YENİ DEMOKRATİK DÜZEN VE BERABER YAŞAMA AZMİ
2
Bu olay orada kalmamış, tarihi bir kin ve düşmanlığa dönüşmüş, yıllar sonra bile Sünni toplumla ayrışma nedeni olarak canlı tutulmuştur. Aynı ruh Cumhuriyet yönetimine de taşınmış, tek parti iktidarında kanlı bir baskınla aynı toplumun düşmanlık hisleri yeniden canlandırılmıştır.
ŞİİR OKUYUCUSUNA NOTLAR
hergün bir şiir yazıyorum. Ölüm korkusu yakamı bırakmıyor. Aşk yokluyor beni arada. O eski ateşli sevda yoksa bile, o duygu yokluyor beni arada sırada. Yaşlanmak düşüncesi şiirde doğurgan kılıyor beni. Sürekli şiir okumak, sıkıcı hayat, hepsi etken bu verimlilikte.
Bu velutluk bir yandan şaşırtıyor beni bir yandan korkutuyor.. geçici taşındığımız yer babamın mezarına yakın. Bir alt caddeden geçiyoruz sürekli. El fatiha diyerek fatiha okuyoruz ölülerimize.
Alternatif yol da mezarlık yanından geçiyor. Ondan olacak bunca ölüm duygusu yoğunluğu.
Edebiyat öğretmeni olmam, şiirle bu denli haşır neşir olmam da etken burada.
Öğrenci,lerin aşırı sevgi ve samimiyeti, son suınıfların ders yapmaktaki isteksizliği de eklenince ve bfen lisesinden sonra böyle bir okulda çalışmak, onların aşırı sosyalliği beni üretken kılıyor sanıyorum. Henüz basılı bir kitap çıkaramam da amiller arasında sayılabilir.
Tanzimat Kafası
BU tabir nereden çıktı bilmiyorum. Adı üstünde düzenleme olan Tanzimat kelimesi her ne kadar düzeltmeyi, düzenleme, bozuk, dağınık olanı düzenlemeyi kastetmekte. Ancak anlamının tam tersi bir işlev gördü.
Bu kafa Osmanlı’yı son yenilgilerle dağılmış, bozulmuş olan Osmanlı sistemini düzeltmeyi amaçladı. Bu düzeltme hareketi doğru dürüst ön çalışma yapılmamış bir hareketti. Öz kaynaklardan değil yabancı yönlendirmelerden alıyordu gücünü ve ilhamını. Hatta maksatlı ve planlı çalışmaların eseriydi. Düşmanların hain planlarının maskelenmiş çalışmalarıydı.
Kuruluş reçetesi olarak sunulan Tanzimat fermanı da aslında batırma planıydı. Kamu maliyesi bozuktu. Akçenin değeri sürekli düşüyordu. Kanuni döneminde başlayan bozulmalar son haddine varmıştı. Yeniçerilik bozulmuştu. Askerlikle alakası olmayan binlerce kişi yeniçeri ocağına yazılmış, devletten maaş alıyordu. Savaşa gitmeyen, gitse de zafer kazanamayan koskoca hantal ordu devletin tüm kaynaklarını sömürüyordu.
TEKKE DERGÂH ZAVİYELER VE RİBATLAR
Eğitimde en önemli faktörün ailelerin eğitimi olduğu, eğitimin öncelikli meselesinin en önemli unsuru bu. Bu mesele halledilmeden eğitimin en önemli bir ayağı her zaman eksik kalacaktır. Eğitimin üç sacayağından biri bu. Aile, sokak ve okul. Ailenin eğitimi halledilmeden eğitimde hiçbir şey halledilemez.
Eğitim için yapılan ve yapılacak bir sürü şeyler dışında yapılması gerekenlerden biri de tekke, zaviye ve dergahların ve ribatların yeniden ihya edilmesidir. Bunun için yapılması gereken ilk şey ise tekke ve zaviyeleri yasaklayan tekke ve zaviyeler kanunun kaldırılması ve müesseselerin ihyasıdır. Toplumumuzu eğiten bir kurum olarak bu müesseselerin yokluğu büyük bir eksikliktir.
ŞEHİTLERE AĞLANMAZ
Bizde ayıptır ağlanmaz şehitlerimize
Bizde şehadet en yüksek mertebedir
Savaşta şehit olmak yakışır bize
Şehitlik en çok yakışır bize
SEZAİ KARAKOÇ
NECİP FAZIL okumalarımdan sonra vardığım son duraktı o. Onu tanımak bana bir yeni kıta keşfetmek kadar önemli göründü. İlk defa onu bir günlük gazetedeki yazılarından tanımış sevmiştim. Bu yazıları daha sonra SUR adıyla kitaplaştırdı. Gazeteyi aldığımda ilk onun yazılarını somururcasına okurdum.
Mezun olduğum okulun mezunlar derneğinde yönetim kurulu üyesiydim. Başkanımız Şevki Yılmaz’dı. Benim Sezai KARAKOÇ sevgimi bildiğinden bana onu konferansa çağırmamı söyledi. Okulu yeni bitirmiştim. İstanbul da MTTB Genel Merkezinin açtığı üniversite kurslarında eğitim gören abimin yanına gittim. Kıbrıs savaşı günleriydi. Küçük Ayasofya camiinin müştemilatında kalıyorduk.
Üstadın çalıştığı gazeteye uğradım. Müracaattaki görevliye onunla görüşmek istediğimi söyledim. Bekleyin gelir dedi görevli genç. Birkaç saat oturduktan sonra ‘ah seni unuttum dedi Sezai bey gitti’. Ertesi gün geldim. Bu kez unutmadı. Sezai Bey geldi dedi. Koridoru gösterdi. Ben orada gördüğüm orta yaşlı birine onu sordum. Buyurun benim dedi odanın kapısını gösterdi. Çay söylüyordu herhalde o esnada. Şaşırdım. Alçak gönüllülüğüne hayran kaldım.
ŞEHİT MUHAMMET YALÇIN VE BABASI
Türk bayrağı yemin etti Muhammet
Yeneceğiz seni ey lanetli adam yeneceğiz
İzniyle Allah’ın
Ey sapıtmışların Şahı
KENTİN SALTANATI
Hiç durmam ararım polisi
Hiç durma ara polisi
Polis dediğin bizim evdeki polisi
B u en çalkantılı döneminde ülkenin
ÖRNEK HAYAT
Baba sen bizim idolümüzsün
biz senden öğrendik yaşamayı
biz senden öğrendik ölmeyi
sen derdin
HÜZÜN
hüzün ırmağıyım ben
çağlıyorum şelaleler gibi
ağlıyorum yokluğuna
ağlıyorum gizli gizli




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim