değil, omuzlarında taşıdığı takvâ ve muamelelerindeki dürüstlüktür. Bugün yaşadığımız samimiyet bunalımının, yani samimiyetsizliğin ve fikrî kuraklığın temelinde "akletmeyi akletmemek" yatıyor. İnsanların çoğu, Yaradan’ın en büyük nimeti olan aklı bir kenara bırakıp "O diyorsa doğrudur" kolaycılığına sığınıyor. Oysa "O diyorsa doğrudur" teslimiyeti, yalnızca peygamberler söz konusu olduğunda bir anlam ifade eder. İradesini başkalarına kiraya veren; okumayan, araştırmayan, tefekkürün ibadet olduğu ruhundan habersiz, sormayan, sorgulamayan ve düşünmeyi zihnine yük sayan kitleler yüzünden hakikat ne yazık ki tersyüz ediliyor. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.), aklın ve tefekkürün bir Müslüman için ne kadar hayati olduğunu şöyle buyurmuştur: "Kişinin dini, aklı kadardır. Aklı olmayanın dini de yoktur." Ve yine tefekkürün derinliğini ifade ederken şöyle buyurmuştur: "Bir saatlik tefekkür, bir senelik (nafile) ibadetten daha hayırlıdır." Yıllar önce ifade ettiğim gibi: "Derin düşünenler yorgun gülümser." Çünkü düşünmek meşakkatlidir; tefekkür çile ister, emek ister, gözyaşı, alın teri ve büyük bir gayret ister. Hakikatin derdine düşen insan, yüreğinde bu kirli çağın sığlığından çok daha ağır bir yük taşır. Etrafındaki cehaleti, sorgulanmadan benimsenen körü körüne bağlılıkları ve akledilmeden sürdürülen hayatları gördükçe de tebessümleri hüzne, içindeki sızı ise yorgunluğa bürünür. Rabbim bizleri düşünen, akleden, basiret gösteren, ahlakı ve takvayı rehber edinen istikamet erlerinden eylesin.




Yazı sekiz önemli bölümden oluşuyor .
Yazının ana hatları şunlar;
1) İnsanın hakiki erdemi ahlak ve takvadır.
2)İslâm'ın insana yüklediği asli sorumluluk güzel ahlaktır.
3) Bugün yaşanılan bunalımların altında yatan asli sebep "Akletmeyi Akletmemektir."
4)İnsanların çoğunun düştüğü kolaycılık ve "o ne diyorsa doğrudur" sözünün rastgele kullanılmasının mahsurları.
5) Ancak doğruyu Allah resulleri söyler, "o ne diyorsa doğrudur" ifadesi. ancak onlar için kullanılır.
6) İradesini kiraya veren, okumayan, düşünmeyen düşünmeyi, zihinlerini sayan kitleler ve sonuçları
7) Allah Resûlü Muhammed'in akılla ve tefekkürle ilgili hadisi şerifi ve diğer misaller.
8) Bu bölüm sonuç kısmı olup, 'düşünme, akletme, basiret, ahlak ve takva' ile ilgili temenni
9) Metnin anafikri. bugünkü insanlığın Allah Rabbil âleminin emri olan" Akletmez misiniz? ayeti kerimesinden mülhem olarak, 'akletmeyi akletmemek' olduğu gerçeğini vurgulamaktır.
10) Aklet Şiiri
Şiirin en veciz kısmı; son kısmı -son dörtlük olup;
Sorgula hayatı, oku her anı, gözyaşı ter, emek, öpsün vicdanı...
Biraz tefekkür" kısmıdır...
İrfanınız, idrakiniz, yüreğiniz ve kaleminiz yüz akınız olsun, selam ve saygılar Üstadım
TÜM YORUMLAR (1)