Ne kadar şükretsem az diyorum..
Bu gönlü bana veren Rabbime..
Dönüp dolaşıp gelir ömrüme..
Her nefeste yaşama sevinci..
Yeniden doğar fakir gönlüme .
Papatya kokulum
Gülüşün geziyor sokaklarımda
Kah elma şekerine bulaşan yanakların
Kah saklmbaç oynayan çocukluğun
Ağır bir sızı şah damarımda
Saçlarında güneşin sıcaklığı
Senden gayrı kelimeler geçmez gönülden...
Dilde yüklü kelimeler de ya fettah ya rezzak...
Ne hazmış mutluluğa esir umuda köle olmak...
Yürek mangal göz kara elde tespih dilde fettah...
Kabeyi gören gözlerde çığlıklar ürpertir yüreğimi...
La ilahe illallah Muhammedun Resülullah.
Aklımdan...
Gönlümden...
Ömrümden....
Geçip gidiyorsun...
Ağırlığı belli olmayan..
Yalan dünya....
Yıllar ömründen geçip gidiyor
Yeryüzünde bıraktığım izler gibi
Gecmişim beliriyor yorgun yüzmde
Bir anlık portreye düşüyor gölgem
Ruhum sonbaharın ellerinde
Kavuşamadıklarım kadar
Kavuştuklarım var
Kimseye muhtac etmeyen
Rabbime şükürler olsun
Unutkanlığı aklıma veren
Sırrı ezelden sarınca teni
Saadet asrından özlem....
Ne içinde bulunduğun mekan Önemlidir nede yaşadığın zaman
En sevgilinin yüreğine yollar açılır Engelsiz gül kokulu bir düzlem...
Azat olursun bedeninden
{ Siyah beyaz }
Belkide siyah beyazdı her şey
Aldın hayatımın tüm renklerini
Bir gün o gün karanlığın olmadığı
Bir yerde buluşaçağız elbette
Ah gönlüm dile getirme çok laf etme
Taşbaş dağı duyar feryadimizi sus
bekleyişin umut edişi olsun sevdiğinin
Bana susmak sanada anlamak düşer taşbaş dağı
Bu feryad acısı mejnunun acısından
Gözlerimi yumduğumda
Duyarım o sesi tın tın tın
Tenin ürperişi aslında
Dalar giderim maziye
Huzura dalar gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!