Acı çaldı mı bir kere gönlün kapısını,
Sessizce süzülür içeri, davetsiz bir misafir gibi.
Odalar buz keser, ışıklar birer birer söner,
Yürekte amansız, sessiz bir fırtına kopar.
Dün gülümsediğin ne varsa uzaklaşır senden,
Gökyüzünün mavisi çekilir, griye döner her yan.
Bir buruk sızı oturur boğazının tam ortasına,
Ne yutkunabilirsin, ne de haykırabilirsin avazın çıktığı kadar.
Anlarsın ki hayat, sadece baharlardan ibaret değilmiş;
Yaprak dökümü de varmış, gecenin en zifiri karanlığı da.
Gözlerinden süzülen her damlada bir anı gizli,
Her damlada kırılmış bir umut, yarım kalmış bir rüya saklı.
Ama dinle kalbim, dinle ey yorgun gönlüm...
Toprağa düşen yağmur gibi, acı da besler insanı.
Hamken pişirir, kırılan yerlerinden daha güçlü kılar seni.
Her gecenin sonunda sökmez mi o mağrur şafak?
Bırak çalsın kapını, bırak girmesini bilsin.
Acıyı hissetmek de yaşamanın bir parçası değil mi?
Ağla gerekirse, dök içindeki o ağır yükü,
Çünkü hüznünü kucaklamayan, sevincin kıymetini hiç bilemez.
Bir gün o kapı yine çalacak, bu kez umutla,
Rüzgar yine senin için taşıyacak bahar kokularını.
Gönlündeki yaralar birer iz olarak kalacak belki,
Ama sen, o izlerle daha derin, daha mağrur seveceksin hayatı...
Mustafa Çeker
Kayıt Tarihi : 18.10.2026 16:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!