Sivas'ın Gemerek ilçesinin Karagöl köyünde Almanya'ya ilk giden gurbetçi bir babanın kızı olarak dünyaya geldim .İlkokul ve ortaokul kendi köyümde, liseyi devlet yatılı okul sınavını kazanıp Sivas merkezde okudum.Liseden sonra 1996 sonra başlayan üniversite hayatım Atatürk üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümü,Eğitim fakültesinde pedogojik formasyon ,Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi sonrasında Ahmet Yesevi Üniversitesi Sağlık Kurumları İşletmeciliğinde Yüksek lisans eğitimi aldım.Uluslararası Kalite Yönetim Sistemi İç Denetim Uzmanlığı ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi İç Denetim Uzmanlığı,Çevre Yönetim Sistemi İç Denetçiliği eğitimlerini alarak tecrübelerime
kattım.Yaşadığım sürece öğretim ve eğitim sürecim bitecek biri değilim.Öğrenmeyi görev edinen öğrendiklerini yorulmadan öğreten yanımla yaşamı idame eden biriyim
Eserleri
Elif gibi Züleyha ,Nefes Alamıyorum
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!