Nasıl bir hoyratlık nasıl bir zulüm
Bir dolu bir boşun içine kaldık
Gayrısı yoktur, yalnız Hâk'ka kulum
Makamın mevkinin hiçine kaldık
Hangi yana dönsem başa vurulur
Hangi yana dönsem biran şaşırıp
Bakıp bakıp, izliyorum öylece
Şu garip sine'ye sızı düşürüp
Dalıp dalıp, gidiyorum öylece
Böylemi olacak devrin ahvâli
Güne başlarken umutlarım
Dağlarımda papatyalar solmuş
Kan çiçekleri açmış her taraf
Heryan kızıla boyanmış
Ey hayat..
Bir kardelen çiçeği umudum vardı
Eriyen karlar altında
Bir ışık hüzmesine hasret
Çığ tutmuş karlar altında
Heyhatt...
Hayallerine küstüğüm bir hayatın
Umutları mı kalır..
Kaygılarım artıyor gittikçe
Heveslerim de kırıldı...
Zemheride dondu sözlerim
Şaşırıp kaldım hangi yana dönsem
Bakıp durdum , bulamadım öz kayıp
Susulur mecliste divana girsem
Dudak durur, diller ahraz söz kayıp
Vurulunca doğrulara kilitler
Hayat ibret, ders netice
Okumalı lisan hece
Visal'i yâr ile gece
Hemhal olmak yeter bana
Kelamullah sonsuz ışık
Ve şehir yine kendini unutturuyor…
Gecenin koynuna gizlenen kaldırımlar var
her taşında bir suskunluk,
her suskunlukta bir yarım kalmışlık…
Camların ardından sızan loş ışıklar
Nasıl vasvedeyim sana kendimi
Yerle yeksan olmuş bir haldeyim
Sığmam sınırlara yıkar bendimi
Katrelerde coşmuş gör seldeyim
Boynumda yafta gezer diyar diyar
Vardım bir ülkeye yüz on dört ili
Yalnız konuşulur gerçekler dili
Elli dört yasası var değişmez
Has bahçe içinde nübüvvet gülü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!