Ne puslu bir cama sözüm var,
Ne de anlam gizli kalıyor.
Cam kırığı gibi sızım var;
Akıl sığ sulara dalıyor.
*
Bütün gölgeler donuk şimdi,
Netleşir eşyanın çizgisi.
Karşımdaki suret de kimdi?
Budur aydınlığın ezgisi!
*
Ruhum çıplak kaldı bu nurla,
Her nesne adını bağırır.
Yüzleşirim ince gururla;
Vuzuh beni dışa çağırır.
*
Ne bir masal ne de rüya var,
Keskin bir gerçektir solunan.
İçimde bomboş bir dünya var;
O kayıp his midir bulunan?
*
Gönlüm şimdi der ki feleğe:
İstemem sahte bir teselli.
Dönüştüm ruhsuz bir meleğe,
Eşyanın kederi çok belli.
*
O taşın çatlağı apaçık,
Tozların raksı da meydanda.
Bütün sırlar kapıdan kaçık;
Çırpınır dururum bu anda.
*
Düşüncem camdan bir küredir,
Çarpıyor alnıma soğuklar.
Bu berrak hal uzun süredir,
Ruhumu kemirir oyuklar.
*
Kabulüm her ince sızıntı,
Yeter ki bilinsin tüm asıl.
Ne vehim kaldı ne kırıntı;
Çözüldü bağlanan her fasıl!
*
Dağılsın zihnimden sis ve kan,
Bu vuzuh tahtına kurulsun.
Girmesin penceremden yalan;
Bırakın her hayal vurulsun!
Kayıt Tarihi : 10.10.2026 21:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!