Güneş,sokağımı çoktan bırakıp gitmişti.
Lambaların sarı ışıkları,asfalta yol adını veriyordu.
Kaldırımlar,yollardan kısa bir ömür kadar yüksekti.
Ben balkonda oturuyordum.
Sessizlikti.
Geleceğe atılıyor bombalar
Ve ölen her çocuk,arkadaşına bırakıyor vasiyetini
Dolar sayıp tetiğe basan mahluklar,vurabilir mi rüzgarı?
Tanklar bulutları durdurabilir mi?
Bombalar güneşle başedebilir mi?
Yağmur benden önce yapmış hesabını
Kendimden önce adım gitmiş cadde boyuna
Gençlik gözyaşlarından sonra beyhudedir hayat
Sürüklenip gidiyorum akan suyla
Cadde boyunda bir oluğun koynunda
İstesem de yalnız kalamam ki ben
Sabah caddenin orta kaldırımında oturan dilenci çocuk
Dün okul bahçesinde düşen öğrenci
Geçen ay söyleşisini dinlediğim yazar
Kastamonu'nun köyü hep içimde
Ormanın ortasından o dere nasılda usulca akardı
Başımıza pembe kar düşecek bu kış
Hem de yeni yıla girerken
Iyi dilek değil coğrafi olay bu
O kadar kan aktı ki toprağa
Yıkandı sonra caddeler
Bir kısmı kurudu kanların
Hayalin de bir ağırlığı olmalı.
Hiç değilse hava kadar...
Sen diyemesem de
Elini tutamasam da
Gözlerine bakamasam da
Antikacı rafında tozlanmış
porselen fincandan
hayallerim var sevgilim.
Pirinç şamdana
arkadaş.
Bir masada
Kalbimin bu gece duracağını bilsem
Söyleseler saat 03.13 te duracak diye
Her akşamki gibi hüzünlenir
Bir kadeh fazladan şarap içer
Usulca dalardım uykuya
Son saatlerimde uyanık kalıyım
Dolmayacak kabul ediyorum
Sanki hep 23 yaşındaymışım da
Göğsüme dayamışım tirbişonun demir, sivri ucunu
Çevirip çevirip çıkarmışım kalbimin ortasını
Patttt! İşte çıktı
Hüzünle değil alkışla kutluyorum bu yuvarlak boşluğu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!