Seni bana anımsatan,
O kadar eylemsellik var ki buralarda.
Ummadığım anda buradasın.
Söküp atamamak seni şu gönlümden.
Nefret açsa da kahroluşlarım.
Bana o kadar uzak,
O kadar da yakınsın..
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Ah Sevgili Metin;
Tesadüfün de bu kadarı! Daha önce anlattığım benzerliklerimizi hatırlar mısın?
Acaba biz seninle, aynı ruh ve aynı kaderin, kadın ve erkek formu muyuz?
Dehşet bir tesadüf ve tarih! Benimkine bakar mısın?
29 Mart 1989!
Sisli, puslu bir Ankara gününü, Belpa’da önce öfke ve kavgaya, ardından da, milyon yıllık bir tatlı esarete çeviren ve şimdilerde, buruk bir “Tebessümümde” ve “Gözyaşımda” belki de, mutluluğa çeyrek kala, yarım kalmış anıların, yaşadım dediklerimin ardından kalan tek tarih!
Ve ben, yıllardır hep günün esiriyim, sen misali!
Ve Beyzanur’una da neden gelemediğimi bilir misin?
Bizim de vardı bir Beyzanur’umuz!
Bir gün, bir parkta yakalamıştı bizi…
Adı mı?
Elif!
O yaşından hiç beklenmeyecek edalarla, sorular soran,
O keskin ve cevap bekleyen gözleriyle yüzümüze bakarken,
Bizi bilmeden, olduğumuz yere çivileyen, Elif…
Var ola, o eşsiz kalemin!
Sevgilerimle…
Bu çağa uygun dizeler için , kutlarım Şair kardeşim ! . . .
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta