KALMBİMİN KIYISI
Kimsenin kaderine taş atmadım ben,
Herkes kendi gecesinin içinde başka türlü üşüyordu.
Yalnızca kendi yaralarıma eğildim,
Bir kuşun kırık kanadına bakar gibi, sessiz ve uzun.
ANNE, O GÜN
Bir gün anne,
Fabrikaların paslı kapılarından yalnız işçiler çıkmayacak,
Yıllardır içeride tutulan sabahlar da çıkacak.
Madenlerden kömür değil, karanlığa direnen yüzler yükselecek.
GÖLGENDEN YÜZÜNÜ SEÇEMİYORUM
Gölgenden Yüzünü seçemiyorum.
İlk gördüğüm günkü simanı unutamadım.
Zaman, nice yüzleri silip götürdü benden;
GÖLGE YANILGISI
İçimde, asırlık çınarların kökünden sızan o serin sızı,
Her yaprağında senden kalma bir ayazın izi gizli.
Dilimde, sustukça büyüyen bir nehrin uğultusu,
Gözlerimde, ellerinle yıktığın o eski şehrin tozu.
BİR SÜRGÜNÜN ALFABESİ
Hüznüm; Cizre surlarında rüzgârın emzirdiği bir yalnızlık,
Açlığım; fırtınada unutulmuş bir buğday tanesi,
Sabrım; Munzur’un gözelerinden sızan o bin yıllık dilsizlik
Korkum; sınırlara gerilmiş dikenli tellerin soğuk pası
GÖNÜL ÇELEN
Gözlerimin nuru, geldin sonunda
Gönlümün aşkı, güneş gibi doğdun yolumda
Her an inletirsin beni bu canımda
Başımızın üstünde yerin var, hoş geldin.
DEDİM Kİ MÜZİSYENE!
Dedim ki müzisyene!
Bahardır, dedim kulaklarımın dibinde sesini çıkarma
Hem gece hem gündüz!
AYNALAR VE TACİRLER
Heybemde kırık aynalar, dilimde yollardan kalma toz,
Menzilsiz bir firari gibi geçtim o kalabalık sevdalardan.
Göğsümde faili meçhul bir sessizlik,
Bir de hiç dokunulmamış, bembeyaz bir kâğıt lekesi...
YİNE BEN OLACAĞIM
"Seviyorum" de ve adımla sonsuzluğa,
Uzaklaş, haritaların bittiği o son sınıra...
Güneşin doğmayı unuttuğu o kuytu yamaca varınca,
Gölgeni bıraktığın her boşlukta yine beni bulacaksın.
EKSİLEN TARAFIM
Geçeceğini biliyordum fırtınanın,
Yaralarımın kabuk bağlayacağını da.
Gülecektim elbet bir gün yeniden,
Eksilmeyecekti merhametim, biliyordum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!