Neler yaşamış kalbim, neler anlatmış ellerim..
Yazdıklarımı okuyunca geçmişimle yüzleşiyorum.
Özlüyorum, düşünüyorum, üzülüyorum..
Anlatacak güzel bir şeyim olmamış hiçbir zaman.
Dert etmişim ne var ne yoksa içime.
Yaşamayı zorlaştırır düşünmek, mutlu olmayı engeller sorgulamak.
Öylesine yaşamak gerekiyor bu hayatı, umursamadan..
Bilmemek gerekiyor her şeyi, izlememek.
Çünkü o zaman sorgulamaya başlıyor insan.
Nedenler, nasıllar tükenmiyor, soru işaretleriyle doluyor kafan.
Hayatta her şeyin mümkün olmadığını anlıyor, aslında ne kadar güçsüz olduğunu çıkarıyor ortaya.
Toz pembeyi bulup yerleştirmek lazım gözlerimizin önüne.
Öyle yaşamak lazım bu mecbur olduğumuz hayatı..
Desekte her geçen gün gerçekler tokat gibi vuruyor suratımıza.
Yazılışı ‘aşk’ olan şeyin yaşandığı zaman ‘acı’ olduğunu öğreniyor önce küçük kalbin.
Masumiyet denilen şeyin küçük bir delik olduğunu...
Paranın her şeye sahip olduğu dünyada, senin hiç bir şeye sahip olmadığını anlıyorsun.
Bunları gördükten sonra büyüdüm diyorsun belki ama o işte maalesef öyle olmuyor.
Sen ne zaman artık büyüdüm dersen, karşına çıkan şeylerle aslında büyümediğini anlıyorsun.
Sevgilinin olması, bekaretinin alınması, evlenmen hatta çocuk sahibi olman dahi büyüdüğün anlamına gelmiyor çocuk.
Çektiğin acı kadar yaşın vardır, bacaklarını açtığın kadar aşkın..
Kalbinin orta yerine oturan o acılar gitmez hiçbir zaman, yüreğin unutmaz yapılan hataları.
Eğer hala büyümediysen inanmaya devam edersin insanlara, belki de yalnızlığından..
Yalnızlık öyle lanet bir şeydir ki, nerede ne kadar yapmayacağım dediğin şey varsa yaptırır sana.
Ne kadar sevmeyeceğim dediğin adam varsa sevdirir..
Hiçte kolay değildir..
Sevmeyeceğim dediğin bir adamı sevmek, nefret ede ede sevmek..
Hani derler ya nefretle sevgi arasında ince bir çizgi vardır diye, yalan..
Çizgi falan yoktur aralarında, insan ikisini de aynı anda yaşayabilir.
Hemde öyle bir yaşar ki, daha önce yaşadıkları aşk mı diye dönüp bakar.
Dediğim gibi aşk demek acı çekmek demektir her zaman.
Acı çeke çeke sevmek..
İnsan kendinden bu kadar mı nefret eder ki bu şeyi yaşamaya devam eder.
Vazgeçemez.
Vazgeçmez.
Kendine saygın kalmayana, gururun ‘g’ sini bırakmayana kadar devam eder.
Buna rağmen, hayattaki en büyük acısı aşk olmalıdır insanın.
Daha önce bir şey yaşamamış birine göre zaten en büyük acısı aşktır!
İşte o zaman dönüp sormak isterim onlara, annesinin toprağa ne kadar yakıştığını bilirler mi acaba..
Hikayedir dimi insanlara göre, anneler hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarız.
Ama yalan.
Öyle bir ölürler ki, geride yaşanacak ne varsa peşlerinde götürürler.
Öyle bir ölürler ki, azraille taşak geçecek cesareti bulur insan.
Bundan daha fazlası var mıdır acaba hayatta?
Eğer varsa onu da yaşamadan ölmek istemem.
Gerçi Tanrı acılarını üzerime salmak konusunda pek cömert.
Yaşatacağından şüphem yok o yüzden.
Kayıt Tarihi : 7.7.2015 17:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)