Ağladı... Şiiri - Refika Doğan

Refika Doğan
165

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Ağladı...

İreyhan kokulu dağlarda kaldı,
Göynüdü maralım durdu ağladı…
Hıçkırdı pervâdan dağlar ufaldı,
Kahır çiçekleri kurdu ağladı...

Gönül kâbesinin çerağı pîr' di,
Aşkla sıvadığı kaleydi surdu.
Kırılmaz çevganın çarkını kırdı,
Hakikât bezm' inde hürdü ağladı...

Aşk' ın katresi o bahr-ı kerâmet,
Sırında kıvanan gökçe bir samet.
Nâr-ı gam içinde getirir kamet,
Hak-i dergâhını kardı ağladı...

Çığrışan bülbüldü gülzâra bağban,
Zühre’ sine vurgun bir deli çoban.
O leb-i teşne o bir dil-i sûzan,
Gönülden gönüle cardı ağladı...

Iradı kendine kendi yadeldi,
Eridi gözünün yağı inceldi.
Sabır iğnesiyle nefsini deldi,
Kemalât cem' inde tordu ağladı...

Bâd-ı hazân değdi gönül teline,
Bozuldu perdesi küskün diline.
Ahvâlini soran yok ki biline,
Beyhûde bendini yordu ağladı...

Bir serkeş âşığın dâr’ına düştü,
Gülüşü yaralı yârına düştü.
Kırlangıç düşleri varına düştü,
Habîb'in dağında Tur' du ağladı...

"Ey sadr'ımın gülü özü derinim,
Cevr-ü cefa ile âh İnim inim...
Müjgânımda bulut eşk'imdeki bim",
Dedi sayrı gönlü çordu ağladı...

Niye ses vermiyor çavlanı? Maküs
Talihe mi yoksa yârine mi küs?
Sinesi vatansız aşklara mı üs?
Hasret zindanında sordu ağladı...

Hangi birin desin? İçinde yara,
Sözün içinde söz visâli yâra.
Bu kemter refika diyâr diyâra,
Hasretin ipini gerdi ağladı...

Refika Doğan -Antalya 2012

Car: Çağrı, tellal ile duyurma; ilan. Tehlike durumu.
Gülzar: Gül bahçesi
Bağban: Bahçıvan
Çevgan: Baston, ucu eğri değnek.
Hakikat Bezm i: Hakikat meclisi
Ruşen: Aydın, parlak, belli, aşikar.
Çavlan: Şelale yüksek, ulu
Leb-i Teşne: Susamış, dudağı kurumuş
Dil-i Suzan: Yanık Gönül
Göynümek: Yanmak, dertlenmek, üzülmek, içlenmek. Ham meyve olgunlaşmak, yumuşamak.
Perva: Çekinme, sakınma, korku
Bahr-ı Kerâmet: Keramet denizi
Gözgü: Ayna
Kıvanmak: Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak.
Gökçe: Güzel.
Samet:1.Çok yüksek, ulu.2.Kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan
Kamet: Boy, endam. camide namaza kalkmak için okunan ezan.
Hak-i Dergah: Dergahının toprağına, eşiğinin toprağına
Sadr: Göğüs
Lübbi derinim: Akılla duygunun birleştiği yer, İç. Öz.
Cevr: Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem
Müjgan: Kirpikler
Eşk: Gözyaşı.dem
Buşu: Öfke, kızgınlık
Bim: Korku
Teşne: Susamış

Refika Doğan
Kayıt Tarihi : 17.2.2012 17:19:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Alaaddin Uygun
    Alaaddin Uygun

    günün şiiri olmayı hak eden dizeleri candan kutlarım

    Cevap Yaz
  • Nuri Can
    Nuri Can

    Öncelikle bu değerli yapıtınızın geç farkettiğim için bağışlamanızı diliyorum...
    Bin çeşit renkle nakış işlemek/Yiğitliğin alıyla kederin karasıyla/acının sarısıyla, umudun mavisiyle/ şarkı söylemek....'
    Resim yapmak binbir çeşit renkle nakış işlemek, Sevginin alıyla, kederin karasıyla,acının sarısıyla,
    umudun mavisiyle şiir yazmak, bin bir dille şarkı söylemek gibidir sevgili Refika....
    Edebi dil bağlamında ele aldığınız eski ve çağdaş bilgi ve tanımlamaları içeren, seçkin örneklerle düzenlenmiş bu özgün şiirinizde,
    sıra dışı bir dünyayı anlatırken, sıradışı anlatım ve kurgusuyla da sıra dışı bir yapıt ortaya konulmuş.
    Geçmişimizde Anadolunun zengin edebi varlığının önemini ortaya koyan bir örnek şiiriniz. Şiirinizi, emeğinizi ve sizi içtenlikle kutluyorum Refika hanım...

    Değerli yazılarınızın ve Şiirlernizin daha geniş kesimlerle buluşması dileğiyle Yüreğinizi ve çabanızı selamlıyorum...

    Cevap Yaz
  • Osman Nurani
    Osman Nurani

    Vuslatî/osman öcal

    Ankara
    Bay,

    13.01.2013 03:37

    Şair olarak yorum yazan arkadaşların yorum yazdıkları şiirlerde kırıcı olma yerine yapıcı eleştiriye önem vermeleri Türk edebiyatı adına daha faydalı olacağı düşüncesindeyim.

    ...teşekkürler Adaşım. teşekkürler.

    İlim ilim bilmektir
    İlim kendin bilmektir
    Sen kendini bilmezsen
    Ya nice okumaktır...Koca YUNUS.

    ...BOŞUNA MI SÖYLEMİŞ. ELBETTE HAYIR. BUGÜNÜN okur körlerini GÖREREK VE DE BİLEREK SÖYLEMİŞTİR.

    …Hasılı ilim öğrenmek başka, yapılan gevur icadlarını kullanmak ( tabii ki insanlığın hayrına olanları) başka, ENTELEKTÜEL VE KARİYER EDİNME KAYGISI ile kullanmak başlı başına başka bir şeydir.

    Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
    Zerduz palan ursan eşşek yine eşşektir …Ziya PAŞA

    …evet ne de güzel söylemiş değil mi?

    “Kelime, sözcük ile eş anlamlıdır. Bir cümlenin içinde ''kelime ve sözcük'' şeklinde bir ibare kullanmak zeka özrü için alarm işaretidir. “ (ismi mahfuz).

    …kelime ve sözcük elbette ki eş anlamlıdır. Şu kadar ki birisi TÜRKÇE, birisi ARAPÇA kökenlidir. Biz her ikisini de içimiz rahat olarak kullanırız. İşte bu ona işarettir. Burada ki hata imla kuralı hatasıdır. Birisinin parantez içine alınması gerekirken sehven yapılan bir hatadır. Öyle MAL BULMUŞ MAĞRİBİ gibi sevinmenin hiç ama hiç anlamı ve adabı yoktur.

    “Ayrıca, yapım ve mamul sözcükleri eş anlamlıdır.İstikrarsız , üslupsuz, niçinsiz insanlara mahsustur , aynı cümlenin içinde böyle eş anlamlı sözcükleri yalan yanlış kullanarak caka satmaya çalışmak. “ (ismi mahfuz)

    …evet burada hop dedik. Fazla zorlanmışsınız. Kayış attırmışsınız. Bakalım sizin söylediğiniz gibi “MAMÜL” ve “YAPIM” eş anlamlı mı? Buyurunuz görelim.

    MAMÜL;Üretimi tamamlanmış, satışa hazır olan mallardır.

    YAPIM: Yapma işi, inşa, imal, Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme, imal.

    …bu kadar farkı dahi fark etmekten yoksun olanların konuşması ADABA MUGAYIR olup ABESTLE İŞTİGALDİR.

    …hakaretsiz (çünkü yazınızın tamamı hakaret içerikli) cevap vermeniz dileğiyle.

    Cevap Yaz
  • Hasan Buldu
    Hasan Buldu

    Önce ulusların dillerini unuttururlar, sonra da ülkelerini ellerinden alırlar.

    Cevap Yaz
  • Osman Öcal
    Osman Öcal

    Tüm yorumları okuduğumda anlıyorum ki bazı arkadaşlar yorumlarını silmişler. Çünkü bazı yorumlar bir öncekine cevap olarak yazılmış gibi. Ben ömrümde böyle bir şiir yazmadım. İstesem de yazamam. Bir arkadaşın dediği gibi kaç tane sözlük karıştırmam gerekir böyle bir şiire imza atabilmek için. Sözlük dedik de; kullanılmalı mı, en azından Türkçe sözlük kullanıyor olmalıyız hepimiz.

    Bu şiir yazılırken bir özentiye saplanılıp sözlük kullanılmış mıdır, sanmıyorum. Şiirin akışına,işlenen konuya ve kafiye yapısına dikkat edersek sözlük kullanılmadığını bize gösterir. Bir sözcük haricinde (Hepimizin bildiği 'çor' bizim bildiğiz anlamda kullanılmış ise) ayakta da sorun görünmüyor. Arapça ve Farsça kökenli sözcüklerle şiir yazılmasına karşı birisi olarak diyorum ki bu şiir yazılırken ne uzun zaman harcanmış ne özentiye düşülmüş ne kaynak taraması yapılmış; ilhamı yakaladığında akıp gelmiş dizeler. Şahsen tanıdığım bir hanımefendi Sayın Refika Doğan ve Türkçe aşığı. Peki böyle bir şiiri nasıl yazar derseniz, Bektaşi olsaydım cevabını verirdim. Bektaşiler Arapça ve Farsça aşığı mı derseniz asla, ama tasavvufcu olanlar kullanmışlar.

    Şair olarak yorum yazan arkadaşların yorum yazdıkları şiirlerde kırıcı olma yerine yapıcı eleştiriye önem vermeleri Türk edebiyatı adına daha faydalı olacağı düşüncesindeyim.

    Şiirin şairini tebrik ediyorum.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (27)

Refika Doğan