Sanki evvel ki yaşantımda ki iyiliklerimin kazancıydı bu dünya!
Melek ruhuyla etrafımı sarmış insanlarla uyandım bu hayata. Hepsi birbirinden önemliydi elbette ama ismiyle müsemma Ruhunun zerafetinde Nerminlik beden bulmuş bir ablam var; Adı Nermin.
Okumayı öğrendiğim o yıllarda Şiirleriyle hayattan bir yol edindim. Yıllarca onu yaşadım, onu tanıdım, onu hissettim, onu dinledim, onu okudum. Bir örnek teşkili ablam. Her güzel şey onda birikmiş. Biz onu tanıdıkça o yeni güzellikler katıyordu kendine ve Bu birikimi çeşit çeşit çevresine dağıtan bir distribütör gibi.
Yaşım Otuz beş, son yıllarda ''anlatmak'' kelimesini ''yaşamak'' ile yarıştırdığım çok oldu. Tarih kitapları mı Coğrafya kitapları mı Sözlükler mi dersiniz geçmişten günümüze, dünyanın bir ucundan bu ucuna ölçümler, misaller, kelimeler geliştirdim ama yine anlatamadım. ''Seni yazmak, Seni anlatmak'' diye başlık attığım şiirlerin başlığında kaldı hep, Yaşanıyordu da anlatılamıyordu. Rabbim bize anlatmıştı da yıllar geçtikçe biz anlıyorduk. Yıllar geçtikçe de anlayacağız. ama içimdeki şarkıları şiirleri okuyamayacağım. Sadece adıyla sesleneceğim ''Nermin ablam'' diyerek...
Yine pes ettim...
Dedim ya anlatamıyorum diye.
O kadar çok...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta