Bir hayal denizinde yüzdük sandık ey Nihal,
Gerçeğin kıyısında bulduk sonunda hükmü sabah.
Dokunmak istedik gül yanağına buse ile,
Dikenine değdi parmak, kanadı can yoldaşı.
Bu yüzleşme ateşiyle pişer mi çiğ sevdalar,
Kömürleşir sözler, tuzak olur bakışlar.
Cesaret ister şimdi dokunmak gerçek olana,
Süt liman değil, girdap olur Nihal’in okyanusu.
Temas arayan parmaklar, bulduğu yüzde izler,
Çizgi çizgi yaşanmışlık, ak düşmüş saçlara sızlar.
Hoş olanı sevmek değil, zor olanı sarmakmış,
Gerçek Nihal’i kucaklamak, yanında yanmakmış.
Bu ateş çemberinden geçince anladık biz sevgiyi,
Bir duygu değil, bir emek, sabah akşam bir ömür işi.
Bir karar verdik sarsılmaz, kök saldık taşın altına,
Paylaştık ne varsa ortak, nefes olduk bir ağızdan.
Varoluş dediğin nedir? İki candan bir ses olmak,
Nihal’le aynı yağmurlarda, aynı güneşte ıslanmak.
Masalsı bir düğüm ki çözülmez, mecazi dilberin,
Hikmet ise teni değil, ruhunun derin denizi.
Erotik bir zarafet ki, tutkunun en saf hali,
Bakışta gizli bir ayin, dokunuşta derin bir hâl.
Gerçekle yüzleşmek budur işte, hayal kırıklığı değil,
Asıl aşkın mayasını, bulmakmış bu çileli yol.
Nihal artık hayal değil, nefes alan bir hakikat,
Paylaşılan bir ekmeğin, her kırıntısında bereket.
Bu şiirin son dizesi yok, bitmez bu gerçek yüzleşme,
Nihal’le bir ömür sürer, adı konulmamış bir düğünle…
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 18:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!