Diyorum ki; şu yıldızlar gökyüzüne çok yakışıyor. Diyor ki; çünkü aralarında bizim yıldızımız var. Diyorum ki; çiçekler bahçelere ne kadar çok yakışıyor. Diyor ki; toprağına elimiz değdi. Diyorum ki; dünya neden böyle güzel. Diyor ki; içinde birbirini seven biz varız. Biz umuduz. Hani biz neredeyiz? Kayıp mı olduk kötülükler arasında?
Hayır, hayır sus, sus öyle deme, dedim. Vakit geceydi. Kaldır başını göğe, dedim. O başını kaldırınca bende uykumdan uyandım. Kâbus gibi bir düştü. Pencereyi açtım, sandalyeye oturdum. Dün gece solan çiçeğimin yeniden açtığını gördüm. Ve o duysun diye kalbimin en ücra köşesine seslendim:
Oysa ben umudu, karanlık mahzenlerden kurtarıp kalın kalın kitaplar arasında büyüterek ay ışığıyla süslenmiş semaya saklamıştım. Güneşle kaybolup geceleri ışıl ışıl parlayan bir umut olmuştun. Adını ben koymuştum. Adın benim yarınımdı. Avucundaydı sana kelepçelenen kalbim, tir tir titrerdim. Vişne renkli akşamüstlerinden bile daha kırmızıydı, kanlıydı kalbim, semadaki siluetini izleyip uykusuz kaldığım gecelerde kanlanan gözlerimden daha kanlıydı.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta