206 Şiiri - Serkan Işın

Serkan Işın
5

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

206

1

Şehre bu yağmur bulut fabrikasından iniyordu

İlk mısrayı onların arasında düşündüm,

Şimdi burada çiziyorum üzerini.

Şehre bu yağmur bulut fabrikalarından iniyordu,

Beni görenler kıskıs gülecek elbet -yaratmanın tedirginliğe olan bu ilgisi, gözlerime belli belirsiz bir tik peydahladı-

ben şimdi bir otel odasında olmak istiyorum

-hani şu senin yerine dikilen-

yağmur işçilerini dinlemek istiyorum, sesi ustraya benzetilebilen Jacques Brel’in ağzından,

oysa durum eşdeğeriyle yan

koca bir fakültenin kirli, gri saltanatında te(n/b)eşir tozlu sınıfın içindeyim ola ki zaman ›? yerimi sabitlesin formüller

postulalar

bir otel odası dedim ya, aldırma sen kişinin kubbesi yekpare olunca, kabesi zindandan…

“beter” diyeceksin biliyorum:

..........
..........

Serkan Işın
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Boyacı Halil
    Boyacı Halil

    1.

    Şehre bu yağmur bulut fabrikasından iniyordu
    İlk mısrayı onların arasında düşündüm,
    Şimdi burada çiziyorum üzerini.

    Şehre bu yağmur bulut fabrikalarından iniyordu,
    Beni görenler kıskıs gülecek elbet
    -yaratmanın tedirginliğe olan bu ilgisi, gözlerime belli belirsiz bir tik peydahladı-

    ben şimdi bir otel odasında olmak istiyorum
    -hani şu senin yerine dikilen-
    yağmur işçilerini dinlemek istiyorum,
    sesi ustraya benzetilebilen Jacques Brel’in ağzından,
    oysa durum eşdeğeriyle yan
    koca bir fakültenin kirli, gri saltanatında
    te(n/b)eşir tozlu sınıfın içindeyim
    ola ki zaman ›? yerimi sabitlesin formüller
    postulalar

    bir otel odası dedim ya, aldırma sen
    kişinin kubbesi yekpare olunca, kabesi zindandan…

    “beter” diyeceksin biliyorum:

    DMÖ’nün rahatsız sandalyelerini seçtik her zaman
    Sevişmek için
    Kucağıma gelmek için binbir oyun yaptın
    -kapıyı kapat lütfen derken dudakların titredi-
    sınıf aldırmadı bu yüzüne kemanderisikazınmış
    sahte oyunculuğuna
    korkuyla kapattım kapıyı ve olası bir
    müstahtem baskınında zaman kazanmak için
    loş köşelere ayna tuttuk.

    “ayna kırılmaksa” dedin dudaklarını kapatırken
    dudaklarıma
    kalçaların kucağıma yerleşti: erotik
    sonrasız bir düş yığını tahtaya ilişti gözlerim
    titredim koridorda biri var dediğinde, inleyerek.




    2

    annem görse her halde ders notlarımı mısralara kiraladığımı
    fatihasını, başına beyaz bir parşömen öterek okurdu
    -az önce kapıyı gözledim
    sarkacın bütçesini ısrarla yokluğun bütünlüyordu-
    kapıdan geçen kadın seslerine kulak kabarttım,
    tenimi geriyor bu ses hızının ince iğnesi,

    koridorda, labirente benzeterek, izlediğim yolu
    gerisin geri tekrar yürüdüm kafamda, otururken

    yağmur durdu.

    “ben gidiyorum” repliğini kızgın hademenin ağzından
    senin dudaklarına yapıştırdım, közlü ve isli bir kültablasıyla
    kelimeler önce hizalarını yadırgadı,
    sonra dudaklarının dokusuna yapışan her kelime gibi,
    terkediş ‘e gergeflediler kendilerini


    içim acıyor: fîtrat?






    3

    şehirde ancak traktör tepesinden farkedebileceğin
    bulutlar var,
    asî bulutlar bunlar
    yaşadığın şehrin izbeliğine yakışan bulutlar
    -az önce kalemi izledim ben’den bağımsız kağıt üzerinde-
    içeri giren biri, çıkan binlercesini ürküterek
    tekliğimi belgeledi (az önce).

    4

    işlek ve kalabalık bir oyuk burası
    amacından sapmış yüzlerce tedirgin karaadamı ve kadınının
    uğrak yeri.

    Ben ziyaretçiyim.
    Gölgesi diğerlerinin gölgesinden uzun olmayan
    Hançeri doğum izi gibi
    Bacaklarında saklayan
    Gölgesini yazgısından
    Ayıran tek gövde: pusulası kahır olan sevgilin.

    ***


    VAY ANASINI BABOO...VAY VAY VAY.........

  • Ece Karaboncuk
    Ece Karaboncuk

    Bu kadar bol soru işaretli olmak kader mi?
    Devam, devam, başaracağız...

  • Ece Karaboncuk
    Ece Karaboncuk

    Bu kadar bol soru işaretli olmak kader mi?
    Devam, devam, başaracağız...

TÜM YORUMLAR (3)