Yalnızdım Ağaç gibi
Yalnızlığı tanıdım küçük yaşta
Kimsesizliği
Öksüzlüğü
Tek Allah dost
Dünyada ve ukbada
..
Köklerinden hasret ile tutuşan
Düz ovada iki ağaç gibiyiz
Sonbaharda gökyüzünde buluşan
mevsimlik göçmen kuşlar gibiyiz
..
Aynı ağaca konduk ama
hiç muhabbet kuşu olmadık biz
ağaç küstü bu duruma
hiç oralı olmadık biz
..
Bir ağaç vardı yolun kenarında
Yaşını kimseler hatırlamazdı
Gelen geçen gölgesinde konaklardı
Yapraklarını esen rüzgarada savururdu
Kimileri onu ziyaret olarak düşünmüştü
Çaputlar bağlamıştı dallarına
..
Ayıpların örtücüsü ihtiyaçların kadısısın.
Hak mı verdiğin yoksa haktan mı istememi istiyorsun daha fazlasını. Hak için yalvarmalı mıyım sana, yoksa iç sesime mühür vurup susmalı mıyım ağzım içime doğru eğik? Senin gücünün tecellisi buyruk olup deşsin bedenimi.Ya ver,ya al sözü benden.Beyin hükmünden vazgeçti gönül seni gördü göreli.Kara balçık otlandı,çöplendi de ama ağaç çiçek açmadı baharda.Buyruk ver sırrına vakıf olayım,sırrım çıksın ortaya.Yüzlerce mabedi görüyor karanlık gözlerim de bir kendi mabedime tutsak bedenim.Çöz ellerimi azat et bu kölelikten, gökteki ışıklara kayayım.Bir zöhre yıldızının parlaklığında cemâline bakayım.Ah gül yüzlü yar.Dikenini çıkar artık bağrımdan..Asyacan…(Ayıpların örtücüsü ihtiyaçların kadısısın kitap çalışmamdan.)
..
Nice sözcüklerin nice mısraların tutsağı oldu yolumuz... Ötesine gidemedik! Hayaller içinde çırpındık umutsuzluğa inat inatla... Kendi hıçkırığımız umudun sesi oldu yüreğimize... Yetindik... Nice insanlığın sevgisiyle yoğrulduk nice düşlerin... Bir şiir yazdık bin şair olduk... Tükenmeden dirhem dirhem... Kendimizi aradık çıkmazlarda, karanlıkların hüküm sürdüğü ellerde… Bir sevda olduk denizlerin en kuytu mavisinde bir fidan diktik dağların en acımasız karasında… Yalnızlığımızı savurduk göklere sığmadı! İsyanların ateşine kıvılcım oldu varlığımız yetmedi! Bir nefer misali kanatlandık umut güvercinlerinin kanadı kırık ülkesine… Ve nice sevdalardan döndük uçsuz bucaksız yollardan nice ağlamaklı özgürlüklerden… Vazgeçememezlik hüküm sürmüştü titreyen gözlerimize… Yeniden öfkelenip kuruluyordu düşlerimizdeki dünya… “Ne güzel her şeye rağmen yaşamak” diyordu dudaklarımız… Ve biz denizindeki bir damla ben… Selam olsun yüreğimi şahlandıran umut dolu insanlığa… Selam olsun yüreği ağaç olmuş fidanlara…
..
EK
Ağaç ek meyvesinden faydalansın insanlar,
Adam yetiştir gelecek asırlara ışık tutsunlar.
..
Şu ağaçlar,
Hiç yorulmaz mı,
Ayakta durmaktan?
Ve insanlar,
Ağaç gibi bir ömür boyu...
Mutluluğu beklemekten?
..
Nerede kurumuş bir ağaç görsem
Bir dileğim olur dallarına
Kavrulmuş kabuklarını okşar
Alnımı dayarım yorgun baharına
Gençliğimi anımsarım...
..
gece oldumu
doğanın sesini dinlemeye dönerdim
yapraklar kuşlara
kuşlar uykuya yüzünü
döndümü
gece sabaha doğru
ışık ağaca dönerdi
..
ÇOBAN VE AĞAÇ
Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: 'Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık'.
Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur'an'ını okumaya koyulurdu.
..
Ağacı üstünde elma, şehvetidir kadının-
Parıltılarla asılı, güneşten maskarası.
Ağaç, kesmiş soluğunu kadının; yeltenip
Yükselip üstüne dal dal, dilsizce dilli sesi
Çıkıverir gözlerine bir karartı perdesi.
Kadın tutsak ağaca ve yeşil parmaklarına.
..
Gülüşün baharı anımsatır
Bense içinde solgun bir ağaç
Dökülen yapraklarım değildir
Sana hasret kalan sevgi tomurcukları
..
O tatlı sesine yakışmaz fiğan
Fırsatını bekliyor,bak ağaç kağan
Senindemi tarlana ektiler soğan
Dalı sana kökü kendilere mi?
..
Ama ben çok temizdim seninle,
Budanmış ağaç gibi taze,
Tomurcuk fidan kadar yeşil,
En az senin kadar esmerdim...
..
Yalan ilelebet gizli kalmaz bil yavrum
Sevgiyle büyürse solmaz gül yavrum
Sil at Allah’tan gayrısını lügat bahçenden
Çürür köksüz ağaç vermez dal yavrum…
..
Zamanla unutur insan kırgınlıkları
Ağaç kırılır filizlenir zamanla dalı
Unutursun unutur kızgınlıkları
Hatırlarsın gülümseyerek anıları
..
02.08.20007 Alibeyköy
Bahçıvan fide diker, özenle bakıverir
Çiçek tomurcuklanır ağaç meyveye durur
İnsanlar gölgesinde faydalanır bir zaman
Ömür yaprak gibidir toprağa düşer her an…
..
ÖZGEÇMİŞ
03.03.1968 Çorum ili Alaca ilçesi Küçük hırka Köyü’nde doğdum. İlkokulu köyümde okudum. Daha sonra Alaca da oto traktör tamircisi olarak birkaç yıl çalıştıktan sonra 1986 yılında Fransa’ya gittim ve burada saz ve şiire ilgi duydum. 1990 yılında geri döndüm. Vatani görevimi yaptıktan sonra mesleğim olan oto tamir dükkânı açtım. Birkaç yıl çalıştıktan sonra şu anki mesleğim olan ağaç kesim motorları bakım ve servisliğini yapmaya başladım. Bu esnada saz ve şiirimi hiçbir eğitim almadan kendi çabalarımla geliştirdim. Ozan Murat Danlı mahlasıyla birçok yerel gazetede şiirlerim yayınlanmaktadır. Şu anda evli ve iki çocuk babası olarak Alaca ilçemde ikamet etmekteyim.
..



