Ahmet Oktay Şiirleri

21 Ocak 1933 - 3 Mart 2016
45

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Yazmaya ortaokul sıralarında başladı. İlk şiiri, 1949-1950 yılları arasında Gerçek dergisinde yayımlandı. Öğrenimini lisede yarım bırakarak çalışmaya başladı.
Ahmet Oktay, 1950'li yıllarda Mavi Hareketi içinde yer aldı ve aynı adlı dergide yazıları ve şiirleriyle etkin bir rol oynadı. 1961 yılında Yeni İstanbul gazetesinin Ankara bürosunda "parlamento muhabiri" olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazetelerde ve TRT Haber Merkezi’nde muhabirlik, haber müdürlüğü yaptıktan sonra 1982'de TRT’den emekli oldu. Bir süre daha Milliyet ...

Ahmet Oktay

Gece bir geyik bahçesidir bazan
ürkek, korkulu, nefes nefese,
çünki hep birileri gelecektir
hep birilerine gidecektir
düşlerin ve şarapların üstüne.
İşte düş de, şarap da bozgunda,

Devamını Oku
Ahmet Oktay

Bir cigligin icinde yakaliyorum seni
Kac kez Istanbulsu,
Parildayan, isitan, yakan bir alev gibi.
Ustunde uzun, pis, yalniz sokaklarin yagmuru..
Odalarin, merhabalarin, gulucuklerin sikintisi
Tramvaylarin, vapurlarin sikintisi

Devamını Oku
Ahmet Oktay

Uzat saçlarını gecenin balkonundan
isteğimin çok tüylü suyuna.
Bir orman gecesinde
bir kar gündüzünde,
gördüm nasıl süzüldüğünü
yırtıcı ölüm kuşlarının.

Devamını Oku
Ahmet Oktay

İşte bir ses geçiyor sıkıntıdan
baksam pencerede yağmur da var,
hani saçlarını ya da göğsünü
çok ince bir hüzünle bezeyen.
Oyuncaklar da var yalnızlıktan
bir parkta ölümü güzel kılar,

Devamını Oku
Ahmet Oktay

Çok az sey saklamisim yasamimda ;
ne bir fotograf var ilk asklardan
ne bir mektup,
dostlardan bes on tane ;
sunlari yazmis Stockholm'den
Demir Özlü 1983'te :

Devamını Oku
Ahmet Oktay

Dolaşıyorum ne zamandır
kalbimde bir gül kesiği;

ıslak bir tülbent koy göğsüme
emsin büyüyen o siyah lekeyi;

Devamını Oku
Ahmet Oktay

Bir balıkçının yüzü vapurdan inince
gözümü alıyor öğle güneşi gibi,
dokunup geçse bir serseri kuş
ikindi vaktince incelmiş hüznüne
anlatacak avsız mevsimlerin
ve Çengelköy'ün tarihini.

Devamını Oku
Ahmet Oktay

Yağmur çiseliyor! Akıp gitsin üstümdeki küf! Yakam bağrım fora. Üç duble votkanın beklentisindeyim; dört şiddetinde bir deprem! 'Mal ve can kaybı: dokuz gökdelen çökmesi ve üç kalp krizi'.
Gündelik nefretin maliyetini kurtarmasa da fena değil.

Yine de güneşlik bir yer istiyorum. Yeşillik bir yer. Herkes Kır'a sığındı. Kent'i bana, benim gibilere bıraktılar: Pisliğim, Çukurum! Hayalin ve Güzelliğin rahmi!
Dört yanına yayıldım.
Yatıyorum bütün mezarlarında.

Devamını Oku