Enigma-boum boumYükleyen Vikushin
My heart goes BBB
Every time I think of you
Heart's going BBB
Lost control what shall I do?
Öğrencilik günlerim::
'i was not spared
the shock
which every physicist accustomed
to the classical way of thinking experienced
when he came to know bohr's basic postulate
(olumlu, olumsuz) katkılarını esirgemeyen tüm can dostlara teşekkür etmek istedim. sağolun iyi ki varsınız
Latife Tekin'le konuşan Hürriyet yazarı Yalçın Bayer olayı şöyle aktardı: 'Az önce konuşması engellenen ve belediye başkanı tarafından ağır şekilde eleştirilen Latife Tekin şehri terketmiş.'
Yazar Latife Tekin telefonda heyecanlıydı. 3. Karabük Sanayi, Kültür, Sanat Festivali'nde hoş olmayan durumlarla karşılaştıklarını ve konuşturulmadığını söyledi...
Kim konuşturmadı?
İsmail Cem de gitti. ölen ölene. neden böyle iyi insanlar ölür:((8
keşke ben gitseydim de..
Yaşayacaksın İsmail Cem! ! ! zaman zaman ağzındaki o alaycı gülümsemeyi sergileyen tavrının ardındaki
hayata sergilediğin kararlılığı ve tavizsiz
yüreği asla unutmayacağız!
-
Türkiye’de padişahlık sistemi işliyor. Başbakan ve maliyeci bakanın tılsımlı bir dokunulmazlığı oluştu(ruldu) medyada. Buna kanaltürk’te Emin Çölaşan da değinmişti. Son zamanlarda belki, eğitim bakanımız da bu padişahlık varyasyonlarının görüntüde ileri manevralarına eklendi. Tabi, başka türlü amaçlarına nasıl ulaşmaları olası olabilir ki, sadece despotizm işlerine gelir. İyi de acaba sn Çölaşan “gücümüz yettiğince..” iyi niyetli lafını sarfederken ve çok çabalamış haklı cumhurbaşkanımız sn. Necdet Sezer arabasıyla Emin Çölaşan’a selam vermek için yollarda görevini bırakmadan önce oralarda durururken; ne yapacakların tasarlıyorlar mıydı? Asla bir köşeye çekilip oturamayacağız, yaşlanınca bile; tarih bize bu lüksü tanımadı –bunun iyi yönleri de var, zor yönleri de… Ya ordu napıyor, kendi bildikleri var kesin, ama izin verilirse benim fikrim şudur ki, hiç köşeye çekilip olan biteni seyretmeye gerek yoktur, suçlular vakit geçirilmeden cezalandırılmalıdır çünkü bu kadar kötülüğü bir arada gördüğünü zannetmiyorum ben Atatürk Cumhuriyeti Dönemi’nin. Atamıza bağlıyız, acı çeken insanlarımıza cumhuriyeti vermeye mecburuz, o halde haydi kolları sıvamaya. Gerekli her şey yapılmalı, ama bu millet şeriata ve bölücülüğe teslim edilmemeli. Hükumettekilerin malum lafları hala kulaklarımızda, hukukçusuna değil ulemaya güvenen, bilim yerine dini her şeyin üstünde tutar, ki bu da aklı reddetmek demektir, halbuki Kuran der ki aklınızla inanın der benim bilgime göre. Cumhuriyetin karşı durduğu dinciliktir, dindarlık değildir. Dini yönlendirmeye çalışanlar, kendi amaçlarını önemsiyor, dini ya da Tanrı’yı değil, önce bunun ayrımını koymalıyız. Alevilik ülkemizin çok önemli bir unsurudur ve tarihten gelen böyle önemli noktadakiler asla bu zorlamalara prim vermemelidir, sonuna kadr direnmelidir. Namaza zorlayanlar, küçük çocukların bile başını örtmeye çabalayanlar, bunlar insan olamaz, bence. Ne kadar ki bunlar yapılagider, kesinlikle tepkiler artacaktır, bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ne İran, ne Arabistn’ız, ne de Avusturya… Herkes kendinin ne olduğunu bilsin, ve kompleksleri maske olarak kuşanarak para kazanma ve sırtını rahata yaslama sevdası ve kendini saydırma hastalığıyla bu çeşit yollara başvurmasın, bu büyük arbedeler çıkarır.
Şanlı TSK geceyarısı internet muhtırasını yanlış algıladılar, mitinglere dökülürken “ne darbe ne şeriat” lafları edildi. Bu çeşit bir tavrın “Hepimiz Ermeniyiz” yaklaşımından pek de farklı bir mantıksal süreçte işlediğini göremiyorum yazık ki. Olay şu, ‘Türkiye’de yaşıyoruz, hepimiz ermeni ve hepimiz türküz, ve hepimiz Çerkez ve hepimiz lazız, vs. Yani bu şu demek, darbe istemiyoruz denmez, zaten bunu ordu biliyor, iyiliğinden kuşku mu duyuluyor ki bu laf edilsin laiklik teminatçılarına? İnsanlar nasıl kandırılır bilmem, bu çeşit şeylerle uğraşmıyorum, akpliler çok güzel oyuna getirmişler yılların Yağmurdereli’sini. İmam Hatipli bile olsa alevi kökenli birkaç kişinin de partilerine katılması cabası.
Bu imam hatipli alevi akp milletvekili şeriatı savunmaya çalışırken, telefonla katılan Sünni bir fizik bilim profesörü ise laikliği savunuyrd olayların şekline bir bakın :) Yasama ve Yürütme aynı işlemeye başladı, son örneği de Yök başkanlığına kimin geldiğiyle alakalı. Dilerdim ki, türbanı serbest bırakmakla bu tip saçma şeyler azalsın ve gerçek olsun bu, ama bu saçmalıktır ve gerçekle de alakası yoktur. Bu laf aynı Gül’ün önceki şu lafını anımsatmaktadır: “Hayır, kötü şeyler yapmayacağım; artık Cumhurbaşkanı olunca laikliği savunacağım” İşte bu lafı ediyor ve medya buna bile pek tepki göstermiyor, ben ne diyeyim. Bunun için ödül bekliyor herhalde sn Gül. Ama bu sözünde bile samimi olamazdı zaten, şimdiki halini gene görüyoruz, hiç değişmedi. İşleri güçleri yalan dolan, talan…
Son Tandoğan mitingindeydim -bide bu uğurda rüzgar yedik nezle kaptık -hukukun siyasallaştırılmasına karşı tertiplenen. Tandoğanın oralarda birkaç türbanlı gördüm, sanırım oralara insanların neden toplandığından habersizdirler. Ama genel kültürlerini anketlere tabi tutsan pek de bilgilidirler, görürsün. Fakat olay şudur ki, tarladaki gariban ve mükemmel ninelerimiz, köylü başörtülü insnalarımız bunlar değildir. Onlar Anadolu insanıdır, türbanlılara ise bu gözle bakabilen varsa bana bir söylesin ne nedir. Hayrünnissa hanım hanımcık, türbanını çekmiş birde altına son model pembe topuklu –kim bilir kaç paraya- ayakkabı geçirmiş, eywallah, ne de çirkin ya, ayakkabının altı bile neden pembe, neden bu aptalca gösteriş, bu kadar gül suyuna uçakta ihtiyaç var mı Hayrünnisa hanım? Arap oluşumlarının geçmişini çok yerden çok şekliyle alan ülkemize taşınmasına izin vermeyeceğiz. Bizim bir sentezimiz vardır, ve Atatürk sayesinde daha da gelişen bu sentez, kendini bir de “Yurtta barış dünyada barış” ilkesi üzerine oturtmuştur. Ama şimdiki hükumet napıyor, savaş çıkarmak için sadece peçeye sarığa zorlasa iyi, bir de ağaçları katlediyor, barajlarla su ile cinayet işliyor… Suyun nasıl bir cinayet aleti olabileceğini de ilk kez bunlardan gördüm yahu. Şehirlar arası yolları para aracı olarak aşındırdılar; yakında soğağa çıkarken polisler bizden para isterse şaşmayın, işte kendi ülkemizde bunları yaşar duruma geldik; sebep? Bahçeli’nin sözünde duramaması ve ikinci kere bu bozguncuların başa gelmesi oldu -üçüncü kere olmayacak bu!
6o ların anayasası iyiymiş.
demokrat partiyle baslayan sureç -ki eğer menderes karşı konulmasa chpyi bile kapayacakmış- ve sonraki demirel ve gelen özal ve şimdi de erbakanın abdsever versiyonu tayyip. bu gece bunlardan bahsetti skytürkte emre kongar
bilim lineer ilerliyorsa; burda toplumda diyalektik. yaptıkları yanlarına kar kalmayacak
evet, mitinglerin anlamı kalmamış gözükebilir ama tek seferlik bir geçerli yumruk vurdurtabilirsek orduya, işte öyle bir miting...
ahmedinejad türkiyeye geliyor. ağırlamalar istanbul bursa ve konya'ya mı taşınıyor? anıtkabir'i
kim ziyaret edecek peki? başkent sessizce değiştiriliyor mu yoksa? ileriki safhalarını
mrk etmekteyim. yaşayıp göreceğiz.
hatırlatmakta fayda var,
merkez bankası olayında da yetkililer 'zaten merkez bankası değişti' dememişler miydi?
iTürkiye’nin sistemi adalet ve hukuktur. Laik, demokratik, sosyal devlet. Tekstili severiz, yok etmek kimin haddine! . Adalet ekseni, en eski devirlerden beri Türkün sırtındaki gölgesidir. Sonradan, Avrupa hukukunda giderek, ilerleyerek, sosyal hayatımıza da çeki düzen vermişiz gördüğüm.
Bir şeyi belirtmek isterim; toplumsal bazı olaylar olabilir ve şu an yaşadığımız, benim de bazı ölçülerden şaşırdığım bir durumdur ama böyle durumlarda örnek alınacak insanlara baksam da ben çok kişinin yaptığı gibi, buna ek olarak bir de kendime güvenimi hiç bozmamaya çalışır içime bakarım, bunun için de haklı gerekçelerim var: dürüstlük, sevgi ve tutarlılık, yanı sıra cesaret, özgürlük ve tabi adalet ama zulmün altındaki herkesi kollayan bir adalet ve buna benzer şeyleri hep savunurum, bunlardan ödünü sevmem ve kendime saygımı korurum. Bunu derken şunu da kastetmedim, bu ikinci dediğimi uzaktan ya da yakınen aynen yapan başkaları da vardır fakat genel algılayışlar nedense çoğuna yakın nötr gözüküyor bence ve halkı bundan ‘bazı zamanlar özellikle’ uyandımak gereklidir.‘Kendimi aydın görmüyorum şahsen burada bunca deneyimli insnalar varken’ dedikten sonra şunu belirtmek isterim; aydınların görevi de burada başlar sanırım, yani halka meşale olduğu yerde, ölçütte. Bunları neden dedim; işte, Türkiye’de öyle bir coşku ve sevinç var ki derinlerde ve en kötü koşulda bile kendini fark ettiren, bunu bu gece FB-Sevilla maçındaki seyircide de gördüm. Türkiye ne durumda olursa olsun bu pis oluşumlardan er geç sıyrılıp aydınlık fikre tam olarak yelken gene açacaktır özgürce, açmalıdır da.
Avrupa’dan kravatı, papyonu almış olabiliriz, klasik batı da nasıl bizden temizlenme konusunu aldıysa –ama ruhlarını daha arıtmayı başaramadılar ve aksine uyuz oldular, kaşınmaya devam ediyorlar. Yakında bir gün; ‘Amerika’nın PKK’yı piyon olarak kullanmış olduğu’ misali siyasal islamla önce flört eden, sonra da şimdi sırt haklı yere onlara dönülmüş gözüken geç gelen liberaller’e kendilerini sarf batılı ifade ettirebilenler ya da bizzat kendilerini böyle lanse edebilenler tekrar karanlık çağa girerse, ileride kravatı ve laikliği onlar bizden alacak olabilir. Bu işler böyledir, tarihin akışıdır. Önemli olan kimin, hangi ülkelerin ne olduğu, ne olacağından ziyade; bu konuda, kendimizin ne olacağıdır. Veya tersini düşünürsek, onlar tekrar toparlanır da biz şeriata girersek, onlar bize ileriki çağlarda –mesela, neden olmasın, 23. yy.’da- wc olayını ‘gene öğretecekler’ olabilir –önceden onlardan almış olmasak da yani. Türkiye tarihinde ve daha geniş tarihimizde, milletten nemalanan politikacılar ve hatta halktan nemalanan halktan insnalar da olduğu doğrudur günlük hayatta ama cumhuriyetle birlikte, kadın hakları konusunda nasıl Atatürk’ün uğraşları bir örnek Avrupa’nın önüne geçebildiyse, bu yönergede hep kalmamız gereklidir. Şu da belirtilmeli ki; coğrafyamızın bir kısmıyla, kültür ve tarihimizle zaten Avrupalıyız da, yöneliş ve istikbal olarak da geleceğimizi batı olarak gördük, neden? Çünkü çağdaş değerleri gördük ve savunduk. Bunun iyi tahlil edilmesi lazımdır. Dilencilik pozisyonundan farklı bir şeydir, biz bunu gördük ve bir orjinalite kapsamında yorumladık. Kopyacılık konusunda, Batı’yla Türkiye’yi mukayese de eden bir yazıya en son paragrafta yer vereceğim: Biz kopyayı sevmeyen bir milletiz, kopyacılıktan kaçınalım. Atatürk bu işleri böyle yapmadı, bilgilendiğime göre Atatürk Ankarayı for ex. cetvellerle çizerken, matematikselvari bir düzene oturturken, bunun şablonunu başka yerden alıp da koymamıştı buraya asla, kendi aklına göre ve başkalaına danışarak da yaptı ve binlerce kitap okumuş biriydi ve kötü amaçları da hayatı boyunca kendine oturtmamış bir bireydi. Yani içi dolu bir yaratıcılığı mantık dahilinde uyguladı; öz bu işte, sözde değil özde! Onun da sinirlendiği, sinirlendiği anlarda herkesi suçlamak istediği anlar olmamış mıdır, tabi olmuştur bence ama o bunları dizginlemeyi hep bilmiştir. Herkes bunu yapamaz, bunu becerenlerin de büyük çoğunluğu şu değerleri bir araya toplştıramaz: Mücadeleci vatanseverleri organize edeceksin; güvenilecekleri yanına şaşmadan tpoplayacaksın; doğru zamanda doğru yerde olacak, düzenlemelere zamanı kurabilecek öngörüde varolacaksın; savaşları kazanacakları hazırlayıp, en ön saflarda yer alabileceksin ve sonra da yeni bir ülkeyi şaşmadan kuracaksın, cesaretli devrimler getireceksin; tabi bir de hainle çıkacak karşına her daim, hep de bunlarla mücadele edeceksin. İşte bu sadece cesaret de istemez, aydın kafa ve planlar ve irade de ister vs. -ki bilinçli irade olmazsa ya da dönüşmeyecekse buna, zaten cesaret aptal cesareti olmaz mı çoğunda? - Bunun yanı sıra; bu sırf Atatürk’te olsa cephede 1 kişi savaşırdı, ama tüm bir halk beraber çağrıştık düşmana karşı.
Şeriatı bize dayatırsan ve Arsenal stadını Emirates’e çevirirsen, liman işçileri takımı güzide Liverpool’u satarsan ve her şeyi para ile ve kendin idare edebileceğini sanırsan, çok tehlikeli bir akışın içerisindesin demektir. Gerçi batı da yavaştan bir devletleşmeye dönüşe doğru başladı ya. Şu neo-liberaller mi, 2. Cumhuriyetçiler mi adı her neyse bu kişiler en abuk bir sentez yakalamış görünüyor, amaçlarına ulaşmak için her yol geçerli onlara, bunu da ben demiyorum ki kendi icraatları gösteriyor bunu; din min umurlarında mı sanıla, iyi bir hristiyan dinle pornoyu falan aynı kefeye sokar mı. Son derece laubali bakış açısı. Hazır konu açılmışken, konu örtünmek- örtünmemek konuları falan da değil. Bu konuları birbirine karıştırarak herkesin kafasını karıştırabileceğini sanan budalalar bunlar, kendini zeki sanan budalalar. Ne yani yapıp yapabilecekleri bu kadar mı :) şaşarım ben bunların mind control dedikleri yoksa bu mu? Böyle zihin kontrollerine anca ahmaklar kanar. Hadi bakalım kolaysa hipnotize edin, asla hipnoza girmeyecekler çok fazla var bu dünyada! Sevgiye enerji ayırmıyorlar; kendi küçük saraylarında nelere kafa yoruyorlar ve halkları bölebilmeye çalışıyorlar, şaşarım ben size.
İfratlarımıza da yaşamayı bildik:
Nice şen gönüller devirdik,
Oraya buraya seğirten.
Gülümserken onlar dış dünyaya,
Biz kahkahalıydık içeri.
Yine de gözetmiyor fark:




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...