Nefsin kapısında kurumuş bir dal,
Gönül deryâsında sürüneceksin.
Çırpınma beyhûde, takınıp bir hâl,
Sen de bir sineye gömüleceksin.
Yan derdine gönül, istersen inle.
İş başa düştü, gel otur da dinle.
Arzular inlesin senin sevginle,
Var git, biraz da sen oyalan, gönül.
Şu aşkın adını hasret koydular,
Vurdular, kırdılar, kana doydular.
Sen, kokuşmuş nefsim, sana uydular,
Sevda gibi dünya bir yalan, gönül.
Bülbülün figânı, baharın sesi,
Hasretle barışık aşkın nefesi.
Ölümü bir düğün bilir kendisi,
Yürekten sevdalı, ağlayan gönül.
Hasret girdabında, ölüm misâli,
Vuslata yabancı aşkın katili;
Suna’dan öteye yalnızlık hâli,
İçine derdini dağlayan gönül.
Saçlarına düştü ak, ömür geçti;
Çok da vefasızlık, zehrini içti.
Bir olmaz hastalık, derdine düştü...
Derdine karalar bağlayan gönül.
Yalan, sevmek yalan rüyalar kadar,
Yoruldu çaresiz, harcadı yıllar.
Musalla taşında bitti anılar,
Aşk için sevdaya çağlayan gönül.
Ömrü bir poyrazdı, delice esti;
Dostlar selamını nicedir kesti,
Sevdanın nefesi, çıkmayan sesti;
“Ben yandım derdime, sen de yan, gönül.”
.............
Ali Urgan
Kayıt Tarihi : 29.09.2026 18:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!