Dr. Ahmet Tevfik OZAN, Elazığ’da; 1953 yılında doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı ilde tamamladı. 1986 yılında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı yıl, Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğünde göreve başladı. 1988 yılında, Balıkesir İl Sağlık Müdür Muavinliği görevine getirildi. 1990 yılında Kayseri İl Sağlık Müdür Yardımcılığı görevine naklen geçti. İl Sağlık Müdür Yardımcılığı görevini ifa ederken “İl Aşı Sorumluluğu” uhdesinde kaldı. Bu süre içinde, Sağlık Bakanlığı’nca düzenlenen (Polio Eradikasyon Programı, Fenil Ketonuri Tarama Programı, UNICEF’le yürütülen Bağışıklama Yüzdeleri için Saha Çalışmaları Programı, Yönetim ve İletişim Becerileri Programı, Türkiye Birinci Sağlık Taraması Program) larında görev aldı.
Körfez Krizi sırasında Kayseri’de mülteci kampında barındırılan üç bine yakın (Türkmen, Kürt, Süryani ve Arap) mültecisine, altı aya yakın bir süre içerisinde; 24 saat verilen sağlık hizmetleri sorumlusu olarak çalıştı.
Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde Doktora Programı öğrencisi olarak (Kayseri ilinde 1990 Yılı Bağışıklama Hizmetlerinin Değerlendirilmesi) konusunda çalışmalarını tamamladı. Halen Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı’nda Yardımcı Doçent olarak çalışmaktadır.
Tıbbi çalışmalarının yanında, edebi çalışmaları da bulunan Dr.Ahmet Tevfik OZAN’ın yayınlamış üç şiir, bir makale, bir hatıra kitabı mevcuttur. Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve GESAM’ın asli üyesidir.
1994 yılı Uluslararası Struga Şiir Akşamları’na Türkiye Temsilcisi olarak seçilmiştir.
1998 yılında bu yana Türkiye Boks Federasyonu Üyesi ve Sağlık Kurulu temsilcisidir.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!