İÇİNDE DEĞİLSİN HİÇ BİR ŞEYİN
İçinde değilsin hiç bir şeyin
Dokunamadığın.
Dokunabilirsin kulaklara
Melodisiyle sesinin
Adımlarını,evin kapısından içeriye attı genç adam.Bütün işini,gücünü güya evin dışında bırakacaktı.Telefonu çaldı genç adamın.Arayan patronuydu.
Sen mi geldin selim,demeye kalmadı eşinin.
Gerisin geriye dönüp gitti adam.Havada asılı kaldı çocukların baba diye seslenişleri.
Eşinin selim diye yükselen sesleri şrank diye
Bizim dostluğumuz dedi, öyle bir ah çekti ki "Sanırsınız karşıdaki dağlar yıkılacaktı."
Tarayın saçlarınızı,
Türküler
Asılı kalsın dudaklarınızda.
En neşeli ıslıkları
Oyunlar oynanıyor, Davullar çalıyordu. Girmek için gerdeğe damat hazırlanıyordu.
Nihayet üç gün süren görkemli düğün bitiyor, yeni çiftler nihayet mürüvvete eriyordu.
Sağdıç Bekir sürekli kadirin peşindeydi. Ona bir şeyler demek en güzel dileğiydi.
Damat Kadir’in gözünden yorgunluk akıyordu, anlamsız bir şekilde Bekir’e bakıyordu. Bekir ise gerdeği ona anlatıyordu.
"Öncelikle nafile namazı kılacaksın. Gelinin duvağını usulca açacaksın ve geline bir güzel takılar takacaksın. Sonra mı, dedi Bekir, muzipçe gülümsedi ötesini bilemem onu sen bileceksin.
Bir annenin sadakati gibi
yavrularına,
Ben sana öyle sâdık ı'm
Öyle düşkünüm sana.
Şöyle uzun bir düşündüm bugün.Gençliğin hayallerinden ve ulaşılan yerlerden baktım geçen şu hayata ben.
Sorguladım gelip geçen günleri.Hemde geçip gitti demek varken.Yanlışlarım duygulara yenilmiş meğer,hemde meğerse hep eperken.
Ne çok yorulmuşum meğer,ne kadar değmezlere vermişim değer,neler yaşamışım
Neler.Ha böyle ha şöyle derken.
Her gün o dut ağacının gölgesine oturur, sessizce saçlarını tarardı nene. Tarağa yapışan, dökülen saçlarını itinalı bir şekilde toplar, hep bir torbaya doldururdu.
Kabullenmişliğin en doruk noktasında olan bir nineydi o. Neden dökülen saçlarını topluyorsun dendiğinde, zoraki bir cümle alabilirdik, dudaklarından.-"Sıratı geçerken ipim olacak bu saçlar benim “derdi.
Hepil, derdi kocasına anlamını bilmediğimiz bir kelimeyle. Hepil derdi “Bu saçları mezarımın içinde yüzüme örtün. Vasiyetim bu benim" derdi. Hepili öfkelenirdi de o hep bilindik narasını fırlatırdı ortaya. Küfürler ona keza. Ama duymazdı onun ne dediğini köseli nenemiz. Yıllarca ölümü beklemekle geçen bir hayatın ahiret mutluluğuna adanmış bir ömürdü onunkisi.
Ne zaman gönlüne hicran düşerse,
Ne zaman dertlerin seni aşarsa,
İstekler olmaz da hedef şaşarsa,
“Alnıma yazılmış” demesini bil.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!